‘DEVRİK-TÜMCE’ NE DEMEK?
‘DEVRİK-TÜMCE’ NE DEMEK?

‘DEVRİK-TÜMCE’ NE DEMEK?

ÖMER DEMİRCAN

Osmanlı Devletinde yönetim dili Osmanlıca: Farsça ile Arapça sözlüğe, sözdizimine Türkçe kimi sözcük, yardımcı eylem ve dizim ekleri katılarak oluşmuş karma bir yönetim-dildir. Ünlü seslerin yazılmadığı bir ünsüz ABC’si oluşturan Arap-harfleriyle yazımda noktalama kullanılmaz, sözcük arası boşluk bırakılmaz, büyük-küçük harf ayrımı yoktur;. O yüzden, Osmanlıca gibi bir dilde de 1831’de “Takvim-i Vekayi” adlı resmî gazete yayını başlayana değin bir metin okunurken, “devrik” tümcelerin sonu çok zor, ya da yanlış belirlenir. Kâtip Çelebi’ye göre ortak bir yazım yolu yoktur; herkes Osmanlıca’yı kendine göre yazar. En az bir ögesi yüklem-ardına konumlanan: “Seni çok özledim, kızım dedim” gibi bir tümce ardından: “artık eve dön” gibi bir tümce gelirse (seni çok özledim ←[kızım dedim]artık eve dön” gibi bir ilişki oluşur. O bağlamda “kızım” ögesi hem önceki hem de sonraki tümceye bağlanabilir. Öyle Osmanlıca metinler doğru okunamayabilir. O yüzden “devrik tümce”ye ilkin “sonu belirlenemez” anlamında “kuralsız cümle , şiir cümlesi” denir. O söz zamanla: “Türk cümlesi yüklemle biter” diye bir düzyazı kuralına dönüşür.

Kısacası, halkın sözlü dilinde devrik tümce sürekli kullanılmasına karşın, Osmanlıca düyazıda tümce, 600-yıl süreyle yüklemson dizime çakılır. Nurullah Ataç’ın 1938’de karşı çıkışına değin: okulda öğretilmesi, düzyazıda kullanılması yasaklanır. O yüzden öğretmenler, öğrencilere dildışı türlü baskılar uygular. Dil Devrimine karşı çıkanlar, 1946’dan sonra o terimi bir suçlama aracı olarak kullanır: “Devrik tümce kullananlara rahatça komünist diyebilirsiniz” (1952) türünden yorumlar üretilir. 12 Eylül döneminde bir öğretim üyesinin TDE öğrencilerine: “Devrik tümce kulananın ağzını yırtarım” dediği bile duyulmuştur. Üstelik, Türkçe sözel üretimde işlem, “devrik” alt ayrımı da içeren “odakardı konumlama”dır.

NEDİR “*DEVRİK-TÜMCE”?

“Bilgi birimi”,yalın ya da bileşik bir odak içeren tümce, ya da tümce bölümü” olarak tanımlan-mış. “Mehmet dün oğluna ara↓BA-aldı” sözü tek bir odak içerdiği için bir bilgi-birimi sayılır. Olağan dizimde bilgi biriminde ilk öge ‘konu’yu belirler. Yukardaki örnekte “Mehmet” konuyu iletir. Geri kalan bölüm: “dün oğluna ara↓BA-aldıyorum’ olur. Yorum içinde vurgulanıp-tonlanan öge: “ara↓BA-aldı” ise “odak” tır. Yüklem, odak olarak: “Çe↓KİL karşımdan!” sözündeki gibi başa konumlanırsa, “konu” ile “odak” örtüşür. “Bi↓TİR artık bu işi” sözünde “bu işi” konu sayılırsa, konu ögesi sona da kayabilir demektir. “Ton”, odağın (ara↓BA-aldı) vurgulu hecesi (-BA-) üzerinde “kayarak ya da sekerek ses-perdesi değişimi” anlamını taşır.

