BİR EDEBİYAT TUTKUNU VE ELEŞTİRMEN OLARAK ENGELS

AYDIN ÇUBUKÇU

Engels’in adı, kopmaz bir biçimde K. Marx’a bağlanmıştır. Bunun tek nedeni, düşünce tarihinde benzeri bulunmayan bir biçimde iki büyük düşünürün birlikte bir sistem yaratmış olmasıdır.

Devamını Oku

ENGELS, KADIN, AİLE

SİBEL ÖZBUDUN

“Özgürlükten yanayız ve bunun,

kökeni ve biçimi ne olursa olsun,

ister dayatılmış, ister seçilmiş olsun,

kralcı ya da cumhuriyetçi olsun

herhangi bir iktidarın varlığıyla

bağdaşmayacağına inanıyoruz…

Eşitlik olmadan özgürlük olamaz!

Bizim istediğimiz eşitlik,

özgürlüğün önkoşulu olan fiili eşitliktir!”[1]

Devamını Oku

ÖRGÜTÇÜ, STRATEJİST, MİLİTAN: FRIEDRICH ENGELS

OLCAY GERİDÖNMEZ

Çünkü Marx her şeyden önce devrimciydi. Onun asıl misyonu kapitalist toplumun ve bu toplumun var ettiği devlet kurumlarının yıkılmasına; ilk kez onun sayesinde kendi konumunun, ihtiyaçlarının ve hangi koşullar altında kurtulacağının bilincine varan proletaryanın kurtuluşuna katkıda bulunmaktı. Mücadele etmek onun mayasında vardı. Ve o eşine az rastlanır bir tutku, azim ve başarıyla mücadele etti.[1]

Devamını Oku

MARX’TAN VASİYET, ENGELS’DEN MİRAS: AİLENİN, ÖZEL MÜLKİYETİN VE DEVLETİN KÖKENİ

GÖKSEL AYMAZ

Daha 1844’te, 24 yaşındayken, usta bir sosyolog titizliğiyle yazdığı İngiltere’de Emekçi Sınıfın Durumu kitabında kendini göstermeye başlayan capcanlı bir bilim merakı vardır Friedrich Engels’in. Tam kırk yıl sonra, 1884’te yazdığı Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni adlı kitabı, Doğanın Diyalektiği (1873) ve Anti-Dühring (1876) ile sürmüş olan bu ilginin son ürünüdür.

Devamını Oku

ENGELS’İN DOĞDUĞU DÜNYA: BİZİM ŞAKACIĞIMIZ NEDİR Kİ!

BARIŞ AVŞAR 

Karl Marx 1818’de ve Friedrich Engels 1820’de doğdu. Doğdukları dünya kapitalizmin doğduğu ülkelerden taşarak bütün dünyayı sömürmek üzere sürekli yeni hamleler yaptığına tanık oluyordu. Ama yine aynı dünyada insanlığın modern çağda yazılacak hikâyesinde sömürüye karşı çıkışın öncülüğünü yapacak yeni bir sınıfın ve onun mücadelesinin kendini göstermeye başlayacağının emareleri de izlenebiliyordu.

Devamını Oku

24. İSTANBUL TİYATRO FESTİVALİ SEYİRCİSİNİ BEKLİYOR

KÜBRA YETER

Pandemide tiyatrolar devletin göstermesi gereken desteği bir türlü bulamazken yine de ayakta kalmaya çalışıyor ve sanat ısrarını sürdürmeye devam ediyor.

Devamını Oku

ŞANOYA KURDÎ DÊ BIJÎ, DIGEL WE!: KÜRTÇE TİYATRO YAŞAYACAK, SİZE RAĞMEN!

AYŞEN GÜVEN

“Herhangi bir dilin yaşaması olanaktır” demek kuşkusuz doğru bir ifade. Yanı sıra “Her dil bir bir zenginliktir” cümlesi de öyle. Gelgelelim bu sağlamayı yapmak bile ev sahibi edasıyla sesleniyormuş gibi oluyor çoğu zaman.

Devamını Oku

TARİKATIN YOLU NASIL İŞLEDİ?

BARIŞ AVŞAR

Sözcük anlamı Türkçeye ‘izlenecek yol’ olarak çevrilen ‘tarikat’ı, İslam Ansiklopedisi,  “Tasavvufta Hakk’a ulaşmak için benimsenen usul, tutulan yol” diye tarif ediyor. Ediyor etmesine de, İslam’ın doğuşunun hemen sonrasında türlü çeşit ‘yol’ ortaya çıkıyor. ‘Yol’ tek değil yani. ‘Asr-ı saadet’in (peygamberin yaşadığı yıllar) ardından halifelerin seçim süreçlerinde baş gösteren iç anlaşmazlıklar, bir din devleti olarak giderek büyümenin ve güçlenmenin gölgesinde kalıyor başlangıçta.

Devamını Oku

OSMANLI İNSANI DİNDAR MIYDI?

ULAŞ TÖRE SİVRİOĞLU

Bütün iktidarların kendilerine tarihsel dayanaklar aradıklarını biliyoruz. Ancak bu çaba tarihin büsbütün çarpıtıldığı bir aşamaya vardığında, artık tarihin kendisinin bugünün hizmetine koşulduğu yeni bir merhaleye de geçilmiş olunuyor.

Devamını Oku

TARİKAT, ‘İSTİSMAR’ VE ‘IBAN’: NEOLİBERAL VE NEOİSLAM

HAKKI ÖZDAL

Pek çok kişinin, küçük balıkçı teknelerinin pat pat sesli motorlarından tanıdığı Pancar Motor, Türkiye’nin ilk “milli motoru”nu üretmek üzere kurulmuş bir şirket olmasının yanı sıra siyaset ve tarikat ilişkisinin zuhur ettiği tuhaf mecralardan da biriydi… Bu konudaki tevatürlerden bir arka plan derlemeye çalışalım önce.

Devamını Oku