Category

Yazılar

BOURRİAUD’NUN ‘MÜNFERİT’ REALİZMİ

SİNAN BİRDAL

2019 İstanbul Bienali’nin küratörü Nicholas Bourriaud serginin ana temasını sanayi atıklarını imgeleyen Yedinci Kıta olarak belirlemiş. Bourriaud’ya göre çağdaş sanat için çöp imgesi,kapitalizmin sömürü mekanizmalarını teşhir ederek iktidardan ve “makbul” burjuva toplumundan dışlananları güçlendirmek için vazgeçilmez bir araç.Termodinamik yasalarına gönderme yapan Bourriaud toplumsal enerjinin çöp ürettiğini ve 19. yüzyıldan beri modern sanatın bu çöpü dönüştürerek yeniden bir toplumsal enerji kaynağı haline getirmeye uğraştığını iddia ediyor.[1]

Devamını Oku

ANTROPOSEN, ARTER VE İMKÂNI İSYANA TERCÜME EDEBİLMEK

BEGÜM ÖZDEN FIRAT

Demokrasi yatırımcılar için, yatırım gelsin diye değil, yurttaşlar için talep edilmeli. Zira otoriter yönetimler altında da ekonomik büyüme gerçekleşebilir, diyor Ümit Akçay bir söyleşisinde.[1] Akçay, son dönemyazılarında otoriter rejimler ve sermaye birikim süreçleri arasındaki ilişkiyi liberal paradigmanınötesinde anlamaya çalışıyor.

Devamını Oku

YERLEŞMEKSİZİN İÇİNDE OLMAK

SEDA YAVUZ

“Tarihsel çifte anlamlılığı tektipleşme ve nostaljiye karşı yönelen Modernlik[1]” 16. İstanbul Bienali’nin küratörü Nicolas Bourriaud’nun bir kurtuluş yolu olarak önerdiği, yerellik ve küresel olanın karşıtlığından kurtulmanın yolu. Disiplinlerarasılık yönteminin çok da temellendirilemediği, çünkü halihazırda disiplinlerdeki uzmanlık alanlarının pozitif bilimlere uyarlanmaya çalışıldığı ülkemiz ve benzer toplumlarda yukarıdaki öneri nasıl algılanacaktır?

Devamını Oku

KADRAJDAKİ WALTER BENJAMİN

ÖNDER KULAK*

 

Benjamin’in fotoğrafa dair sıkça alıntılanano ünlü ifadesini bir kez daha anımsayalım: “[G]eleceğin cahilleri yazmayı bilmeyenler değil, fotoğrafı bilmeyenler olacaktır.”[1] Bu ifade pek çok kimsenin sandığının aksine, doğrudan Benjamin’e ait değildir; anonimdir bir bakıma. Aslında Benjamin o günlerde yaygın biçimde savunulan bir savı, kendi sözcükleriyle formüle etmiş ve peşi sıra ona bir şerh düşmüştür. Çoğunlukla ilk ifadenin yanına alınmayan, ama aslında Benjamin’in söz konusu sava esas katkısının saklı olduğu şerh şu şekildedir: “Ama kendi çektiği görüntüleri okuyup yorumlayamayan bir fotoğrafçı da cahiller cahili sayılmaz mı?”[2]

Devamını Oku

MANGA VE ANİMENİN KISA TARİHİ

SEYİTHAN AYTEKİN

Türkiye’de 90’lı yıllarda,medyanın özelleşmesi ve özel kanalların açılmasına paralel olarak  ithal içerikler de çeşitlilik kazanmıştır. Bu yılların Türkiye’sinde çocukluğunu yaşayan kişilerin ithal edilen kültürden hatıralarında kalanlardan biri de menşei Japonya olanTsubasa vePokemon çizgi film/animeleridir. Öyle ki, özel bir kanalda yayınlanan Pokemon, kısa sürede büyük bir fenomene dönüşecek,hatta,bir cips markasının Pokemontasoları promosyonuna olan ilgi, büyük ticari başarıyadönüşecektir. Aynı etkiye sahip, bu sefer 2000’lerde yine Japonya kökenli Beyblade piyasaya sürülür ve hatırı sayılır bir izleyici kitlesine kavuşur. Farklı iki jenerasyona sahip buanimelere ve dolaylı olarak manga kahramanlarına olan bu ilgi, meraklıları için hayatın bir parçası haline geldi. Günümüzde artık, Pokemon ya da Beyblade yok. Fakat, anime ve mangaların çeşitlenmesi, pazarını büyütmesiilgisini giderek artırmaktadır.