1-Türkçe bir tümce: “öge anlamları toplamına eşit bir anlam” taşırsa, o tümcede ögeler “olağan” konumlanmış demektir: “Mehmet dün oğluna araBA-aldı” öyle bir sözdür.[1] Eğer o sözde öge sırası: “Mehmet oğluna arabayı ↓DÜN-aldı” biçiminde değişirse, anlama “daha önce değil” gibi bir kısıtlama eklenir. Öyle dizimlere ayrı bir terim koşarak “karşıtsal” demek uygun olur.

2-Olağan konumlamada sözün odağı, yani “en önemli bilgi taşıyan ögesi”, yüklemdir: Söze giren bütün doğal, ya da eklerle katılan ögeler yükleme bağlanır. “Doğal”, ya da sonekle katılan ögeler, ayrımlar aşağıdaki tabloda görülebilir.

 

Taban + DOĞAL katılanlar       + SONEKLE katılanlar (-Ø = sessiz-ek)
 

 

Y

Ü

K

L

E

M:

 

Eylem-tabanlı yükleme

doğal katılanlar:

(koş-Æ) yapan özne,

(düş-Ø) etkile-nen özne

(aç-Æ) yapan özne+nesne,

(al-Æ) yapan özne+nesne

      + yararlanan öge,

(yolla-Æ) yapan özne+nesne

      + yararlanan kişi+araç.

1a. [Dönüşlü: -(Ì)n/l/; 1b işteş -(Ì)ş]+;

2. Yapan,

3. Ettiren,

4. Aracı-ettiren: [-Ìr/-DÌr/-(Ì)t];

5+6. Gizil : -(Ì)l/n,

7a. İstek/ 7b.Yeterlik: -(y)À -bil;

8. Olumsuz: -mĂ;

9. Zaman: -ø/-(Ü)r/ -DÌ/-mÌş/-(y)AcÀK

10a. Öyküsel-DĬ/ 10b. Söylentisel-mĬş+;

11. Koşul: -sĂ /;

12. Soru: -mÌ+

13. Öznel izleme: öznel kişi + sayı:

[YER] + –li +-Ø -le-ş-tir-il + -e-me-yen + Ø -ler-den -mi-dir-Æ-ler-kĭ

 

3-Türkçe bir yüklem tabanına: “işteş, ettirgen” gibi edimsel, “olumsuz, istek, zaman” gibi ulamsal, “öznel kişi, sayı” gibi izleme işlevleriyle onbeş dolayında sonekleme uygulanabilir. Sessiz ekler[2] de katılırsa sayı 25’i bulabilir. Çoğunlukla, bir yüklem tabanına en az üç, olağan beş ile sekiz arasında sonekleme uygulanır. O nedenle sözün özü yüklemdir. İletişim ortamında bağlama göre sözler gerekli düşüm uygulanarak yalnızca yükleme indirgenebilir: … Gele↓CEKmisi↑niz?

4-Ne yazık ki, “tamlama” işlemi eksik olarak yalnızca “ad” türü birimlere özgülenir, “eylem-tam-laması” dışarda bırakılır. Oysa, eylemler de “az/yavaş/üfleyerek/et/sebze ye-” gibi nitelenir. Tamlama tabanlı yüklem odaklanırken, “Mehmet dün oğluna ara↓BA-aldı” içinde olduğu gibi, “niteleyici” öge vurgulanıp tonlanır. Genel bir kuraldır bu. Yoksa, yüklemin vurgulanış biçimi başka türlü doğru açıklanamaz. Odaklama, ancak “eylem-tamlaması” doğru betimlendikten sonra tutarlı olarak kurallanabilir: “araba-al-, yavaş ye-, görerek at-, tıkır-tıkır işle-” gibi ikili birimler birer eylem-tamlamasıdır.

5-Yüklem-dışı ögeler ya “olağan” konumlarında: “Mehmet ↓DÜN oğluna araba-aldı” (+ daha önce değil), ya da yükleme yanaşarak odaklanırlar: “Mehmet oğluna araba-yı ↓DÜN aldı” (+ daha önce değil). O konum değişikliğinin anlam ayrımı yaratmaması: yüklemdışı ögeler için işlev değiştirmeden “karşıtsal odaklanma konumu”nun yükleme yanaşık konum olduğunu gösterir. Öyleyse, yüklemdışı ögeler, karşıtsal-odak seçilince yükleme yanaşırlar. Ezgisel anlam seçimi yüklemönü konumlama ile gerçekleştirilir. Anlamlama işlemlerine kapalıdır yüklemardı. Devrik olarak: “Akşam olunca kadın a↓ÇAR ağzını” gibi yananlamlı birim (deyim) içeren sözler karşı örnek olarak gösterilemez. Ayrım açıklama ancak düzanlamlı örneklere dayanabilir.

