EKİNSU DEVRİM DANIŞ: İRAN HALKLARI KENDİ RENGİNİ ARIYOR

Uyanın uykudan işçiler

Emekçi halk, köylü yığını

Ey, köylü yığını.

Ey rençperler, uyanın gençler ve yaşlılar, ayaklanın.

Ey, ayaklanın.

Kurun kendi cumhuriyetinizi bütün dünyada!

Ey, kurun bütün dünyada![1]

 

Bu dizeler, yaşamı sürgünlerle geçen İranlı sosyalist şair Lahuti’ye ait. Lahuti’nin “ayaklanma” şiiri sınıf hareketine yönelik iyi niyetli bir temenniden çok daha fazlasına işaret ediyor.

Devamını Oku

KIVANÇ SEZER: KÜÇÜK ŞEYLER POLİTİK BİR FİLM

2016 yılında 51. Karlovy Vary Film Festivali’nin ana yarışmasında ilk uzun metraj çalışması olan Babamın Kanatları ile izleyici karşısına çıkan yönetmen Kıvanç Sezer sonrasında birçok ulusal film festivalinde aldığı ödüllerle dikkat çekmişti. Üç yıllık bir aradan sonra sinemaseverler ile buluşmaya hazırlanan Kıvanç Sezer, yeni filmi Küçük Şeyler‘in hem yönetmenliğini hem de senaristliğini üstleniyor. Küçük Şeyler de 54. Karlovy Vary Film Festivali’nde dünya prömiyerini gerçekleştirdikten sonra ulusal ve uluslararası film festivallerinden ödüller ile ayrıldı.

Buket Demir’in Kıvanç Sezer ile Söyleşisi

Devamını Oku

BURHAN KUM: BELLİNİ RÖNESANSI ÇAĞIRIYORDU

Egemenin mürekkebiyle şekillenen tarih yazımı belki de en çok bu coğrafya için  yaşanmışlık engebelerinde tökezledikçe unutturmaya tutunuyor. Günümüzde olsa sayfa sayfa övünç kaynağı olurdu da diyemeyeceğim ama, basınımızın hâli malum, Bellini gibi döneminin en önemli sanat dehalarından birisinin, belki de birincisinin İstanbul’a gelişi de bu unutturma sopasıyla tarih yazarları tarafından savrulanlardan.Ardında bıraktığı Fatih Sultan Mehmet resmi de kimilerince pek makbul görülmüyor zaten. Ne de olsa zamanında aşılamamış ve hala kabullenilememiş  bir bilinç sıçrama eşiğinin izi sayılabilir Bellini’nin ayak izi..

Can Deniz Eraldemir’in Burhan Kum ile Söyleşisi

Devamını Oku

C. HAKKI ZARİÇ: KENAR MAHALLEDE BİR ONUR YAZARI

65 yıllık yazın hayatını geride bırakan Adnan Özyalçıner, 38. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı’nın da Onur Yazarı olarak çıkacak okurlarının karşısına. Daha önce dergilerde kalmış ve kitaplarına girmemiş öyküleri Melih Erzen tarafından derlendi ve  Kenar Mahalleden adıyla buluştu okurla. Manos Kitap tarafından yayımlanan kitapları, yazın sürüveni, baskı dönemleri, arkadaşlıkları, dergiciliği, aşkları ve hayatı üzerine konuştuk Adnan Özyalçıner ile.

Devamını Oku

EZGİ ÖRNEK: KENTİNİN VE KENDİNİN PEŞİNDE

“Bir masada Adnan Özyalçıner

Yenikapı’nın tarihini yazmakta

Şair, nasıl unutursun o günleri?”

Refik Durbaş, İstanbul Hatırası

Panayır’dan  Torik Akını’na öykülerinde İstanbul’la yaşayan ve onunla yaşlanan, sokaktan yana tavrıyla meselesi olan bir yazardır Adnan Özyalçıner.

Devamını Oku

SİBEL ÖZ: TOPAL KESTANECİNİN ÖLÜMÜNDEN SORUMLU YAZAR

“Sessizliği bozmak için. Yalnız bunun için.”[1]

İstanbul Kitap Fuarı (TÜYAP)’ın bu seneki onur yazarı Adnan Özyalçıner. İlk öyküsünü yazalı 66, ilk kitabını yayınlayalı 59 yıl geçmiş usta bir yazarın 2019 yılı Onur Yazarı ilan edilmesi kuşkusuz çok gecikmiş bir paye. İlk öyküsü Bir Garip Adam[2] 1953 yılında İstanbul Erkek Lisesi’nde öğrenciyken arkadaşlarıyla tek sayı çıkardıkları Demet dergisinde yayınlanan Adnan Özyalçıner, 1960 yılında ilk kitabı Panayır ile okurların karşısına çıkar.

Devamını Oku

ROJHAT TURGUT: 50 KOROSUNDA BİR SOLİST

50 Kuşağı’na dair yapılmış en iyi tanımı sanırım kendisi de kuşağın bir üyesi olan Doğan Hızlan yaptı; solistlerden oluşan bir koro. Gerçekten de 50 Kuşağı’nın her yazarı tek başına ve diğerlerinden farklı sese sahip bir solistti. Ama aynı sesi verebilen bir koro gibiydi de. Benzer yönelimlerde buluşuyor, yakın kaynaklardan besleniyorlardı.

Devamını Oku

KUBİLAY ÖNAL*: ADNAN ÖZYALÇINER’İN İLK/SON ÖYKÜLERİNDE MEKÂN

«Sanat görünür olanı yansıtmaz, sanat görünür kılar»
Paul Klee [1]

Resim, yağmur altında ıslandığında yeşil, sarı, kırmızı ve deniz mavisi rengindeki boyaları akar, ortasında kara bir leke oluşturan kalabalık, işte o zaman, dört bir yana dağılır gider.

Ortada ne kırlık, ne de resim kalmıştır şimdi. Yalnızca çamur renginde bir toprak.

Devamını Oku

KADİR YÜKSEL: SUR KAPILARINDA KENTİN ÖYKÜCÜSÜ

Öykücülüğümüzde “1950 Kuşağı” denildiğinde ilk akla gelen öykücülerdendir Adnan Özyalçıner. O kuşağın yeni yazarlarını bir araya getiren, yükünü sırtlayan iki dergiden biri olan “a” dergisinin (diğeri, elbette, Mavi) yürütücüleri arasındadır, hatta isim babasıdır. Erdal Öz’ün tanıklığına başvuralım: “Sonunda harfte karar kıldık. Hiç unutmuyorum; Adnan, işin a’sından başlamamızı söyledi. Derginin adı da ‘a’ oldu. Hem de küçük ‘a’.” (1)

Devamını Oku

FATİH POLAT: ADNAN ÖZYALÇINER’İN GAZETECİLİĞİMİZDEKİ AYAK İZLERİ

ADNAN ÖZYALÇINER, bir İstanbul yazarıdır. İstanbul’un bugün varoş dediğimiz kenar mahallelerini sevgiyle, en ince ayrıntısına kadar edebiyata getirmiştir. Yalın anlatımdaki ustalığı her zaman beni çekmiştir. Psikolojik gözlemleri onun anlattığı kahramanları, tipleri bize sevdirmiştir.

Devamını Oku