İKLİM KRİZİ İŞÇİ SINIFININ KRİZİ Mİ?

ÖNDER ALGEDİK

1800’ler işçi sınıfının önce atölyeleri doldurduğu, sonrasında da koca fabrikalara geçmeye başladığı o muazzam dönüşümün yüzyılıydı. O dönemde bir çevre sorunu işçi sınıfının doğrudan sorunuydu. Henüz üretim zincirleri bugünkü düzey kadar uzun ve karmaşık değildi. Dolayısıyla çevre kirliliği yaratan bir unsur var ise işçiler doğrudan etkilenen tarafı ve dolayısıyla müdahale edebilen öznesiydi. Yani çevre meselesi işçi sınıfının doğrudan meselesiydi.

Devamını Oku

DEVLETİ GERİ ÇAĞIRMAK (MI?)

SİNA GÜNEŞ

Üzerinde yaşam olduğu bilinen tek gezegen olan Dünya 6. kitlesel yok oluş ile karşı karşıya. Bu yok oluş, tarihin hiçbir aşamasında olmadığı kadar gözlemlenebilir ve açık bir şekilde, üstelik engelleneceğine adeta desteklenircesine her geçen gün kaçınılmazlaşmaktadır. Buna söz konusu etkinin her yerde ve her dönemde benzer şekilde ortaya çıkmaması ve asıl sorumluların çözüme yanaşmaması da eklendiğinde, insanlığın sebep olduğu halde çözüm üretmediği bir yok oluşa giden ilk tür olacağı söylenebilir.

Devamını Oku

‘KIRILDI KÖYÜMÜZÜN GENÇLERİ’

ÖZER AKDEMİR

 Kaz Dağı’nda 200 bin ağacın kesildiğini gösteren fotoğraflar, özellikle sosyal medyada hızla yayılmaya başladığında aslında yıllardır yapılmak istenen bir şeyi de kısa zamanda başardı. Kaz Dağı’nı talan etmeye soyunan altın madenlerine karşı direnişin geçmişi on yılı aşıyordu ama tepki hiç bu denli yüksek ve kararlı olmamıştı.

Devamını Oku

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE KAPİTALİST TARIM-GIDA SİSTEMİ

ATAKAN BÜKE

Görece uzun bir zamandır Türkiye’de gerek siyaset alanının gerekse akademik/entelektüel tartışmaların uzağında yer alan tarım ve gıda ilişkileri, bir süredir yeniden ilgi odağı haline gelmiş durumda. Tohumdan tarımsal araştırma-geliştirme faaliyetlerine, üretim süreçlerinden kamu politikalarına, gıda ürünlerinin küresel ticareti ve dolaşımından tükettiğimiz gıdaların güvenilirliğine, biyoloji ve genetik alanlarından ekoloji ve iklim tartışmalarına, beslenme ve halk sağlığından gıda kültürü ve toplumsal kimlik alanlarına uzanan geniş bir yelpazede tarım ve gıda ilişkileri yoğun bir tartışma konusu olarak karşımıza çıkıyor.

Devamını Oku

HARİS RUHLAR, MORÖTESİ YALNIZLIKLAR, PARANOYAK EVRENLER

HÜSEYİN KÖSE

Animal laborans sadece molalara aşinadır,

derin düşünceli bir dinlenme bilmez.”

Byung-Chul Han

Karanlık ve haris yanlarımızı anlamaya ve kıyasıya ışıtmaya çalışma çabamız yüzündendir belki de mukallit ve mukadder geleceği daha okunaklı kılmaya adanmış girişimlerin hayali durmadan bir paranoyadan diğerine sürüklemesi. Ne ki, hiçbir şey aydınlatamaz gerçekte içine kopkoyu bir külçe gibi çöreklendiğimiz o morötesi geceyi. Nedeni de şu ki, her şey öngörülebilir ve açık seçik bir zaviyeye eriştiği anda bile, “görünürlüğün tuzağa dönüştüğü” o bildik Bentham’cı panoptik düzenin varlık zincirine ipotek koyan kötücül muhasebesi başlar yeniden. Doğa ve onunla birlikte insan doğası optimumu ve mükemmeli hedefledikçe, yeni baştan bir vasata toslayan aklın vahşetine kapılır; bu andan itibaren artık ileri değil, çok ileriye gidilir, neredeyse taş devri kadar geriye… Bu, huzursuzluğun hamuruna öylesine köşeli çentikler atmış bir akıldır ki, tüm yaşam alanlarını ve doğal kaynakları tükettikten sonra bir daha asla ot bitmeyecek topraklarda fenni gıda kapsüllerinin ardına düşer, ruha güvenli ve huzurlu bir sığınak oluşturan her barınak ve mıntıkayı yakıp yıktıktan sonra bile kozmik binaların, biyomorfik evlerin düşünü kurar.

