Category

Yazılar

MAYIS SAYIMIZ… İKİ AY SONRA: SALGIN BİZE NE SÖYLÜYOR?

Tüm dünyayla birlikte Türkiye’yi de etkileyen Covid-19 salgını, sermaye sınıfı ve onun siyasi temsilcilerinin, ideolojik araçları, dini, eğitimi, kültürü kullanarak başka zamanlarda daha görünmez hale getirmeyi başardıkları sınıf çelişkilerinin üzerindeki eğreti örtüyü araladı. Sınıflı toplumların ve onun sonuncusu kapitalizmin temel çelişkisinin, üretim araçlarının sahipleri ile emeğiyle geçinen, mülk sahibi olmayan sınıflar arasında olduğunu sıra dışı bir berraklıkla gösterdi. Marx’ın o şiirsel deyişine atıfla söyleyecek olursak, “duru gökte çakan bir şimşek” gibi gerçeği aydınlattı, aydınlatıyor.

Bugün, salgından öncesine göre çok daha fazla insan, çok daha fazla emekçi, ölümcül bir salgın esnasında bile önceliğin; halk sağlığı, tek tek tüm insanların canı değil, ‘çarkların dönmesi’, kâr amaçlı üretimin devam etmesi olduğunu görüyor.

Ancak gerçekliğin, itildiği karanlık dehlizlerden, saklandığı örtülerin altından birden bire zuhur etmesi onu tek başına dönüştürücü bir güç haline getirmiyor. Hakikat, tüm dünya halklarının bir küresel sermaye diktatörlüğü ile karşı karşıya olduğu hakikati; ancak kendisini değiştirmeye çalışan bir devinimin içindeyken anlam kazanabilir. Bir eylemin nesnesi, bir hareketin yakıtı olmamış gerçeklik, yalnızca bugüne ilişkin yararsız bir bilgidir. Duru, ama şimşeksiz bir göktür…

Şimdi bu duru gerçekliğin bir şimşeğe, durgun hakikatin devrimci eyleme ihtiyacı var.

Çağdaş Rus ressamı Aleksandr Sulimov’un bugünleri anlatan resminde, yorgun yüzleri, ışıksız bakışları ve başlarının üstünde dolaşan hastalık belasıyla hareketsiz duran iki insan, tek başına onları hiçbir şeyden koruyamayacak olan maskelerinin ipleriyle bağlanıyor birbirine. Çaresizliğin, geçici çözümlerin nafileliğinin ipleri… İki insan arasındaki bu bağ, tüm dünya emekçilerinin muhayyel bağıdır. Hakikati işlevli bir harekete çevirecek olan, ancak bu ‘ilişki’ olabilir. Emekçilerin, birlik, mücadele ve dayanışma bağı…

 

Dergimizin mayıs sayısını aşağıdaki linke tıklayarak PDF formatında indirebilirsiniz

YENI E SAYI MAYIS 2020 SAYI 43

NİSAN SAYIMIZ DİJİTAL ORTAMDA: KAPIDAKİ DÜŞMAN SADECE BİR VİRÜS MÜ?

Geride bıraktığımız mart ayı, sadece ‘unutulmaz’ bir ay olarak değil; belki kendinden sonraki zamanlar üzerinde de belirleyici etkiye sahip olacak ‘istisna’ bir zaman dilimi olarak geçti. Türkiye mart ayına, İdlib’de çok sayıda askerin can verdiği olayın ardından bir ‘savaş atmosferi’ ile başlamıştı. Dokuz yıldır süren Suriye savaşında, başından itibaren farklı hesaplarla araçsallaştırılmış olan mülteciler, bu atmosferin de bir enstrümanı haline getirilerek Batı sınırlarına yığıldı. Ve ortaya, savaşın evsiz, yurtsuz bıraktığı insanlara yaşatılan yeni ve korkunç bir dramın yanında; ısrarla sürdürülen bir yanlış dış siyasetin zaafları, artık yama tutmayan lime lime yırtıkları da döküldü.

Biz nisan sayımızda bu felaket tablosunun kültürel ve tarihi bir resmini çekmek üzere harekete geçmişken, bu kez küresel ölçekteki bir başka ‘felaket’, Covid-19 pandemisi teslim aldı ülkeyi. Salgın, soğuk elinin uzandığı her yerde, insanlığın tarihsel ve bildik bir gerçeğini, en yumuk gözler için bile görünür hale getirecek olgulara yol açtı: Küresel kapitalist sistemin devlet örgütlenmesi, üretim ve toplum düzeni; hastalığa yol açan virüs ayrım yapmadan herkese bulaşırken, korunma önlemleri ve sağlık hizmetlerine erişim açısından tüm insanlığın dehşet bir eşitsizlik içinde olduğu çıplak şekilde görüldü.