6-Yüklemdışı, odak olmayan bir öge, işlevi değişmeksizin “devrik” konumlanırsa, sözün anlamı değişir mi? Örneğin “Mehmet dün oğluna ara↓BA-aldı” sözü içinde özne devrik konumlanırsa anlam değişikliği olmaz: “Dün oğluna ara↓BA-aldı Mehmet”.

O işlem yüklem önünde odaklanan bir ögeye uygulanırsa, ne olur? Atatürk, neden: “↓TÜRküm diye↑ne NE mut↑lu!” diyeceğine “↓NE mut↑lu ↓TÜRküm diyene!” demiş? Bir reklâmda “Sen bi↓ZİM bankaya gel!” yerine neden “Sen gel bi↓ZİM bankaya! dizimi seçilmiş? Her iki sözde de ne odak, ne de anlam değişmiyor. Değişen ne? Sözün duygusal çağrışım etkisi.

Buradan çıkan sonuç şudur. Olağan dizimde odak olan olmayan bir öge ya da ögeler, işlevleri değişmeksizin yüklem ardına kaydırılırsa, anlam değişmez ama ezgisel etki güçlenir. İşlev değiştirmeden birden çok ögenin yüklem-ardına kaydırılmasında da sonuç değişmez: “Dün oğluna ara↓BA-aldı Mehmet.” “Oğluna ara↓BA-aldı Mehmet dün.” “Ara↓BA-aldı Mehmet dün oğluna.

Demek ki: i) Olağan dizimde odak yüklemdir. ii) İşlev değiştirmeden yüklemdışı odak ya da odak olmayan öge yüklem-ardına kaydırılırsa, sözel anlam değişmez. iii) Olağan dizimde devrik konumlama nedeni anlamı pekiştirmek, sözel etkiyi güçlendirmektir. iv) Türkçe tümce her zaman yüklemle bitmez. Türkçe sözel konumlama Osmanlı kâtip anlayışıyla belirlenemez!

 7-Yüklemdışı bir öge odaklanırsa, “karşıtsal-odaklama” seçilmiş olur. Karasu’dan: [“Bu biçime ya↓RIM-çizme derler evlâtçığım,” dediydi Refikamteyzesi.] sözü tek odaklı olduğu için tek bilgi birimi sayılır. Odak ardındaki: “-derler evlâtçığım,” dediydi Refikamteyzesi” bölümü “devrik olup yüklem “derler” odak ardında kalır mı denecek? Odaklansın odaklanmasın, yüklemi “devrik” kavramını belirleyen bir öge olarak kullanmak zorunlu mudur? Yüklemin odak ardında kalışı başka bir ayrım olarak kullanılabilir: “MehMET dün oğluna araba aldı” içinde “dün oğluna araba aldı” da, yüklemden önce ancak odaktan sonra kaldığı için, “odak-ardı bölüm” olur. Her iki “odakardı” bölüm de sönüş için oldukça uzundur. Böyle birimler, heyecanlanma sonucu odağı başa almaktan kaynaklanır. Odak-ardı bölümler eksik bilgiyi tamamlayıp onarır. Ne var ki, üst ayrım “odakardı” olup, ancak yüklem ardına düşen ögelere “devrik” denebilir. Türkçe kurallar arasında “devrik” gibi dıştan çevirisel olarak özellenen bir kuralla ya da işlemle karşılaşmadım. Öyleyse, yüklem odak seçilmek koşuluyla, devrik” terimi Türkçe “yüklemardı ögelere gönderme” yapabilirse de, sözlü-dilde karşılığı olan öyle Türkçe genel bir işlem yoktur. Sözlü dilde işlemi bütünsel olarak anlatan ayrım ancak “odakardı” olabilir.

