Category

Söyleşi

BADE OSMA ERBAYAV: VASAT HER ÇAĞIN KONUSUDUR

  • Öykülerinizin -var ise elbette- ana meselesi nedir?

Tatavla’da Bir Delirme Vakası’nda yer alan öyküler “karar anı” öyküleriydi. Kitabın yazıldığı ve yayınlandığı dönem tam da biat ve susku ikliminin yükselmeye başladığı, iktidar baskısının görünürlüğünü artırdığı, sözcüklerin ve fikirlerin içlerinin kasıtlı olarak boşaltıldığı, yeni bir tarih yazımı çılgınlığının yaşandığı kaotik bir geçiş dönemiydi. Hal böyleyken karakterlerimi karar anına götüren, eylem öncesindeki o kritik eşiğe biraz daha dikkatli bakmam gerektiğini seziyordum. Hızla totaliterleşen toplumlarda bireyin neleri kendine tehdit olarak görüp görmediği ya da tehlikeli bulunan durumların ezilene olan mesafesi, yakınlığı, uzaklığı gibi meseleler kafamı kurcalıyordu. Öykü karakterlerim durağan, hayatın içinde yuvarlanıp giden, akıntıyla sürüklenen, minnet eden kişiler değildi, aksine maddi-manevi kafeslerini parçalamaya, zincirlerini kırmaya, mevcut sistemi entropiye sokmaya niyetlenmiş, kararını vermiş, bilinçli isyanı seçmiş, zalim karşısında yırtıcılaşan kadınlar, erkekler, çocuklar ve hayvanlardı. Konular ise okuru direncin yeğin doğasına yoğunlaştırmak için seçtiğim olağan, gündelik içeriklerden oluşuyordu.

Devamını Oku

GAMZE ARSLAN: KURGU ÖYKÜNÜN CAN DAMARI GİBİ GELİYOR BANA

  • Öykülerinizin -var ise elbette- ana meselesi nedir?

Yazarken bir meselem olması gerektiğini düşünerek yazmıyorum genellikle. Fakat yazmaya başlamadan önce aldığım notlar üzerine düşündükçe hep bir meselenin etrafına çengel atıyor fikirlerim. Bunu biraz da o demlenme süreci belirliyor galiba. Tek satırlık bir not ile bambaşka bir şeyi mesele haline getirebiliyor yazma süreci. En nihayetinde yazma aşamasını bitirip öyküyü saf gözle okumaya çalıştığımda daha net görebiliyorum bir şeyi dert edinip edinmediğimi.

Devamını Oku

ENGİN BARIŞ KALKAN: TEK GEREKLİLİK KÂĞIT VE KALEMDİR

  • Öykülerinizin -var ise elbette- ana meselesi nedir?

Öykülerimde bir ana meselem var mı, inanın farkında değilim. Daha önce de benzer sorularla karşılaştım, cevaplayamadım. Dönüp yazdıklarıma bu sorunun cevabını arayarak baktım ama yine elime bir şey geçmedi. Aynı öykünün içinde, tek başına mesele olarak tanımlanabilecek birden fazla konuya değinmişim ilk kitabımda. Konular tek bir kategoriye yerleştirilemeyecek kadar çeşitli. Elbette alıp temiz bir değerlendirmeyle senin derdin şudur, yazdıkların bu çevrede geziyor, diyebilecek maharetli insanlar var ama ben onlardan biri değilim. En azından kendi öykülerim söz konusuyken. Gördüğüm kadarıyla herkes farklı bir yol izliyor yazarken. Ben anlatılmayı hak ettiğini düşündüğüm bir hikâye yakaladığımda onu olgunlaştırmak dışında hiçbir şeyle ilgilenmiyorum. Kendi bünyesinde nasıl bir mesele barındırıyorsa onunla yetiniyorum. Ama hem ilk hem hazırlanmakta olan ikinci kitabımdaki öykülerin şehir hikâyeleri barındırmak gibi bir ortak noktaları olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Şehir; İstanbul, öykülerimde belirgin bir yer tutuyor.

Devamını Oku

ENGİN TÜRKGELDİ: GERİYE KALBUR ÜSTÜ ESERLER KALACAK

  • Öykülerinizin -var ise elbette- ana meselesi nedir?