Devamını Oku

İKLİM KRİZİ VE YÜKSELEN KÜRESEL İKLİM HAREKETİ

BENGÜ AYDIN DİKMEN

 Dünyanın her yerinden gelen yangın, sel, fırtına, kuraklık haberleri bize artık iklim krizinin uzak bir ihtimal değil bizzat içinde yaşadığımız bir gerçeklik olduğunu gösteriyor. Bu krize sebep olan sera gazı emisyonlarının devam etmesi, ormanların ve tarım arazilerinin yok edilmesi ve en önemlisi sanayileşmiş toplumların tüketim kültürünün tüm unsurları iklim krizinin nedenleri. Bu sebepleri azaltmak için küresel düzeyde yapısal değişikliklerin önünü açacak siyasi irade gerekiyor. Peki, şimdiye kadar iyi bir karne verdi mi siyasiler?

Devamını Oku

SOVYETLER BİRLİĞİ’NDE İKLİM ÇALIŞMALARI

NEDİM YILMAZ

İklim değişikliği üzerine yapılan çalışmalar günümüzde hız kesmeden devem ediyor. Belirli periyotlarla iklim değişikliklerinin gelecekte nelere sebep olacağına dair varsayımlar ve bunlar üzerine gelişen bilimsel teoriler üretiliyor. Asya iklimi konusunda geçmişte kapsamlı çalışmalar yürüten Sovyetler Birliği’ndeki bilim insanları bu konuda büyük başarılara imza attı. Özellikle İkinci Dünya Savaşı’nın ardından hız kazanan iklim çalışmaları sosyalist ekonominin gelişimine katkı sunarak bilimsel faaliyetlerde pratik bir şekilde kullanıldı. Sovyet Bilimler Akademisi bu kapsamda yürütülen pek çok projeye destek verdi. Sovyetlerin geniş coğrafyasındaki iklim değişikliği çalışmaları ve doğanın dönüşümünü ilgilendiren incelemeler büyük gelişme gösterdi. Bu bilgiler ışığında Sovyetler Birliği’nde iklim çalışmaları tarihine bir göz atalım.

Devamını Oku

ANTİK HEYKELLER KARŞISINDA RENK KÖRLÜĞÜ/ BEYAZ FETİŞİZMİ VE IRKÇILIK

CİHAN KOREL TOPAL

Grek heykel sanatı, Arkaik dönemin özellikle ortalarında MÖ 550’lerden başlayarak, Klasik dönemde zirvesini bulan örnekleriyle, Rönesans’a açılan zamanlar da dâhil, geçmişin belirleyici tarihsel bütün dönemlerinde, insan vücuduna ilişkin estetik yargıları belirlemiştir. Bedensel ölçüler, kaslar, organların birbirine oranı, jest ve mimikler heykel sanatının normları olarak kabul edilmiştir. Bunlar dışına çıkarak ya da kırarak, başka türlü yorumlayarak da heykel yapılabileceğini göstermek isteyen pek çok büyük sanatçı çıkmış ve konuya ilişkin önemli bir tartışma literatürü oluşmuştur.

Devamını Oku

HAKAN GÜNGÖR: ÖYLE MAHALLELER O YILLARDA DA YOKTU

SÖYLEŞİ: BURAK BAĞÇECİ

Araştırmacı Yazar Hakan Güngör’ün ikinci kitabı Biz Güzel Bir Aileyiz okurlarla buluştu. Parola 555K’dan sonra çıkardığı yeni kitabında Güngör, Yeşilçam’ın “aile” temalı filmlerini ve bu filmlerin görünmeyen yönlerini ele alıyor.

Devamını Oku

BEBOP CAZ: ASABİ, HUZURSUZ VE TAŞKIN

NAZLI TOPRAK

Kalın çerçeveli siyah gözlük, keçi sakal ve bere… 1940’ların başında, müzik yapısı yanı sıra özgün dış görünüşlü müzisyenlerin geliştirdiği Bebop’un cazın geleneksel bir müzik türü mü, isyankr bir alt kültürü mü olduğu hâlâ tartışılmaktadır. “Cazı anlamak için Bebop’u anlamak gerekir. Bugün yapılan müziğin temeli özde 1940’larda ve 1950’lerde çalınmış olanlardır. Her biri Bebopçudur.” demiştir bir caz tarihçisi.

Devamını Oku