8-Sözel üretimde düşüm ve izleme ile bilgi birimleri kısalabilir. O zaman, odak birimler daha sık aralıklarla gelir. Aşağıdaki sürekli metin içinde bilgi birimleri daha sık aralıklarla geçiyor. Türkçe açısından öyle bir ritim uygulaması betimlemeye de girmeli.

“… //↓GİTgide birçok şeyler öğren↓ ↑ya//; //önce gülmesi↓ öğrendi//. //Mah↓ZUN, za↓RİF bir gü↓LÜŞ buldu o ağız//. //↓NEreden ↓NAsıl getirdiler bu gülü↓ŞÜ de// // oraya oturttu↑LAR//; //bunu öğre↓NEme-dim//. … //↓HER gün bir zarif↑LİK, bir güzel↑LİK, bir bu↑LUŞ, bir başka↓LIK ge↑LİP// ona, ↓KUŞ gibi yu↓VA yaptı//. …” (Sait Faik’ten)

9-Sabahattin Eyüboğlu, denemelerini yeniden okurken “17 Nisan, bir gurbet bayramı” bitiş bölününde (: paragraf) bütün tümceler devrik çıktı. Ondan önceki bölünde ise hiç devrik tümce yok. Ardından gelen bölünde devrik 13’te-dokuzdur. Devrik tümceyi bir yandan düşünceye, öte yandan duygusal akışa en iyi uygulayan denemecilerimizdendir Eyüboğlu.

“… Köy enstitülerinin kuruluş yıllarında olumlu, verimli bir eğitimin ne mucizeler yaratabileceğini gören bizler şaşarak soruyorduk birbirimize: Bu kadar kestirme, bu kadar bize göre, bize giden bir yola girmekte neden bu kadar geç kalmışız, diye. Meğer, tam tersine, erken girmişiz o güzelim yola. Daha dolduracak çileleri varmış Anadolunun. … yoksul anadolu çocuklarının beyinlerini, gözlerini karartmayı, (…) milletimize daha uygun (…) görenler varmış Atatürk’ün partisi içinde, Atatürkün bilim getirsinler diye batıda yıllar yılı okuttuğu gençler arasında. Mehmetçiğin kanı, alın teri, göz-yaşıyla rütbeler, cübbeler giyinip Mehmetçiğin başına çorap, örümcek ağı örecekler çokmuş henüz bu güzelim memlekette, bu cennete benzer cehennemde. …(1966: tümce, hepsi devrik. Mavi ve Kara, 1973: s. 203).

Devrik” tümce bir yazı-dili terimi olarak o kadar çok kullanılmış ki, yalnızca “yüklem-ardına-konumlama” anlamıyla bir alt-işleme gönderme yapabilir. Devrik konumlamalar ne anlam, ne işlevle ilgili değildir. Devrik işleme: sesletim gücünü dengeleme, ezgisel etkiyi pekiştirme, yüklem odak ise vurgusal sönüşü kolaylaştırmak için başvurulur. Sözlü-dilde üst-terim “odakardı” olmalı, “devrik” onun bir alt ayrımı olarak kullanılabilir ancak. Felsefeci N. Uygur, “sanki, işte, ancak, …” gibi tümceler-arası geçiş birimlerini ayrı birer bilgi birimi olarak odaklamamak için “devrik” konumlar: “//Öy↓LEY↑se//, //yarın gö↓RÜŞmiyelim//” yerine “//Yarın gö↓RÜŞmiyelim öyleyse//”, der.

[1] “Odak” hece büyükharf ile, vurgulu hece koyu, ton: düşüş ↓, çıkış ↑ oklarıyla verilmiştir.

[2] Sessiz-ek, kullanıldığı karşıtlığa göre karşıt-anlam taşıyan ek-yokluğu =“-Ø”; . Demircan, Ö.: Türkçe ek biçimlemede ‘sessiz-ek’leme, Çağdaş Türk Dili, Ağustos 2020, 366-370.

Yazı görseli: Burhan Kum, Devrik Cümle 1, tuval üzerine çini mürekkebi, 70 x 50 cm, 2015