DURU SU KADIOĞLU: SOKAKTAN ANA AKIMA: TÜRKÇE RAP MÜZİĞİN EVRİMİ VE RAP ENDÜSTRİSİ

Hip hop kültürünün yoksullukla, işsizlikle ve kentsel dönüşümün getirdiği yıkımla mücadele eden Güney Bronx’un arka sokaklarından doğduğu yıllarda ‘kutsal üçlü’  DJ Kool Herc, Grandmaster Flash  ve Afrika Bambaataa gibi isimler dahil olmak üzere hiç kimse onun bugün olduğu gibi dev bir endüstri haline geleceğini tahmin edemezdi. Küreselleşmenin bütün şiddetini hisseden, sosyal yardımların kesildiği, iş yerlerinin birer birer kepenk kapattığı ve genç erkeklerin kendilerini sokak çeteleri aracılığıyla görünür kıldığı bir dönemde, genç siyahi erkeklerin kendini ifade etmelerinin bir yolu olarak ortaya çıkan hip hop, varlığını MC’lerin, DJ’lerin ve break dansçılarının performans sergilediği ve grafiti sanatçılarının dekorları tasarladığı partilerde sürdürmekteydi. ‘Blok partileri’ ya da ‘ev partileri’ olarak anılan bu partiler hip hop’ın lokal unsurlara dayanan belkemiğini oluşturuyor, sanatçılar için bu partiler kolektif bir üretim alanı yaratıyordu.[1] Üretim ve tüketim aşamalarının canlı performans sırasında veya performans amacıyla gerçekleşmesi, rap müzik de dahil olmak üzere hip hop kültürünün hiçbir unsurunun kayıt altına alınmak ve pazarlanmak üzere üretilmemesine sebep oluyordu.

Bu durum, 1979’un haziran ayında sanatçı ve müzik yapımcısı Sylvia Robinson’un Manhattan’da Harlem World isimli bir kulübe gitmesi ve orada gençlerin DJ’le kurdukları iletişime tanıklık etmesiyle geri dönüşü olmayan bir şekilde değişti. Sylvia Robinson, eşi Joe Robinson’la birlikte kurdukları Sugar Hill Records’ı iflastan kurtarmanın yolunun Bronx’tan geçtiğini anlamıştı ve bir sonraki adımı rap plağı kaydedebilecek MC’lere ulaşmak olacaktı. Oğlunun arkadaşları kanalıyla o dönem bir pizzacıda çalışan Henry ‘Big Bank Hank’ Jackson ve arkadaşları Micheal ‘Wonder Mike’ Wright ile Guy ‘Master Gee’ O’Brien’la tanıştı ve onları Sugar Hill Records’la anlaşma imzalamaya ikna etti. Aynı yılın ekim ayında ‘Rapper’s Delight’ isimli 15 dakikalık şarkıyı içeren plak piyasaya sürüldü. Robinson’un Sugar Hill Gang olarak isimlendirdiği grup üyeleri erken rap sahnesinde yer alan kurucu isimlerden değillerdi, bu nedenle plağın günde 50 bin civarı satması şaşkınlıkla karşılansa da, rap müziğin hip hop kültürünün içinden sıyrılarak ana akım haline gelmesinin ilk adımı atılmış oldu.[2] 1981 yılında ünlü punk rock grubu Blondie’nin listelerin zirvesine oturan Rapture isimli şarkılarında hip hop unsurları kullanmaları ve Grandmaster Flash’ten bahsetmeleri rap müziğin beyaz dinleyiciyle buluşmasının önünü açarken, 1986 yılında RUN-DMC’nin dönemin ünlü rock grubu Aerosmith ile gerçekleştirdiği Walk This Way yorumu grubu MTV’ye taşıdı.

