AMUR LEOPARI

İLYAS TUNÇ

Blagoveşçensk, Rusya, 17-21 Temmuz 1900

‘Çinli!’ dedi yaşlı bir tayfa kayıtsız bir sesle, sanki bir insan cesedinden değil de suda süzülen bir dal parçasından bahsediyordu. (…) Yüzü biraz sakallıydı; kendince önemsiz bir konuya dikkat etmemi istemiyormuş gibi küçümseyici bir tavırla gülümsedi. Vapur, şimdi bir cesedin yanından geçiyordu. Genişçe açılmış bacakları, kırbaçlar benzeri sarkan elleriyle, çıplak ve morarmış bir cesetti. Suyun yüzeyinde başı eğik, tıpkı bir şey düşünüyormuşçasına, batmaksızın öylece duruyordu. İyice şişmişti; kolları, bacakları kireç rengindeydi. Vapurun yaptığı dalgalarla bir süre batıp çıkmış, sonra gözden kaybolmuştu. (…) Çok sayıda böyle ceset vardı. Artık Amur Nehri boyunca bizi izliyormuş gibi yüzüyordu hepsi. Yolcular, korkunç manzarayı görmek amacıyla kabinlerinden çıktılar. Gördüklerimi maalesef unutamayacaktım. Cesetler, ihtimal ki, Blagoveşçensk kenti yakınlarında boğulan insanların cesetleriydi. (…) ‘Kahvaltı hazır,’ dedi garsonlardan biri. Herkes içeri girdi. Bir lokma bir şey bile yiyecek halde değildim. Gördüklerim, ağzımın tadını çoktan kaçırmıştı. Güvertede kaldım ve izlemeye devam ettim. Çok geçmeden bir cesede daha çarptı vapur; çarpar çarpmaz onu dalgalarıyla uzağa itti. Başındaki çaput hâlâ duruyordu cesedin. Belli ki bir çiftçiye aitti. Blagoveşçensk’teki çiftçilerin yarısı Çinliydi…”

Blagoveşçensk Katliamı’ndan bir sahne!..

Yazar Alexander V. Vereshchagin’in betimlediği katliamda Çarlık Ordusu’nun Kazak askerleri, Blagoveşçensk’te yaşayan dört bin sivil Çinli’yi dipçik darbeleriyle Amur Nehri’nin amansız sularına atmış, yüzme bilmeyen üç bin beş yüz kişi boğulmuştu. Katliamın nedeni, cephane yüklü bir yolcu vapurunun Ouing Hanedanı askerlerince ele geçirilmesiydi. Bununla yetinmemişler, yüz altmış kilometrelik bir kıyı şeridini de nehir ulaşımına kapamışlardı Çinliler. Çarlık Rusyası’nın bulduğu çözüm, Mançurya’yı işgal etmek için verilen bir gözdağıydı aynı zamanda. Bölgenin askeri valisi Kostantin Nikolaevich Gribskii, nesli tükendi tükenecek bir Amur leoparı gibi bağırıyordu:

-Kazakların adı, tüm Mançurya’da gökgürültüsü misali gümbürdeyecek!..