Bu soruya, tüm öykülerimden ziyade “Orada Bir Yerde” bağlamında cevap vereyim.  On ayrı öyküyü tek bir mesele ile özetlemek çok mümkün olmasa gerek. Ayrıca “mesele” benim için çoğu kez bilinçli bir çıkış noktasından çok yazarken farkında olmadan, hesapsızca vardığım, değişken bir durak. Yine de bir cevap vermem gerekirse “Orada Bir Yerde”nin ana meselesi, öteki ile toplum arasındaki gerilimli ilişkidir diyebilirim.

Devamını Oku

ERİNÇ BÜYÜKAŞIK: ÖYKÜ BİR DİL USTALIĞINA DAYANMALI

  • Öykülerinizin -var ise elbette- ana meselesi nedir?

Öykülerimde kimi, neyi anlattığım kadar nasıl anlattığımı önemsiyorum açıkçası. Bu noktada öyküyü anlatımcı kılmaktansa sahneleyerek, göstererek anlatmanın daha makbul  ve insanın ve toplumun gerçeğe yakın bir haritasını çıkarmaya daha elverişli olduğu kanısındayım. Bu açıdan bireyin ve toplumun travmaları, toplumun içinde “ben”in kimlik, siyaset ve  hayatın birçok dayatması içinde “ben”  ve  “biz” olma kaygılarını öykülerimde yansıtmaya  çalıştığımı da düşünüyorum. Bu noktada serbest dolaylı anlatımın anlatıcıyı kavramak ve aktarmak adına verimli bir yol haritası olarak görüyorum açıkçası. Kentli yoksullar, orta sınıf insanının açmazları ve kentin devasalığı içinde anlam arayışları, kadın erkek ilişkilerindeki ritüeller, toplumsal kodlar sözünü ettiğim anlatma şekilleri içinde akıp gidiyor öykülerimde. Anlatma şekli dediğimizde aynı zamanda dilin de tutarlı olması, öykünün sahiciliği ve içtenliği kadar değerli benim için. Bu anlamda “insan” meselesini  öykümün ana malzemesi yaptığımı söyleyebilirim.

Devamını Oku

MEVSİM YENİCE: KURGUYU ÖYKÜNÜN MERKEZİNE YERLEŞTİRMEYE GAYRET EDİYORUM

  • Öykülerinizin -var ise elbette- ana meselesi nedir?

Yazdığım her öykü için değil ancak Tekme Tokatlı Şehir Rehberi üzerinden cevap verebilirim. Başta hepimiz bir ailenin parçası olarak var olup, kendimizi oraya ait hissediyoruz. Zaman geçtikçe kendi başına birey olabilme çabamız başlıyor. Ailede öğrendiklerimiz, gördüklerimiz, duyduklarımız, travmalarımız ekseninde dünyanın bir parçası olabilme çabamızı mesele ediyorum diyebilirim.

Devamını Oku

ÖMÜR İKLİM DEMİR: HOCAM İSTEDİĞİMİZ SORUDAN BAŞLAYABİLİR MİYİZ?

  • Öykülerinizin -var ise elbette- ana meselesi nedir?

Öykü yazarken, öykünün bir ana meselesinin, davasının, alt metninin ya da herhangi bir mesajının olmasını amaçlamam. Bana göre, lisede verilen kompozisyon ödevleri haricinde, hiçbir yerde bir ana fikri anlatmak ya da sahiplenmek uğruna kurmaca metin yazmamak lazım. Bu saikle yazılan her türlü kurmaca metni, biraz sahte ve hatta art niyetli buluyorum.

Devamını Oku

MURAT ÇELİK: VASAT ELBETTE ÖYKÜYÜ DE DÖNÜŞTÜRÜYOR

  • Öykülerinizin -var ise elbette- ana meselesi nedir?

Şimdinin ya da yakın geçmiş zamanın rahatsız eden şeyleri var, onlar üzerinden bir takım anlar yahut hikâyeler anlatmak istiyorum. Sesi ve görüntüyü, hayal ettirdiğim sesi ve görüntüyü önemsiyorum. Yani daha çok “nasıl anlatmalı” üzerine kafa yoruyorum. Tabii arada daha yaşlı bir çukura da düştüğüm olabiliyor. Oradan da gene bir takım görüntülerle ve seslerle ama yaralı ama tek sıyrık almadan çıkmaya uğraşıyorum. Belki de o çukurda kalabilmektir opus magnum, ona çalışmak gerekir.

Devamını Oku