Break dans ve grafitinin aksine, rap müziğin çoğaltılabilir ve satılabilir bir karaktere sahip olması, ana akıma doğru giden yolda hip hop’ın diğer unsurlarının arka planda kalmasına, hatta rap müziğin destekleyicileri olarak varlık sürdürmelerine neden oldu. Bronx’un yanı sıra Batı Yakası başta olmak üzere ABD’nin dört bir yanında rap müziğin yükselişi, reklamcıların ve reklam verenlerin dikkatini bu alana çekti. İlk büyük sponsorluk anlaşması ‘My Adidas’ isimli şarkılarının popülerliğinin markanın dikkatini çekmesi üzerine RUN-DMC ve Adidas arasında imzalanır, böylece ‘sokak stili’ olarak tabir edilen stilin popülerleşerek spor markaları tarafından sahiplenmesinin önü açılırken, Pepsi-Cola ve Coca-Cola gibi büyük markalar da ünlü MC’lerle sponsorluk ilişkileri geliştiriyor, rap giderek markalar ve sanatçılar için gelir elde etmenin bir yoluna dönüşüyordu.[3]

Hip hop kültüründe yaşanan bu değişim herkes tarafından hoş karşılanmasa da, rap müzik giderek popüler kültürün bir parçası haline geliyordu. Bir tarafta Common ‘I Used To Love H.E.R’ ile kültür endüstrisi ürününe dönüşen hip hop’ın arkasından bir nevi ağıt yakarken, her geçen yıl endüstrinin daha da büyümesine sahne oluyor, rap müzik dünyanın dört bir yanına yayılıyordu. Eminem beyaz bir MC olarak 2000’li yıllarda bütün dünyada popüler olurken, 2015’e gelindiğinde Barrack Obama yılın en iyi şarkısını Kendrick Lamar’ın yaptığını söyleyerek Lamar’ı 4 Temmuz kutlamaları için Beyaz Saray’a davet ediyordu. 2018 yılında Forbes tarafından yayınlanan rapora göre o yıl Amerika’da en fazla tüketilen tür hip hop, en fazla gelir elde eden 20 isme toplam 405 milyon dolar kazandırmış,[4] 2007-2017 yılları arasında ise Dr. Dre 932, Jay Z 501.5, Diddy 435, 50 Cent 238.5, Kanye West ise 224.5 milyon dolar gelir elde ederek endüstrinin en çok kazanan beş ismi olmuşlardı.[5]

ABD’de özellikle 1980’li yılların ikinci yarısı itibariyle ana akım bir karakter kazanan rap müziğin Türkiye’de duyulmak için bir sonraki asrı beklemesi gerekecekti. 1995 yılında, Türkiye’deki ana akım televizyon kanalları ve basılı medya, dikkatini Cartel isimli Almanya kökenli Türkçe rap grubuna yoğunlaştırdı. Türk bayrağı gibi motifleri sıklıkla kullanan ve Almanya’daki ikinci nesil göçmen gençlerin oluşturduğu grup, Türk gençlerini o dönem yükselen ırkçı saldırılara karşı birleşmeye çağırmakta ve sosyal izolasyon, yoksulluk gibi sorunlarla boğuşan göçmenlerin Türk kimliği algısını pozitif bir yönde inşa etmeyi amaçlamaktaydı.[6] Ana akım medyanın yanı sıra Türkiye’deki ve Almanya’daki milliyetçi gençlere hitap eden Cartel bugün Türkiye’de rap müziğin öncüsü addedilirken, göçmenlerin yoğun olduğu Berlin’in Kreuzberg bölgesi ise halâ Türkçe rap müziğin anavatanı olarak görülmekte.

