Son zamanlarda Bitcoin adını sık sık duyuyoruz. Kimileri için geleceğin para birimi, kimileri için bir yatırım aracı, kimilerine göreyse bunların çok ötesinde siyasal, ekonomik ve toplumsal birtakım gelişmelere yol açabilecek teknolojik bir gelişme… Ama her şeyden önce genelde kripto para birimlerinin, özelde ise Bitcoin’in ne olduğuna ilişkin kafa karışıklarının giderilmesine ihtiyaç var.

Biz de bu konuda merak ettiklerimizi, daha önce Gezi sonrası dayanışma süreçlerinden ve 10danSonra ve HAYIR Meclisleri gibi topluluklardan tanıdığımız, son birkaç aydır ise ‘kriptom.com’ için @firatimo mahlasıyla çeşitli yazılar yazan Fırat Seymen’e sorduk.

Merhaba Fırat. Son günlerde herkes Bitcoin’i konuşuyor. Nedir bu Bitcoin?

Bitcoin fenomen bir konu oldu, haklısın. Özetin özeti bir tanımlama yapacak olursak Bitcoin dijital bir protokol. Aynı internet ya da e-posta teknolojisi gibi. Aynı bu teknolojiler gibi kamuya ait ve kimsenin malı ya da özel mülkü değil aslında. Yani bir devlet ya da otorite tarafından üretilmiyor, piyasaya sürülmüyor, sürülemiyor. Matematiksel bazı formüllere ve yazılımlara bağlı kalarak, bu gerekleri yerine getiren herkes tarafından üretilebilen varlıklar.

Temel olarak Bitcoin’in özelliklerini şöyle sıralayabilirim: Bitcoin kişiler arası (P2P) teknolojiyi kullanan ve merkezi bir otorite veya banka olmadan çalışan bir para birimi. İşlemlerin yönetimi ve Bitcoinlerin dağıtımı toplu olarak ağ tarafından idare ediliyor. Bitcoin açık kaynaklı; tasarımı halka açık, kimse Bitcoin’e sahip değil ve onu kontrol edemiyor ve herkes bu ağa katılabiliyor. Temel olarak işlevi, yaptığı şeyin niteliği ise değeri dijital olarak depolaması ve bunu global olarak gönderip alabilmenize olanak sağlaması. Yani bu noktada banka gibi bir kurumun aracılığını da ortadan kaldırıyor. Bu görevi teknoloji sayesinde aracısız çözüyor. Birçok ekonomist şu anda Bitcoin’i ne bir emtia ne de bir para olarak görüyor. Bitcoin daha ziyade bunların her ikisinin niteliklerini bünyesinde barındıran yeni türde bir varlık aslında, internet çağının sonucu olan yeni bir varlık.

Yani somutlamam gerekirse… Şunu düşünün, bu parayı/varlığı bir devlet üretmiyor, aksine gerekleri yerine getiren her insan üretebiliyor. Soy metaller gibi kısıtlı sayıda olduğu için gün geçtikçe değerleniyor ve böylelikle varlıklarınızı korumak için oldukça iyi bir değer deposu işlevi görüyor, bu bakımdan da altın gibi bir emtia niteliği de var ama bir altını ya da başka konvansiyonel bir finansal varlığı yanınızda taşımak, onu barındırmak derdinden de oldukça azade. Dünyanın öbür ucuna bir tıkla, rahatlıkla gönderebiliyorsunuz.

Nasıl üretiliyor? Rastgele üretiliyorsa değerini nasıl koruyor?

Rastgele değil. Birçok kişi bu konuda yanılgıya düşüyor. Belirli kurallar var. Bitcoin ortaya çıkarılırken koyulmuş kurallar bunlar ve değiştirilemiyor. Örneğin toplam Bitcoin sayısı 21 milyon adet ile sınırlı. 21 milyon +1 adet olamaz. 2140 senesine kadar bu üretim devam edecek. Tüm bu üretim matematiksel denklemlere ve hesaplara bağlı. Bu bakımdan geleneksel paralara ya da varlıklara göre daha açık ve şeffaf da denebilir. Siz bugün yaşadığınız ülkenin ne kadar para bastığını biliyor musunuz? Ya da dünyada ne kadar altın rezervi olduğunu? Bunlar hep tahmini oluyor. İşte Bitcoin’de durum bunun tam tersi. Her şey açık, şeffaf ve net. Bu özellikleriyle örnek bir finansal varlık aslında. Dünyanın gördüğü en şeffaf, izlenebilir, değeri hesaplanabilir varlık.

Peki bu Bitcoin nasıl bir teknolojiye dayanıyor? Blockchain’den de bahseder misin biraz?

