Asi kızlara kafa karıştıran hikâyeler
Asi kızlara kafa karıştıran hikâyeler

Asi kızlara kafa karıştıran hikâyeler

Önce baştan başlayalım; “asi kız” denince ne anlıyoruz? Asi Kızlara Uykudan Önce Hikâyeler, adının hakkını veren bir kitap olamamış. Daha çok aldığı fonların hakkını vermeye çalışan bir proje kitabı olduğu anlaşılıyor.

SEVİNÇ KOÇAK

Dünden bugüne, cinsiyetçi klişelere maruz kalan kız çocukları, prenses olma hayalleriyle büyütülüyor hâlâ. Sindirella, Pamuk Prenses, Rapunzel… Uzun saçlı, kabarık elbiseli, zayıf, ince belli, hokka burunlu ve kurtarılmak için bir prense ihtiyaç duyan prensesler. Bunların kitapları kadar kıyafetleri, aksesuarları da pazarlanıyor ve ciddi bir rağbet görüyor. Erkek egemen sistemin kadın algısının en kaba yansımasıyla masallarda, çizgi filmlerde tanışıyoruz önce. Sonra onları yıkmakla mücadele ediyoruz ömür boyu.

Çocuk edebiyatı ve sineması, bu klişelerin alternatifini üreten işler de barındırıyor elbette. Alternatif işler, özellikle son yıllarda yaygınlaşmaya başladı ve bu, toplumsal cinsiyet rollerinin erken yaşlarda kırılabilmesi açısından umut verici. Ama hâkim anlayışı ortadan kaldırmaya yetmiyor.

Yapılan alternatif üretimlerin içinde bile cinsiyetçi yaklaşımlar çıkıyor karşımıza. Alışıldık biçimsel algının dışında bir prenses olan Fiona bile, yine alışıldık biçimsel algının dışındaki Shrek tarafından kurtarılıyor mesela. Güzellik ve yakışıklılık algısını kıran bir hikâyede, kadın erkek arasındaki kurtarılma ve kurtarıcı bekleme ilişkisi yeniden üretiliyor.

Oysa gerçek hayat, tüm cinsiyetçi dayatmaların karşısında, toplumsal ve bireysel alanda mücadele etmiş çok sayıda kadının büyüleyici hikâyesiyle dolu. Gerçek kadınların gerçek hikâyeleri, kız çocuklarının öz güçlerini keşfederek kendi yollarını bulabilmeleri açısından oldukça önemli bir kılavuz niteliği taşıyor.

Kurtarılmayı bekleyen prenses hikâyelerinin karşısında, ezber bozan “asi” kızların gerçek hikâyeleri anlatıldıkça, özenerek taktıkları plastik taçları kaldırıp atan kız çocuklarının, hayallerinin peşinden gitmiş ve başarmış kadınları rol model alması yaygınlaşacaktır.

Asi Kızlara Uykudan Önce Hikâyeler, bu iddiayı taşıyan kitaplardan biri. Bu yazının niyeti, iddiası bu olan kitabının içeriğinin buna uygun olup olmadığı sorusuna yanıt aramak.

Asi Kızlara Uykudan Önce Hikâyeler, Hep Kitap’tan çıktı. İki kadın yazarı var: Elena Favilli ve Francesca Cavallo. Kitap bir anda, büyük bir reklam kampanyasıyla bütün dünyada yaygınlaştı. Kitabın kendisinden önce övgü yazılarıyla karşılaştık. İlk baskısını Mart ayında yapan kitabın, şu sıralar 21. baskısı raflarda.

Kitapta tek sayfalık 100 kadın hikâyesi yer alıyor. Her kadının çizimi de yapılmış. Çizimler oldukça başarılı. Gelelim öykülere…

Önce baştan başlayalım; “asi kız” denince ne anlıyoruz? Asi; isyan eden, baş kaldıran anlamına geldiğine göre, erkek egemen sistemin koruyucusu, kadın mücadelesinin karşısında yer almış kadınlar sırf cinsiyetlerinden dolayı “asi” kategorisinde değerlendirilebilir mi?

Kitap, bu sorunun cevabı konusunda kafa karıştırıyor. Kitabın içinde, toplumsal ve bireysel mücadeleleriyle erkek egemen sistemin karşısında yer almış kadınlarla, sistemin savunucusu ve sürdürücüsü çok sayıda kadın yan yana ve hepsi de asi kız… Kadın mücadelesinin önemli isimleri ise yer bulamamış. Belirli bir sayıyla sınırlandırma zorunluluğu, bir seçimi koşulluyor elbette. Ama kitap için yapılan seçim hiç adil olmamış.

