Category

Öne Çıkanlar

BİRAZ ORMANDA SAKLANACAĞIM: DOZ AŞIMI

YETGÜL KARAÇELİK

Her yıl düzenlenen Sennur Sezer Emek-Direniş Şiir ve Öykü yarışmasında bu yıl, öykü dalında ödüle layık görülen çalışma Hıdır Murat Doğan’ın Biraz Ormanda Saklanacağım dosyası oldu. Doğan’ın daha önce yayınlanmış “Kütürt” (2017) ve “Soğuk Masal” (2018) isimli iki kitabı var.

Devamını Oku

BİR YOKLUĞU ANLAMAK

YUSUF YAĞDIRAN

Duraksız bir öyküdür yaşam. Soluğunuza saklanan acı, yürümeyi öğretir size. Geriye dönme şansınız yoktur. Ya yaşarsınız ya da ölürsünüz. Aşk, öyküneceğiniz tek şeydir yol boyu. Düş kırgını olsanız da bitmez sesinizdeki arayış. Kanayan her yarayı seversiniz, kabuk bağlamış olanlarını da kanatarak. Çünkü bu dünyada yaşamak, bir yokluğu anlamaktır.

Devamını Oku

BEYAZ BARBARLAR

İLYAS TUNÇ

Kongo, 1885-1908

Bokoteli M’Putila anlatıyor:

-Bize zorla kauçuk toplatmak için köyümüze geldiler. Kaçarken sırtımdan bir kurşun yedim. İzleri hâlâ belli. Ölmüş gibi yaptım. Askerlerden biri palayla elimi kesti ve gitti. Başka kesik eller de taşıyordu… Aynı gün annemle babamı da öldürdüler. Onların da ellerini kestiler, biliyorum.

Devamını Oku

KARA ZAMANLARDAN ÇIKIŞ KORİDORU OLARAK EDEBİYAT?

MEHMET ÖZKAN YILDIRIM

Zor zamanlarda edebiyattan konuşmak. Lafı dolandırmadan ve ardından cevaplamaya gayret etmek adına, soralım: Zor zamanlar derken neyi kastediyoruz, bu ifadeden tam tamına neyi anlamak gerek? Soru işaretlerini çoğaltmakta sakınca yok.

Devamını Oku

UZAK YILDIZ/ 1 / İKİNCİ ROMAN, VE DİĞER KUTSAL ŞEYLER

OĞUZHAN YEŞİLTUNA

Size de aynısı olur mu bilmem, ancak sıkı bir ilk roman okuduğum her seferde –özellikle de yerli bir metinse okuduğum– içimde bir istek ve bu istekle ilgili olduğunu söyleyebileceğim bir soru uyanır: İlki metni yeniden okuma yönünde duyduğum arzudur.

Devamını Oku

BİR RÜYANIN İÇİNDE SULTAN VE RESSAM

AYDIN ÇUBUKÇU

İBB’nin satın alarak Türkiye’ye getirdiği tablo, ilgili ilgisiz pek çok tartışmanın konusu oldu. Bunlar üzerinde durmaya artık gerek kalmadı. Burhan Kum, Evrensel’de yayımlanan yazısında çok net ve herkesin anlayabileceği yanıtlar verdi ve noktayı koydu.[1]

Bununla birlikte, tablonun bir tarihi belge olarak anlattıkları üzerinde durmaya değer. Çünkü tablonun yapıldığı zamanın dünya ilişkilerini, geniş bir yüz yıllar sürecinin en tipik karakteristiklerini Bellini ve Fatih’in buluşması üzerinden düşünebiliriz.

Devamını Oku

MARX’IN KELAMINDAN HASANKEYFİ OKUMAK

TEVFİK TAŞ

Mezopotamya’nın yabanıl topraklarında yaya ve dağları, nehirleri kollayarak yürümüş olanlar ve onların torunları ya da başka diyarlardan gelenler, burada at koşturanlar, suların koruduğu kaleler, kentler arzulardı.

Sadakat ve zorunluluk birbirine bakardı. Irmakların çağlayışınca delişmen ve kayalar misali kavi duygularla didinirlerdi. Söylence odur ki, Ortaçağ’da ‘ilmi arzulayanların kenti’ denen Hasankeyf, erişilmesi en güç olanıdır.

Devamını Oku

AYASOFYA BİR TÜRK MİTOLOJİSİ

NURAY SANCAR

532 yılının Ocak ayında İmparator Justinianos’un şehri Konstantinopolis büyük bir ayaklanmaya sahne oldu. Hipodromda başlayan ayaklanmalar ekonomik nedenlerle çıkmıştı. İsyancılar valiliğe kadar yürüyerek, tutukluların serbest bırakılmasını talep edip bütün binaları ateşe vermişti ve yangın şehrin çok büyük bir bölümüne yayılmıştı. Nika (Zafer) ayaklanmasına katılanlar Hagia Sofia katedralini de yakmış ve imparator olarak başa Hypatius’u geçirmişlerdi. Ne var ki rüzgâr bir süre sonra tersine döndü ve Justinianus tahtına kavuştu.

Devamını Oku

SON ‘SELATİN CAMİSİ’ OLARAK AYASOFYA

BARIŞ AVŞAR

“Diriliş: Ertuğrul”dan önce “Fatih’in Fedaisi Kara Murat” vardı… Sinema salonunda filmi izleyenler için asıl ‘olay’, Cüneyt Arkın’ın canlandırdığı karakterin hoplaya zıplaya ‘küffara’ kılıç salladığı anlardı. Aralardaki sahneler (Türklerin/Müslümanların gördüğü zulümler, Bizans’ın kötülük planları, Osmanlının ‘mecburen’ intikam almak zorunda olması, ‘Bizanslı olduğu halde’ iyi kalpli de olan güzel prenses…) izleyiciyi ‘vurdulu kırdılı’ bu asıl sahnelere hazırlamak için çekilmiş gibiydi. Ne zaman ki Kara Murat kılıcı çekti, artık salonda onun gibi naralanan mı ararsınız, ıslıkla tezahürat yapan mı, alkışlayan mı…

Devamını Oku

FATİH AYASOFYA’YA İLK KEZ GİRDİĞİNDE NE GÖRMÜŞTÜ?

MELİSHAN DEVRİM

Bugün Ayasofya’nın içini düşündüğünüzde, gözünüzün önüne gelen ilk imge, apsiste altın yaldızlı zemin üzerinde yer alan Meryem ve çocuk İsa tasviridir. Apsisteki bu mozaik kompozisyon Ayasofya’nın yapımından çok sonra, 9. yüzyılda Bizans’ın “Makedon hanedanlığı” adı verilen periyodunda, İmparator III. Michael ve I. Basil döneminde tamamlanmıştır. Söz konusu tasvir hakkında, 867’de Patrik Photios’un verdiği bir vaazın bulunması, bu tarihte Ayasofya’nın yeniden dekore edilmesinin tamamlandığı, apsis mozaiğinin de bu tarihten kalma olduğu şeklinde yorumlanır.

Devamını Oku