En önemli kısım belki de bu. Yani dayandığı altyapı. Blockchain yani Türkçe ifade etmek gerekirse blok zinciri denen bir altyapı üzerinde çalışıyor Bitcoin. Bu bir tür veritabanı. Ama oldukça gelişkin ve demokratik yapıda bir veri tabanı diyebiliriz. Demokratikliği şöyle tanımlayabiliriz. Standart veri tabanı ya da finansal yapılar bu güne kadar hep merkezi yapılarda düşünüldü ve organize edildi. Fakat blok zincirinde bu durum tam tersi şekilde işliyor. Yani veriler dağıtık veri tabanlarında tutuluyor. Bu hem güveni azaltan insan faktörünü (çünkü burada zimmete para geçirme, manipülasyon ve görevi kötüye kullanma durumları ortaya çıkıyor) matematiğe ve dolayısıyla bilime indirgemek demek. Hem de oldukça güvenli ve demokratik bir yapı demek. Merkezi dağıtınca, gücü de dağıtmış oluyorsunuz. Yani veriler tek bir yerde tutulmadığından ve eşgüdümlü olduklarından verideki tutarsızlık hemen tespit edilebiliyor. Bu bakımdan blok zinciri teknolojisi devrimsel nitelikte denebilir. Sadece finansal varlıklar açısından değil başka alanlarda da oldukça çığır açıcı rotalara göz kırpıyor.

Ne gibi yani? Nasıl şeylerden söz ediyorsun, nasıl bir rota bu bahsettiğin?

Yani şöyle düşünün bu teknoloji sadece finansal varlıklarla ya da Bitcoin ile sınırlı değil. Yarın nüfus kayıtlarımız, oylamalar, ‘şeylerin interneti’ vb. uygulamalar da rahatlıkla bu teknoloji üzerinden yapılabilir. Daha şeffaf ve demokratik imkânlar yaratılabilir. Metaların üretim süreçlerinin takibi, sağlık, gıda güvenliği gibi birçok alanda kullanılabilir. Verili sistemlerinden çok daha güvenli bir yapı kurulabilir. Çağımızda en çok yokluğu hissedilen şey güven kavramı. Şimdi üretim araçlarındaki bu gelişim ve internet ile yazılım alanındaki gelişmeler bu açığı kapamak için muazzam bir imkân sunuyor. Yani daha örgütlü, iyi işleyen yapılar, daha düzgün regüle edilen süreçler. Belki şu an kulağa bilim kurgu gibi geliyor olabilir, ama blok zinciri bunu kolayca yapmamızı sağlayabilir. Bir sosyalist olarak bu durum beni çok heyecanlandırıyor. Sosyalistler, teorik düzeyde bunları yüz yılı aşkın zamandır zaten topluma söylüyor. Üretici güçlerdeki değişim, dolayısıyla üretim araçlarındaki değişim ve gelişim bu süreçlerin niteliğini de değiştirecektir. Düşünsenize robotik bir teknoloji gelişirken emeğin verili niteliğinin değişmesi ve üzerine de böylesi açık, demokratik imkânların birlikte uygulanabilmesi, bunlar insanlık için muazzam fırsatlar.

Enteresan bir projeksiyon ama ben tekrar verili yapıya dönmek istiyorum. Bir kurum olmadan tüm bunlar nasıl yapılıyor? Paranın tarihi hep bir devletle ya da otoriteyle var oldu malum…
Ortada hiçbir kurum yok denemez, kurumlar var tabii ki ama bunlar belirleyici otoriteler değil. Bugün Bitcoin’in gelişimi ve bazı idari süreçlerinin takibi için kurulmuş bir Blockchain Vakfı var. Vakıf kâr amacı gütmeyen bir kuruluş ve merkezi Lüksemburg’da. Amacı Bitcoin’i ve temel aldığı teknolojileri yaygınlaştırmak, topluluğu desteklemek vs. Bunun dışında da Bitcoin, temel olarak ona sahip çıkan bir topluluğa dayanıyor ve oradan güç alıyor. Bu topluluk internetin açtığı imkânları anlayan çoğunluğu beyaz yakalı ya da genç bir nesilden oluşuyor. Ve bu topluluk gün geçtikçe yayılıyor.

Bir sosyalist olarak seni heyecanlandırdığını söyledin… Peki genel anlamda sosyalistlerden doğru mesele nasıl görülebilir, ne dersin?