Kitabın sayfaları arasında biraz dolaşarak, asi kızlarla tanışmaya başlayalım…

Kitabın daha ilk sayfalarında ünlü manken Alek Wek çıkıyor karşımıza. Oldukça yoksul bir ailenin kızı Alek, parkta otururken bir ajans sahibinin kendisini keşfetmesiyle hayatı değişiyor. “Bir gün parktayken, ünlü bir mankenlik ajansından bir yetenek avcısı geldi Alek’in yanına. Alek’i manken olarak işe almak istedi. Annesi buna önce karşı çıktı. Fakat ajans temsilcisi çok ısrar edince annesi kabul etmek zorunda kaldı.” Bu satırlar, yoksul bir siyahi ailenin güzel kızının, ailesine çok para teklif ederek keşfeden ajans sahibine büyük paralar kazandıracak ünlü bir mankene dönüşümünü anlatıyor. Bu hikâyeyi okuyan bir kız çocuğunun çıkarması gereken sonuç ne olabilir düşünelim: Yeterince güzel olabilirsem, çok para kazanıp, dünyaca ünlü biri olabilirim! Alek’i asi yapan nedir?

Son derece zorlama, sistemin yarattığı güzellik algısının temsili olan bir mankenin “yırtma” hikâyesi üzerinden kız çocuklarının çıkartması gereken sonuç ne olmalı? Dizilerde oynayıp ünlü olmanın yollarını aramak mı mesela?

Sayfaları çevirince, Arjantin’den asi kız olarak Eva Peron çıkıyor karşımıza. Oysa Eva Peron, diktatör kocası Juan Peron’un faşizan politikalarını halka şirin göstermek için yaratılmış bir projeden ibarettir. Eva, bir yardım kuruluşu kurarak devletin kaynaklarını rahatça kullandı. Bu yardım kuruluşuna bağışta bulunmayan iş adamlarına kocası tarafından müdahale edildi. Elbette bu kuruluşun gelir-giderlerinin incelenmesi yasaktı. Arjantin borç batağındayken, halkı manipüle etmek için Eva eliyle yoksullara para, yiyecek, ilaç dağıtıp, çocuklar için yardım kampanyaları düzenlendi. Bütün bunlar zaten devlet tarafından karşılanması gereken ihtiyaçlardı. Eva Peron, diktatör kocasının politikalarını yumuşak gösteren bir vitrin oluşturdu. Arjantin’de Peronizmin sesi olan Eva asi kız olarak kitapta yer alırken, sesi olmayanların sesi olarak bilinen Mercedes Sosa yer alamamış.

Hırs, iktidar, taht kavgalarını asilik olarak tanımlayabilir miyiz? İktidara geçmek için kocasını tutuklatıp hapse attıran Büyük Katerina, kitabın asi kızlarından birisi. Tahtı ele geçirdikten sonra ilk olarak kendisine uygun muhteşem bir taç yapılmasını emreden bir asi kız! “Katerina’nın muhteşem tacının yapılması iki ay sürdü! 4.936 elmas ve 75 inciyle kaplanmıştı, tepesinde kocaman bir yakut olan, altın ve gümüş karışımlı bir taçtı.”

Rus tarihindeki taht kavgası ve iktidar hırsının simgesi Çariçe II. Katerina da bir asi kızmış mesela. Demek ki asi kız tacı, tahtı reddetmez. Aksine elde etmek için türlü entrikalar yapabilir.

Savaşta ölen kocasının yerine geçerek “isyancıları” bastıran Japon imparatoriçesi Jingü da kitabın asi kızlarından. Asi isyancıları bastıran imparatoriçeden daha asi kim olabilir ki?

Adaylığı sırasında kadın hakları savunucusu olarak lanse edilen ama gerçekte kadın ve aile politikalarındaki gerici tavrıyla bilinen Hillary Clinton da kitabın asi kızlarından. Amerika’nın Ortadoğu politikalarında eli olan, zorbalığın savunucularından Hillary, “zorbaların karşısında adalet için savaşmanın en iyi yolunun siyasete girmek,” olduğuna karar vermiş.

