Category

Öne Çıkanlar

5. YILINDA ANKARA KATLİAMI: BELKİ UNUTULUR DİYENLER YANILDI

İLKE IŞIK

Bu ay 10 Ekim Ankara Katliamı’nın 5. yılını yaşıyoruz. Tam 5 yıl önce Ankara’nın göbeğinde düzenlenen bir miting kana bulanmış, 101 kişi oracıkta, 2 kişi de sonradan olmak üzere 103 kişi hayatını kaybetmişti.

Devamını Oku

12 EYLÜL’ÜN KÜLTÜRÜ

AYDIN ÇUBUKÇU

12 Eylül 1980 askeri darbesiyle işbaşına gelen çete, kendisini Milli Güvenlik Konseyi olarak adlandırmıştı. Kendisine dayanak olarak gösterdiği 2945 sayılı yasada, “Milli Güvenlik” kavramı, “düzen”, “bütünlük”, “tehdit”, “menfaat” kelimeleriyle “milli” kavramı birleştirilerek tanımlanıyordu.  “Milli Güvenlik Görevi” ise, koruma ve kollama deyimleriyle dile getiriliyordu. Ülkede toplumsal ve siyasal her ne olursa olsun bu kurumun görev kapsamı içine alınmıştı. Kültür alanı da bunlardan biriydi.

Devamını Oku

12 EYLÜL, SERMAYE VE DEVLET: 40 YILLIK KÜLTÜREL YIKIM

HAKKI ÖZDAL

12 Eylül darbesinden sonra yapılan ilk seçimlere, cuntanın icazet verdiği üç parti katılabilmişti: Özal’ın ANAP’ı, bir tür sosyal demokrat imitasyon olarak kurulan Halkçı Parti ve darbecilerin, başına emekli bir generali koyup açık açık oy istedikleri Milliyetçi Demokrasi Partisi…

Devamını Oku

12 EYLÜL’DEN AKP’YE YENİ MEDYA DÜZENİ

EMRE TANSU KETEN

12 Eylül 1980 askeri darbesi, Türkiye’nin neoliberal rotaya sokulması konusunda tarihin önemli kırılma noktalarından birisi olarak anılabilir. Toplumun çok küçük bir bölümünü oluşturan burjuvaların, toplumsal zenginliğin çok daha büyük bir bölümünü almasını sağlamak olarak özetleyebileceğimiz neoliberal politikalar, 70’ler boyunca birçok ülkede kanlı askeri darbelerle teşkil edilmiştir.

Devamını Oku

ONCA CIVILTILI SES VARKEN POSTAL GÜRÜLTÜSÜNE YAKALANMAK

HÜSEYİN KÖSE

Su yasaklanabilir, susuzluk asla…
Eduardo Galeano

Devamını Oku

ÇOCUKLUK HATIRASI OLARAK 12 EYLÜL…

SERDAR AYDIN

“…Çocukluğun kendini saf bir biçimde

              akı­şa bırakması ne güzeldi. Yiten bu işte!..”[1]

Devamını Oku

TİCARETHANE DEĞİL TİYATROYUZ

KEMAL AYDOĞAN

İçinde bulunduğumuz yılın mart ayıyla birlikte etkisini hissettiğimiz, tüm dünyada benzer süreçler yaşanmasına sebep olan korona virüsü salgını yaşamın tüm alanını olumsuz yönde etkiledi. Emekçiler, yoksullar, küçük esnaf için kâbus gibi bir dönem başladı. Üzerinden 5 ay geçmiş olmasına rağmen etkisi hâlâ devam eden bu süreç tiyatro sanatını ve tiyatrodan geçinen onlarca emekçiyi, oyuncuyu, tasarımcıyı, yönetmeni de olumsuz etkiledi.

Devamını Oku

“ASLOLAN HAYATTIR”

SEVGİ SOYSAL

Sevgi Soysal’ın BBC’de yaptığı konuşmadan[1]:

Londra’da, Ankara’da, İstanbul’da ya da Zap Suyunun yanı başında, nerede olursa olsun, kadınları birbirlerine ortak eden tek bir şey vardır: Hayat. Sürmekte ve sürecek olan hayatın tartışılmaz emekçisi olmak.

Devamını Oku

GÖKÇE OKAY: ÇIKIŞ NOKTASINDAKİ İLK, SAF DUYGUNUN PEŞİNDEKİ SANATÇI

NİLGÜN TUTAL

“Bir duygu, bir düşünce, bir mesele…meselelerim vardır, bunlar genellikle insan olmakla alakalıdır. İnsanın insanla ve çevredeki her varlıkla ilişkisi, o aradaki duygu ve düşünceler benim konularımdır. Kendimi bir ritme kaptırır önce işime yüklenirim. Dağılırım, dağıtırım ama bir yerde sakinleşmek gerekir ve bu sefer de tam tersi bir prosedüre doğru gitmeye başlarım. Karşımda duran heykel veya resmi çıplaklaştırmaya fazlalıkları atmaya ve ilk çıkış noktamdaki duyguyu bulmaya çalışırım.” (Gökçe Okay)

Devamını Oku

OSMANLICA YENİDEN EĞİTİM VE BİLİM DİLİ OLABİLİR Mİ?

ULAŞ TÖRE SİVRİOĞLU

Pandora’nın kutusu açıldı. Ayasofya’nın müze vasfını yitirmesinin ardından Osmanlıca tartışmalarının yeniden gündeme geleceği belliydi ve öyle de oldu. Akademik ve akademi dışı dünyada Osmanlıcanın “yeniden eğitim dili olup olamayacağı” sorusu bir kez daha yüksek perdeden dillendirilmeye başlandı.

Devamını Oku