Aslında ortaya çıkış dönemi Amerika’daki banka krizinin peşi sıra gerçekleşmiş bir şey. Yani önce ev kredisi sebepli bir kriz ardından da bankalar krizi patlak verince Amerika’daki birçok insan ekonomik olarak mağdur oluyor. Tam da böyle bir ortamda ortaya çıkmış bir şey Bitcoin. Satoshi Nakamoto adında bir kişi tarafından ortaya atılmış bir teoriye dayanıyor. Satoshi Nakamoto kimliğini gizli tutan bir kişi, belki birkaç kişi. Bunu bilmiyoruz ama kimliğini gizli tutmasının Bitcoin’e olumlu etki ettiğini düşünenlerdenim. Yani Bitcoin bugün anonim bir dijital varlıksa, bu hiçbir ismin onun kurumsal kimliğinin önüne geçmemesinden de kaynaklanıyor. Bu bakımdan geliştiricilerin çok akıllı, titiz, para teorisine hâkim, demokratik, sol ve özgürlükçü değerlere sahip insanlar olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Zaten ortaya çıkışı da bankalar ve kredi krizlerinin yarattığı etkiye bir tepki olması niteliği taşıyor. Düşünsenize böyle dijital varlıklar geliştikçe bizim anlamadığımız onlarca iş çeviren ve bunları kapalı kapılar ardında yapan bankalara ihtiyaç duymayacağız.

Başka örnekler de var. Örneğin Venezuela, Yunanistan ve bazı Afrika ülkelerindeki ekonomik krizlerde insanlar varlıklarını Bitcoin’e aktararak devalüasyondan kurtuldular. Ayrıca bazı batan bankaların mevduatlarının üzerine çöreklenmelerinin de önüne geçtiler. Bu muazzam bir nitelik. Türkiye’de de benzer krizler olmuştu 2000’lerin başında ve birçok insan birikimlerini kaybetti. Tüm bunları da işin içine katarsanız ben kişisel olarak imkânım olsa banka yerine böyle bir değer depolama sistemini tercih ederdim. Bu tercihin de finans kapitale ciddi zararlar verebilecek bir tercih olduğunu düşünüyorum. Zaten bu yüzden de sürekli Bitcoin hakkında olumsuz konuşuyorlar. Fakat bazı uzmanların da dediği gibi pandoranın kutusu açıldı, bundan sonra Bitcoin ve blok zinciri teknolojileri hep var olacaklar, bir yere de gitmeyecekler. Şu an verilen tepkileri biraz primitif buluyorum, makine kırıcılığından nitelik bakımından farkı yok bunların. Ortaya çıkan teknoloji muazzam çığır açıcı nitelikte, bunu yadsımanın bir anlamı yok. Sadece zaman kaybı olacaktır. Aslolan onu doğru bir güzergâha oturtmakta.

Sen bu seviyede bir güven duyuyorsun yani bu gelişmelere?

Kesinlikle duyuyorum. Düşünsenize ilk internet ortaya çıktığında onun ne işlere yarayacağını aklımız almamıştı. Mesela ilk e-posta hesabımı açtığımda acaba bana kim e-posta gönderir ki tam olarak nasıl işime yarayacak diye düşünmüştüm. Bugün bu teknolojiler olmadan yaşanabileceğini düşünemiyoruz bile. Birçok şeyi inanılmaz derece de basitleştirdiler. Benzeri bir şeyi blok zinciri teknolojisinden de bekliyorum diyebilirim.

Nasıl etkiler bunlar somutlayabilir misin?

Örneğin herkes Bitcoin’i konuşuyor ama başkaca gelişkin blok zinciri teknolojileri var. Mesela Ethereum. Ethereum bir yazılım platformu ve blok zinciri veri tabanı üzerinde çalışıyor. Yaptığı şey akıllı sözleşmeler denen yazılımlarla birçok süreci kolaylaştırmak. Örneğin Ethereum sayesinde dağıtık veri tabanı üzerinden bir seçim organize edebilirsiniz. Ve bunu yaparken operasyonel maliyetiniz neredeyse binde bir oranda azalabilir, güvenilirliği ise tersine yükselecektir. Bu muazzam bir fırsat. Mesela bu örnekte doğaya daha az zarar verip, verimlilik ve akılcılıkla şeffaf ve demokratik süreçler işletebilirsiniz.

Ya da yine Ethereum kullanarak kimsenin mülkü olmayan bir otomasyona bağlı çalışan otomobiller yapabilir ve bunu sadece bir yazılımla çağırıp binebilirsiniz. Özel mülkiyet yerine paylaşımlı mülkiyet ya da kamu mülkiyeti yapısı organize edebilirsiniz. Ya da mesela akıllı yollar, akıllı arabalar, birbirine bağlı cihazlar, ‘şeylerin interneti’ dediğimiz ve makineların birbirleriyle konuşmasını sağlayan süreçler bu teknolojiler üzerinden işletilebilir. Biraz uçuk geliyor olabilir ama bu bahsettiklerim şu anda bu gelişmelerle mümkün hale gelmiş durumda. Nasıl tavır alınırsa alınsın bu gerçeklere sırt dönülerek alınması ciddi bir hata olacaktır.

Bize vakit ayırdığın için teşekkür ederiz Fırat…

Blok zinciri gibi gelişmelerle ilgileniyor olmanıza ben de çok sevindim. Ben teşekkür ederim.