Category

Röportaj

‘KADINCA’ DİRENİŞLERİN TARİHİNİ DOLAYSIZCA ANLATMANIN GÜCÜ: DERVE

SÖYLEŞİ: SEVDA KARACA

Gazeteci Jînda Zekioğlu, John Steinbeck’in “Yazmanın tek bir gerekçesi olabilirdi, o da insanların birbirlerini anlamalarına yardım etmek” cümlesini alıntılayarak derdini baştan koyuyor ortaya, Derve kitabında.

Kitapta aktarılan Şırnaklı üç farklı kuşaktan yedi kadının –Ruken, Zeliha, Gulê, Meryem, Delal, Roza, Hêja’nın birbiriyle iç içe geçen hikâyesi, Kürt coğrafyasındaki her bir “sıradan” kadının aslında ne kadar destansı bir var olma mücadelesi verdiğini gösteriyor.

Devamını Oku

HAKAN GÜRSES: ÖZEL BİR TARİHSEL DÖNEMDEYİZ

SÖYLEŞİ: HÜSEYİN TUNÇ

1961’de İstanbul’da doğan Gürses 1981’den beri Viyana’da yaşıyor. 1994’de felsefe üzerine doktora yaparak Akademi dünyasına girdi. Viyana Üniversitesi’nde ve başka Avusturya üniversitelerinde ana konusu siyaset ve kültür felsefesi olan çalışmalar yaptı ve dersler verdi. Babası Muharrem Gürses başta olmak üzere sanatçı bir aileden geliyor. Kardeşi Kemal Gökhan Gürses karikatürcü, 2015’te vefat etmiş olan ağabeyi Atilla Arcan oyuncu ve komedyen, yeğeni Can Gürses yazar. Ayrıca kendisinin de müzik ve tiyatro alanında çalışmaları bulunuyor. Türkiye ve Avusturya’ da pek çok dergide, internet sitelerinde felsefe, sanat, siyaset üzerine yazılar yazıyor. Bir zamandan bu yana Avusturya’da siyasal eğitim konusunda uzmanlaşmış bir kurumun Bilimsel Direktörlüğü’nü üstlenmiş durumda. Bu pozisyonda, yetişkin eğitiminde çalışanlara yönelik politik eğitim stratejisinin ve programlarının geliştirilmesi ve yürütülmesi konusunda (eğitmen, öğretim görevlisi ve moderatör olarak) çalışıyor.

Hakan Gürses’le pandemiden yola çıkıp hayatı ve geleceği konuştuk.

Devamını Oku

CEM DİNLENMİŞ: TÜRKİYE KARİKATÜRÜ ON YILDIR ÇOK AZ GENÇ ÇİZER ÇIKARABİLDİ

BUKET DEMİR

2005 yılında Penguen ile çizerliğe başlayan Cem Dinlenmiş uzun yıllardır karikatürist, illüstratör ve ressam olarak hayatını sürdürüyor. Penguen dergisindeki “Her Şey Olur” köşesini 2006 yılından bu yana devam ettiren Dinlenmiş’in bu seriden işlerini bir araya getirdiği 5 kitabı var. Çizerliğe başlama süreci, Her Şey Olur köşesi, Türkiye’de mizah dergiciliği ve sorunları üzerine konuşmak için kendisiyle bir araya geldik.

Devamını Oku

TÜKETİM KRİZİ ÜZERİNE İRONİK BİR KARA KOMEDİ: BİZ İYİ İNSANLARIZ!

KÜBRA YETER

Füruzan Aydın ve Aşkın Şenol’un kurduğu FaFa Tiyatro, 2019’un yazında yola çıktı. Bir kelebeğin heyecanını, karıncanın azmini ve tiyatronun tutkusunu taşıyorlar heybelerinde… Henüz bir manifestoları yok. Çünkü ekip “içimizden geldiği gibi” diyerek tanımlıyor bu süreci.

Devamını Oku

HAKAN GÜNGÖR: ÖYLE MAHALLELER O YILLARDA DA YOKTU

SÖYLEŞİ: BURAK BAĞÇECİ

Araştırmacı Yazar Hakan Güngör’ün ikinci kitabı Biz Güzel Bir Aileyiz okurlarla buluştu. Parola 555K’dan sonra çıkardığı yeni kitabında Güngör, Yeşilçam’ın “aile” temalı filmlerini ve bu filmlerin görünmeyen yönlerini ele alıyor.

