Category

Yazılar

ALPER KAYA: TAŞRANIN YAĞMURU

Taşra ve taşralılık kavramları; sanılanın aksine çok derin ve üzerinde ciltlerce yazı yazılabilecek birer köşe taşı misali asılı duruyor kültürel kimliklerimize yapışık bir biçimde. Teferruatlı bir açılım gerekirse bu iddiaya, Polat Onat’ın Mesut Varlık’a gönderdiği ve Nuri Bilge Ceylan’ın Ahlat Ağacı filminde yer verdiği mektubundan bir paragrafı anmamak olmaz:

Devamını Oku

MAHİR ERGUN: CHRİSTOPHER LOGUE VE “ÇALINTI” DİZELERİ

isterim ki şiirlerim

bir silah olsun titreyen ellerinde[1]

Christopher Logue bu dizeleri 1969 tarihli New Numbers kitabına “önsöz” şiirinde yazmıştı. İster istemez Hasan Hüseyin’i hatırlatıyor:

Devamını Oku

CEM KERTİŞ: ÖLÜM VE ÖYKÜ

Ölüm, insanı çoğu zaman ürpertiye düşüren, düşündüren bir gerçekliktir. Düşünürlerin, sanatçıların yüz yıllardır en önemli konusu, motivasyonu olmuştur. Belki de bütün yaşamın en önemli motivasyonu, anlamını var olduğumuzdan beri bir türlü kavrayamadığımız şey olan, ölümdür. Devinimi kesen, ama devindiren; bitiren, ama başlatan o büyük muamma: ÖLÜM.

Devamını Oku

ÖZGE SÖNMEZ: “GÖKYÜZÜ HER YERDE!”

Sennur Sezer Emek-Direniş Şiir Ödülü bu yıl Geldim Sana adlı şiir dosyasıyla şair İlhan Sami Çomak’a verildi. Şairin bu dosyadan önce yayınlamış 7 şiir kitabı var. Tüm bu yaratılar okuyucusuna cezaevinden ulaşıyor.

Devamını Oku

BELMA FIRAT: AĞIT, ŞİİR, KADIN ÜZERİNE

Mahmut Temizyürek’in Edebi Şeyler tarafından yayımlanan Ağıt, Şiir, Kadın isimli kitabı; yaşamın telafi edilmez gerçeği ölüm karşısında atılan ilk çığlık olan ağıt üzerine bir çalışma. Ağıt, Şiir Kadın’ın ayırıcı özelliği; yazının bulunmasından önce sözlü kültür içinde yaşantısını sürdürerek tarihsel belleğimizin kaydını tutan, çeşitli estetik biçimlere bürünerek şiir, destan ve benzeri sanatsal formlara kaynaklık eden ve yaratıcısının kadın olduğunu bildiğimiz ağıt türünü, kadını merkeze alan bir tarih okumasının başat unsuru olarak ele alması.

Devamını Oku

DURU SU KADIOĞLU: SOKAKTAN ANA AKIMA: TÜRKÇE RAP MÜZİĞİN EVRİMİ VE RAP ENDÜSTRİSİ

Hip hop kültürünün yoksullukla, işsizlikle ve kentsel dönüşümün getirdiği yıkımla mücadele eden Güney Bronx’un arka sokaklarından doğduğu yıllarda ‘kutsal üçlü’  DJ Kool Herc, Grandmaster Flash  ve Afrika Bambaataa gibi isimler dahil olmak üzere hiç kimse onun bugün olduğu gibi dev bir endüstri haline geleceğini tahmin edemezdi. Küreselleşmenin bütün şiddetini hisseden, sosyal yardımların kesildiği, iş yerlerinin birer birer kepenk kapattığı ve genç erkeklerin kendilerini sokak çeteleri aracılığıyla görünür kıldığı bir dönemde, genç siyahi erkeklerin kendini ifade etmelerinin bir yolu olarak ortaya çıkan hip hop, varlığını MC’lerin, DJ’lerin ve break dansçılarının performans sergilediği ve grafiti sanatçılarının dekorları tasarladığı partilerde sürdürmekteydi.