Hillary Clinton asi kız olduğuna göre, işçilere karşı acımasız tavrı ve muhafazakârlığıyla bilinen Margaret Thatcher neden olmasın? Sendikaların grev yapmalarına engel olduğu için Demir Leydi lakabını alan bir asi kız. “Bazen insanlar kabul etmediği bir takım kararları alması için baskı yapmaya çalıştılar, ancak asla boyun eğmedi.” Bu cümlede hak mücadelesi veren işçilerin taleplerinden bahsediliyor belli ki. “İlkokul çocuklarına dağıtılan ücretsiz sütü kaldırdığında, halk onun bu yaptığını beğenmedi.” Halk onun bu yaptığını beğenmeli miydi?

Ve elbette, Michelle Obama da bir asi kız. Başarısı, Birleşik Devletler Başkanı olmak isteyen kocasını desteklemek, kampanyasına yardım etmek ve sonuçta ilk Afro-Amerikan first lady olmak. Sevgili okur: Kocan devlet başkanı olursa, edindiği statüden kaynaklı asi kız olabilirsin.

Kitabın asi kızlarına bakınca, Türkiye’nin asi kızları Tansu Çiller, Semra Özal, Meral Akşener olabilir rahatlıkla.

Kraliçe, imparatoriçe, first lady ve devlet başkanlarının dışında asi kızlar da yer alıyor.

Ruth Harkness’in kitapta yer alma sebebi; Çin’den yavru bir pandayı Amerika’daki bir hayvanat bahçesine getirmiş olmak. Yabani hayvanları doğal ortamlarından kopartıp, seyirlik amaçlı köleleştirmek de asi kız tavrı demek ki. Üstelik de kocasının hayalini gerçekleştirmek için.

Aynı kitapta primatolog Jane Goodall da bir asi kız. Afrika’da uzun süre şempanzelerle yaşayan ve hayvanların doğal ortamlarından kopartılmaması için mücadele eden bir başka kadın. Maria Sibylla Merian da böcekleri doğal ortamında inceleyebilmek için Güney Amerika’ya giden bir doğa bilimci. Bu kitabı okuyan küçük kız çocuğu ne düşünmeli? Hayvanlarla ilişkiyi ne üzerinden kurmalı?

Jamaikalı Kraliçe Maroon’ların Nanny, Afrikalı “atalarına” sahip çıkıyor, “atalarını” rüyasında görüyor. Söz konusu olan asi kızların hikâyeleri olduğunda, dildeki cinsiyetçi kelimeleri de ayrıştırmak gerekmiyor mu?

Millo Castro Zaldarrıaga, küçük yaşta müzik yapmaya başlamış bir davulcu ve başarı ölçütü olarak “bir Amerikan başkanının doğum günü partisinde bile” davul çalması gösteriliyor. Bu durumda, Ak Saray’da bir davete katılan müzisyenler asi oluyorsa, reddedenleri ne olarak tanımlamak gerekir?

Virginia Wolf, yazmayı ve kocasını çok seven depresif bir kadına indirgenmiş. Gerçek bir asi kız olan Virginia; hepimizin bildiği kendine ait bir oda yerine, kendine ait bir depresyona sıkıştırılmış.

Kitabın önsözünde diyor ki; “Artık elinize bu kitabı aldığınıza göre, tek hissettiğimiz birlikte kurmakta olduğumuz dünyaya karşı umut ve heyecan olmalı. Ne kadar büyük hayallerin olabileceğini, ne kadar uzağa gidebileceğini cinsiyetinin belirlemediği bir dünya. Her birimizin büyük bir güvenle, ‘Özgürüm’ diyebileceği bir dünya.” Ama bunu diyen kitabın içinde, özgürüm diyebileceğimiz bir dünya için mücadele eden kadınlarla, bunun karşısında olanlar yan yana yer alıyor.

Asi Kızlara Uykudan Önce Hikâyeler, adının hakkını veren bir kitap olamamış. Daha çok aldığı fonların hakkını vermeye çalışan bir proje kitabı olduğu anlaşılıyor. Kadın mücadelesi yüzyıllardır bedel ödeyerek, durmaksızın devam ediyor. İki kutbu olan dünyada, kadınlar arasında da kutuplar var. Bu mücadelede, Frida ile Thatcher aynı kutupta yer almıyor. Ama ne tuhaftır ki, aynı başlık altında aynı kitapta sunuluyor.

Bu kitap iyi bir örnek olamasa da, kendisine dayatılanları reddederek hayallerinin peşinden gitmiş kadınların yaşam öyküleri, özgürleşme pratiğimizin ortak hafızasını oluşturuyor. Biz asi kızlara düşen; allanıp pullanarak anlatılanlara kanmayıp, kendi hikâyelerimize sahip çıkmak, çoğaltmak, anlatmak…