Devamını Oku

TÜRKİYE’DE MANGA VE ANİMELERİN SOSYOLOJİSİ

FERİT ŞAŞKIN

Türkiye özelinde Manga ve Anime temaları çerçevesinde yapılmış bir toplumsal araştırma bulmak oldukça zor. Bu sebepten bu yazı farklı yaştan, farklı statülerden çok çeşitli bireylerle gerçekleştirdiğimiz mülakatların şekillendirdiği özet bir çalışma ortaya koymayı hedeflemektedir.

Devamını Oku

ANİME-MANGA ENDÜSTRİSİ VE SOSYAL, KÜLTÜREL, POLİTİK ETKİSİ

ÇAĞIL ÇAĞAN ADIGÜZEL

Anime son yıllarda artan bir şekilde kulağımıza çalınan bir görsel medya alanı. İşin detayları ve arka planı ise bizler açısından büyük bir muamma olabiliyor. Türkiye’de de giderek daha da yaygınlaşan bir izleyici kitlesine sahip anime, bir görsel sanat biçimi olarak hem hayatın birçok alanına nüfuz edebilen ve bu alanları etkileyebilen, hem de arkasında sayısız çizerden ve yapımcıdan, milyonlarca dolarlık stüdyo ve şirketlere devasa bir küresel sektör barındıran bir alan.

Devamını Oku

DEATH NOTE’UN KURGUSAL EVRENİNDE TİRANLIK VE SUÇUN EKONOMİ POLİTİĞİ

UĞUR ÖZCAN*

“(…) bütün geri kalanların iyiliği ve yeteneği onunkiyle (…) karşılaştırılamayacak kadar üstün bir kimse varsa; böylelerini biz devletin bir parçası sayamayız, onu aştığını kabul ederiz. Erdem ve siyasal yetenekçe o kadar üstündürler ki, onları geride kalanlarla yalnızca eşit olmaya layık görmek adaletsizlik olur. Böyle birinin insanlar arasında bir tanrı sayılması akla yakındır. Amacını tartışmakta olduğumuz yasama kararları, açıktır ki, bu gibi durumlara ilişkin değildir; çünkü yasalar doğum ve yetenekçe eşit olanları bağlar; bu olağanüstü kişileri yönetebilecek yasa yoktur. Onlar kendileri yasadır ve onları bağlamak için yasa yapmaya kalkışacak bir kimsenin çabaları boşa gider. Büyük adamlar, Antisthenes’in masalında kendileriyle eşitlik iddia eden tavşanlara aslanların söylediğini söyleyebilirler, pekâlâ –“pençelerinizi ve dişlerinizi görelim bakalım”.[1]

Devamını Oku

BİTMEYEN HİKÂYE: HASIR ŞAPKA KORSANLARI

ALİ MERT KAPLAN

“Toprak insanı topraktan, deniz insanı da sudan yaratılır.

Topraktan olanlar toprağa dönerler, sudan olanlar akıpdenize karışırlar.”[1]

Balıkçı’nın “Aganta!” narası gibi, Luffy’nin “hasır şapkası” da emanetten gelir ve emanet edilir bize. Bin yılların hikayesinin yeniden tezahürüdür OnePiece.

Devamını Oku

HAYAO MİYAZAKİ’NİN FİLMLERİNDE KÖTÜLÜĞÜN TEMSİLİ

A. HAMİT AKIN

Tüm kötülüklerden Allah’a sığınırım”

Seren Serengil

Platon ve Epikür’den bu yana kötülük problemi güçle, doğayla ve insanla ilişkilendirildiği sürece işlendi. İşlendikçe bambaşka boyutlarıyla ele alındı ve felsefenin temel tartışma konularından biri oldu. Soyut bir kavramın hayata etki edecek derecede somutlaşması elbette kötülüğün kayıt altına alınmasıyla mümkün hale geldi.

Devamını Oku