Devamını Oku

ILGIN ÇERİBAŞ-TARIK TUNÇ: HİP-HOP KÜLTÜRÜNÜN PROTEST KİMLİĞİ VE PROTEST RAPİN TÜRKÇESİ: SAİAN SS

Bir alt kültür olarak  hip-hop[1], Afro-Amerikalıların ikâmet ettiği Güney Bronx gettolarının sosyo-kültürel ve siyasal atmosferinde 1970’lerde doğdu. Söz hakkından ve sosyal haklardan mahrum edilmiş, ayrımcılığın ve güvensizliğin ortasına itilmiş, kabaca söylenecek olursa hesaba katılmamış bir halkın kültürel kodlarını içinde taşıyan  hip-hop kültürünün sözlü anlatımı olarak rap müzik, ortaya çıkışı itibariyle bahsettiğimiz kitle için politik bir ifade alanı yaratmış, iktidarın adaletsizliğine karşı muhalif söylemin sesi olmuştur. “Hip-hop, pek çok tarihçi ve eleştirmene göre 1970’lerin başında ‘Boogie Down Bronx’ diye bilinen bölgede ortaya çıkan, bir yeraltı kültürü olup, bodrumlarda, cadde köşelerinde, parklarda yaşayan genç insanların gece boyu yeni kimlikler, şiddetli sanat formları ve daha sonraları bütün bir endüstriyi inşa etme sürecidir.”[2]

Devamını Oku

UĞUR ÖZCAN *: TAHRİBAD-I İSYAN VE GAZAPİZM: TÜRKÇE RAP’TE GETTO KÜLTÜRÜ

İkinci Dünya Savaşı sonrasında Batı’da simgesel bir muhalefet olarak birçok altkültür ortaya çıktı ve gelişti. Punklar, Dazlaklar ya da başka birçok etkili muhalif grup kendilerini aykırı bir görüntü, meydan okuyan bir üslup, yerleşik düzene karşıt simgelerle örülmüş bir gösteri olarak sundu. Çoğunlukla işçi ve göçmen mahallelerinde ortaya çıkan bu altkültürler kendilerini yerleşik düzenle çatışan bir görüntüye dönüştürmeye çalıştılar ve egemen kültürün dilini simgesel bir biçimde bozdular. Egemen kültürün simgelerine aykırı anlamlar yüklemeyi denediler.[1] Rap müzik de bu süreç içerisinde, gettoda muhalif bir altkültür olarak ortaya çıktı ve yayıldı.

Devamını Oku

DENİZ ÇELEBİ: DÜNYADA VE TÜRKİYE’DE RAP MÜZİĞİN DİL SORUNU

Şehrin üstünde dumanlar yükseliyordu. Bir tarafta günlerdir bitip tükenmek bilmeyen yangınlar, yıkılmış bloklar ve tek tük ayakta kalmış binalara yazılmış “WE ARE STILL HERE”, “LAST HOPE” yazıları, bir tarafta şehrin merkezinde gençlerin katıldığı şaşaalı disko partileri; kadife giysiler ve elmaslarla dolu, “cazibe merkezleri” vardı.

70’li yılların başlarında New York’un merkezi, beyaz gençlerin böyle partiler düzenlediği ve bunun gençlik içerisinde oldukça popüler olduğu; bu partilere hazırlıkların çok önemsendiği, giyilen kıyafetlerden takılan takılara kadar ince elenip sık dokunduğu ve gençlerin “daha gösterişli” olmak için birbiriyle yarıştığı bir atmosferi barındırıyordu. Düzenli olarak gerçekleşen bu partiler, New York gençliği için neredeyse eğlencenin vücut bulmuş haliydi!

Devamını Oku

KAYRA İLE SÖYLEŞİ: TÜRKÇE RAP’TE STORYTELLING VE REALİZM

90BPM’in kurucularından Onur İnal yani rap severlerin tanıdığı ismi ile Kayra, Türkiye’de “storytelling” denilince akla ilk gelen isimlerden biri. Onu Türkçe rap icra eden diğer birçok isimden ayıran ise sadece hikâye anlatıcılığı yapması değil. Ölümsüz kral ve kraliçelerden ziyade işinin başında, sıradan ölümlülerin hikâyelerini anlatması. Bunu yaparken akıllıca kullandığı söz sanatları ile belirli eylem ve olgular arasında analojiler kurması, satır aralarına yerleştirdiği imgeler ile anlatımını kuvvetlendirmesi… Yani bir anlatı olarak rapin, MC’ye ve dinleyiciye sunduğu edebi ve düşünsel derinliği yakalama fırsatı sunması. Böylelikle lümpen hazların güzellendiği, cinsiyetçi vurguların yaygınlaştığı, MC’lerin birbirlerini çelmeleyip, dirsekleyerek var olmaya çalıştığı mevcut rap kültüründen iğreti olanlar için alan açması. Kayra ve onun şarkıları için söylenecek çok söz var ancak biz Kayra adına konuşmak yerine Kayra ile konuşma fırsatı bulduk, biraz da dertleştik. Keyifli okumalar…

SÖYLEŞİ: YAĞIZ SENEM

Devamını Oku