Devamını Oku

MERAL SAKLIYAN: LOKMAN KASİDESİ YA DA KINNAP

Mehmet Said Aydın’ın üçüncü şiir kitabı Lokman Kasidesi tek vuruşta nakavt eden uzunca bir öykü, tükenmek bilmeyen bir yas durumu, kendini yerden yere atan bir kavmin ağıtı, kilometrelerce uzanan toprakların bitmeyen yası aslında.

Şiirleri ve gazete yazılarıyla tanıdığımız Mehmet Said Aydın, aynı zamanda bir insan hakları ihlalleri raporu olan bu kısa anlatıyı yakın tarihte Şırnak’ta öldürülen ve cansız bedeni polis panzerinin peşinde sokaklarda sürüklenen Lokman’ın ölümü üzerine kaside olarak sunuyor bizlere.

Devamını Oku

NEVAL SAVAK, SABAH YILDIZ BELGESELİNİN YÖNETMENİ METİN AVDAÇ İLE SÖYLEŞTİ

Sabahattin Ali belgeseli, bu ülkenin yetiştirdiği değerleri korumak, tanıtmak ve unutturmamak adına çok önemli bir eylemdir.

‘’Bir gün kadrim bilinirse, / İsmim ağza alınırsa, / Yerim soran bulunursa: / Benim meskenim dağlardır.

 Bu ülkenin en büyük değerlerinden Sabahattin Ali’yi zamana taşıyan Metin Avdaç’ı tanıyabilir miyiz?

Devamını Oku

OĞUZHAN YEŞİLTUNA: TEHLİKENİN UMUDU AŞTIĞI ZAMANLARDA ÖYKÜ / 1

İsahag Uygar Eskiciyan’ın Pause Anıtı’nda “Öykü Serüveni” başlıklı bir öyküsü vardır. Pause Anıtı, bir öykü kitabı olduğu için öykü diyorum fakat esasında hem bir suçun kabulünü hem de suçlunun aklanmasını sağlayarak kendisini yapısöküme uğratan bir itiraf demek daha doğru olacak gibi adına. Bu itiraf, birbirini kesen dört ve bu dördünden ayrık bir olmak üzere toplamda beş adet Venn şemasından oluşan bir çizimdir. Dört Venn şemasının birbiriyle kesişen ve birbirinden ayrık alt kümelerinde Olay, Rastgele, Başlık, Yardımcı Olay, İlk Cümle, Yardımcı Kahraman, Kahraman, Kurgu, Eleştiri, Metin, Dil, Atölye ve Yazar elemanları bulunmaktadır. Alt kümesinde bu elemanların hiçbirini içermeyen ve az önce bahsettiğimiz dört Venn şemasıyla kesişmeyen ayrık kümenin ise tek bir elemanı vardır: Öykü. Hakkında kesin yargılardan kaçınsak da günümüz öyküsünün boş bir küme olmadığını zannediyorum hepimiz kabul edecektir. Bu durumda da kapsadıkları, kesiştikleri ve ayrık düştükleri hakkında fikir ileri sürmek daha mümkün olacaktır. Eleştiri hakkında ise o kadar emin olmadığımı şerh düşmek isterim.  

Devamını Oku

EZGİ POLAT: KURGU BİZE GERÇEĞİ YIRTIP ATMA İMKÂNI TANIR

  • Öykülerinizin -var ise elbette- ana meselesi nedir?
  • Ben beni rahatsız eden gerçeklikler hakkında yazıyorum. Rahatsız olduğum çok fazla şey var. Tek bir ana meselem yok. İnsana dair her şey. Hepsi olabilir.

Devamını Oku

EMİRHAN BURAK AYDIN: ÖYKÜ ZATEN O KADAR BÜYÜK BİR ALAN DEĞİL

  • Öykülerinizin -var ise elbette- ana meselesi nedir?
  • Çoğu kişi buna cevap vermek istemez ama ben deneyeceğim: Bir ülke, millet, dil, düşünce, inanç nasıl bozulur, bozulduğunda ne olur? Türkiye’nin ruhu var mıdır bilmiyorum ama bir hayaleti var sanki. Onu çağırmaya, anlamaya çalışıyorum. Çirkin davranışları düşünmeyi seviyorum. Neyi olağan, neyi olağanüstü kabul ettiğimize meraklıyım. Eser sahibi anlattığı zaman pek de bir şey ifade etmeyen meseleler herhalde. Benim öykülerimin ana meselesi şudur diyeyim mesela: Sindirim sistemi. Ciddiyim.

Devamını Oku