Türkiye’yi yönetenler, bir salgın hastalığı bile kendi iktidarlarının nüfuz alanını ve ömrünü genişletmek için fırsat olarak gördüklerine dair adımlar attılar. Bir yandan herkese evde kalma çağrısı yapılırken, milyonlarca emekçinin, salgından önceki sağlıksız koşullarda zorla çalıştırılmasına devam ediliyor.

Şimdi, “virüs salgınından sonra hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı” yönündeki ham kehanetin gerçekleşme yönüne dair bir mücadele döneminin başında olduğumuzu kabul etmeliyiz belki. Menzel’in tablosundaki gibi, kara pelerinli bir iskelet olarak kapımızı çalan felaket; aslında sadece bir salgın hastalık değil, onunla karşı karşıya kaldığımız anda dünyayı yönetiyor ve insanlığın olanaklarını elinde tutuyor bulunan kapitalist sistemdir. Her şey ‘yeni’ olacaksa, en temel, en zararlı ‘eski’den başlamalıyız değişime…

***

Dergimizin nisan sayısını aşağıdaki linke tıklayarak PDF formatında indirebilirsiniz

YENI E DERGISI SAYI 42 NISAN 2020

 

YAŞADIĞI HAYATIN İNSANI: BEHİCE BORAN

SELMA GÜRKAN

“Kişiler hakkında nasıl mı karar vereceksiniz? Hayatlarına bakarak… Bir insan, yaşadığı hayatın insanıdır.”[1]

Behice Boran

Devamını Oku

TANZİMAT RESMİNDE VE ROMANINDA KADIN/ OSMAN HAMDİ BEY VE FATMA ALİYE HANIM

İNCİ AYDIN ÇOLAK

Modern tarih yaratılırkenAntik Çağ’ın ahlaki ve siyasal değerleribu tarihin içine yerleştirilmiştir. Evlilik, annelikve diğer ev işleri gibi kadınlıkla ilişkilendirilen tüm işler tarih dışı sayılmıştır.

Devamını Oku

KURUCU, YIKICI VE YAKICI HALİDE EDİB

FULYA ALİKOÇ

Muhafazakâr ve liberal; gelenekçi ve modernist; milli mücadelenin isyankâr hatibi ve mandacı; feminist ve erkeksi… Birbirinin karşıtı sıfatların aynı tonlarda yükseltildiği “tartışmalı” bir isim, Halide Edib.

Devamını Oku

İKİ ARKEOLOĞUN HİKAYESİ: HALET ÇAMBEL VE MERVE KAÇMIŞ

MELİSHAN DEVRİM

Berlin’de Pergamon Müzesi’nde bulunan Esarhaddon Zafer Steli’nin üzerindeki yazıda geleceğe dair bir öngörü ve komik bir lanet bulunur:

Devamını Oku

ÖYKÜSÜ BİTMEYECEK ŞAİR: SENNUR SEZER

NAZİFE YAŞAR

Devamını Oku

TÜLAY GERMAN: DAMARLARIMDA KAN DEĞİL, İSYAN AKIYOR

NAZLI TOPRAK

Müzik ve toplumsal tarihimiz için olduğu kadar aşk, sevgi, dostluk ve inandığı değerlerden vazgeçmeyen bir hayat yaşamış ve paylaşmıştır Tülay German.

Devamını Oku

BİR ALLI TURNANIN UÇUŞU

ÇİĞDEM MEZGUAŞE

Sene 1976. Yer, İstanbul Şişli’deki Dostlar Tiyatrosu. Salon sarı sıcak. Hınca hınç dolu. Yüzler güleç, bakışlar parlak. Sandalyelerinde oturan genç, yaşlı, kadın, erkek perdenin açılmasını bekliyor. Ve ışıklar yavaşça kısılıyor, perde aralanıyor. Salonda çıt yok.

Devamını Oku

KARA SAÇLARINI KESİP ATAN BİR DELİ KIZ: GÜLTEN AKIN

DENİZ TÜRKER

Gülten Akın’la tanışmak için geç kalmış olsam dahayatıma girdiği andan beri, farklı farklı deneyimlerimde, hayal kırıklıkları ve coşkularımda onun yazdıklarına dönüp bakmak alışkanlığım oldu.

Devamını Oku