Category

Yazılar

FELAKET SENARYOSUNDAN YENİ BİR GÖÇ REJİMİ ÇIKARMAK

ERCÜMENT AKDENİZ

Yirminci yüzyıl, iki büyük emperyalist paylaşım savaşına, en büyük boğazlaşmalara ev sahipliği yaparak milyonlarca insanın ölümüne sahne oldu. Nazi toplama kampları, İtalya’da Kara Gömlekliler’in linç eylemleri, pogromlarla birlikte gelen sürgün ve kitlesel göçler de cabası.

Devamını Oku

“AHMETLER HALLEDER” DE NE DEMEK?

AYŞEGÜL TÖZEREN

Edgar Morin’in COVID-19 pandemisinin insanlığa öğrettiklerinden yola çıkarak, “yolumuzu değiştirelim” çağrısını yazılarıma taşımıştım. Dünyanın yüz yıllık serencamının tanığı Morin, insanlığın önüne, iktisadi akıldan öte aşkın, şiirin, Eros’un safını “bir ihtimal var daha” diyerek, ortaya koyuyordu.

Devamını Oku

GÖÇLER VE ZENOFOBİ

GÖKHAN TOK

Dünya büyük bir hareketlilik halinde. İklim koşullarından, ekonomiden tutun da doğal felaketler ve savaşlar gibi pek çok nedenden dolayı insanlar bulundukları yerleri bırakıp rahat bir hayat süreceklerini düşündükleri yerlere göç etme eğilimindeler.

Devamını Oku

COĞRAFYAYI TANIMAK

KERİM AKBAŞ

‘’Ağaçlardan arkadaşlarım oldu. Hâlâ da var.’’
İlhan Berk

Türkiye’yi kasıp kavuran 2021 orman yangınlarında gündeme gelen Sarıkeçili Yörüklerinden Pervin Çoban Savran, 1+1’e verdiği söyleşisinde Orman İşletme’ye atananların coğrafyayı ve ağaçları tanımadığından söz eder.

Devamını Oku

JANE HIRSHFIELD ŞİİRİNDE EKOPOETİK DURUŞ

SULTAN GÜLSÜN

Ekoeleştirel düşünme/icat girişimi dünyayla ilişkimizin düşünümselliğinde öneme sahip bir dizayndır. Empati yoluyla ortaklık durumunu yansıtır ve kendi ilkeleri içinde kompozedir. Doğanın en geniş anlatı elçisi olması varlıkların çeşitliliğini ve onları birleştirmeyi mümkün kılacak imgeleri formüle etmenin bir yolunu tasavvur eder.

Devamını Oku

DÜNYADAN SONRA…

ŞENAY AYDEMİR

‘Dünyanın sonu’ teması sinemanın en sevdiklerinden. Bu tür hikayeleri görselleştirmenin görkemi ve seyirciyi etkileme potansiyeli sinemanın ama özellikle de Hollywood’un vazgeçemediği olanaklar. ‘Dünyanın sonu’ teması, çoğunlukla seyircideki bir dizi korku ve endişeyi tetiklemek böylece filmle daha güçlü bir ilişki kurmasını sağlamak için kullanılır.

Devamını Oku

PEKİ AMA SOSYAL BİLİMLER BUNU YAPABİLİR Mİ?

BARIŞ AVŞAR

Karamsarlaşmaya ve pasifizme çanak tutan günler geçirilirken, Göksel Aymaz’dan geldi ‘militan iyimserlik’ daveti.

Devamını Oku

FIRTINADA, ZULÜM ÖYKÜLERİ, “ZOR”LA MI YAZILDI?

KAYHAN GEYİK

“İşte fırtına koptu. Şimdi dalgalar azgın. Taşkın öfkeleriyle çarpışmaktalar. Ve rüzgâr, güçlü kollarıyla bir daha hiç kopmamacasına sarmakta suları. Yeşil kütleleri kayalara koşturmalı; bir an önce parçalamalı, çatır çutur kırmalı onları”[1]

Devamını Oku

ÇOCUK AKLIYLA ANLATILANLAR… ÇOCUKSU MERAKA TAKILANLAR…

ALİ MERT

Sen sus çocuk anlatsın, çocukluk anlatsın… İçindeki kaçıklık, kopukluk, uçukluk anlatsın… Evde, ailede, okulda, sokakta, parkta ve ezcümle toplumsal hayatta bağlantıları uçuk kaçık kurabilme serbestliği, buna el veren “çocuk aklı” anlatsın… sonuçta çocuk haklı, bırak anlatsın!

Devamını Oku

UNAMUNO’NUN İÇ ÇATIŞMALARININ ETE KEMİĞE BÜRÜNDÜĞÜ RAHİP

ALİ BULUNMAZ

“Tarih son yaptığını hatırlar” demişti bir film karakteri. Bunun hem doğruluk payı yüksek hem de tarihteki örnekleri fazla. İspanya milliyetçileriyle mücadele eden, Primo de Rivera döneminde sürgüne yollanan, diktatörlük arifesindeki Francisco Franco’yla kavgaya tutuşan Miguel de Unamuno; rektörü olduğu Salamanca Üniversitesi’nin konferans salonunu dolduran Falanjistlere coşkulu bir konuşma yapıp “Yaşasın ölüm, kahrolsun cumhuriyetçiler ve komünistler” sloganıyla kürsüden inen Franco’nun yakın dostu ve silah arkadaşı José Millán Astray’dan sonra mikrofonu alıp şöyle demişti:

Devamını Oku