2000’li yıllarda Cartel’in açtığı yolu takip eden ve rap müziğin ikinci jenerasyonu olarak tanımlanabilecek Ceza, Sagopa Kajmer ve Fuat gibi isimler eşliğinde Türkçe rap müziğin ana akım haline gelme yolunda önemli adımlar attığını söylemek mümkün. Ceza’nın 2006 tarihli albümü Yerli Plaka’nın yakaladığı başarı ve ardından Fark Var’ın Adanalı dizisinde ve dönemin muhafazakar partilerince siyasi kampanyalarda kullanılması, Sagopa Kajmer’in  Al Bir de Burdan Yak’ının G.O.R.A’nın film müziği olması gibi gelişmeler bu dönemde rap müziğin alt sınıflara ve dar bir kitleye hitap eden bir tür olmaktan çıkıp popüler kültürün bir parçası haline gelmesinin önemli dönemeçleri sayılabilir.[7] Aynı yıllarda Ceza ve Sagopa Kajmer arasında yaşanan ve şarkılarına konu olan atışmalar, sanatçıların hayran kitlelerine de sirayet edip medyanın yalnızca konu itibariyle ilgisini çekerken; popüler isimlerin bir elin parmaklarını geçmediğini, pek çok MC’nin sınırlı bir kitleye hitap ettiğini, Hiphoplife başta olmak üzere forumlar dışında, müzikal açıdan temsil imkânını henüz bulamadığını da belirtmek gerekiyor.

Kitlelerin ve sonrasında medyanın ilgisi Ezhel’in 2017 yılında Bugy prodüktörlüğünde Müptezhel isimli ilk solo albümünü yayınlamasından sonra bu alana yöneldi desek yanlış olmaz. Endüstride ve rap sahnesinde yaşanan bu değişimi anlamak için ABD’de 1990’lı yıllarda ortaya çıkan, Türkiye’de ise son yıllarda Ezhel, Khontkar gibi isimlerle anılan trap müziğin yükselişini göz önünde bulundurmakta fayda var. Elektronik bir altyapı üzerine kurulan ve vokalin arka planda kaldığı bir tür olan trap, rap müziğe nazaran daha kolay eşlik edilebilir nakaratlara ve tekrar eden ritimlere sahip oluşu nedeniyle popüler olmaya daha müsait bir karaktere sahip.

Rap ve trap türlerinin son dönemde yakaladığı başarının bir diğer sebebini de yaşanan teknolojik gelişmeler ve kullanıcı tabanlı içerik üretimine el veren platformların çoğalmasına bağlamak mümkün. Tricia Rose’un post-endüstriyel bir tür olarak nitelediği rap müzik, doğası itibariyle sözlü hikaye anlatımı geleneği ve post-endüstriyel teknolojinin birleşiminden oluşsa da, günümüzde sosyal medya Türkiye’de rap müziğin kitlelere ulaşmasının en önemli aracı haline gelmiş durumda.[8] Yeni jenerasyon olarak nitelenebilecek MC’lerin ve dinleyicilerinin genellikle genç yaşlarda olmaları, onlara bu alanları etkin kullanmak konusunda avantaj sağlıyor. Rap müzik için temel mecra görselliğin ön plana çıkarılmasına imkan tanıyan ve sansüre uğramadan yayın yapmak için elverişli bir ortam sağlayan Youtube. Türkiye En İyi 50 ve Hot Hits Türkiye gibi listelere bakıldığında Ezhel, Ben Fero, Patron gibi MC’lerin Spotify’da da azımsanmayacak bir dinleyici kitlesine sahip olduğu görülüyor. Yanı sıra Instagram, Twitter, hatta Twitch gibi platformlar kitlelerle iletişime geçmek, reklam ve sponsorluk anlaşmaları imzalamak, albümleri ve konserleri duyurmak için olmazsa olmaz bir nitelik kazanmış durumda.

Rap müziğin ana akıma giden yolunun kilometre taşlarından birini şüphesiz bu müziğin son yıllarda dizi sektöründeki yükselişi oluşturuyor. Rap ve grafiti temalarını işleyen ve Adana’nın arka sokaklarını konu alan Sıfır Bir dizisinin gördüğü ilgi, popüler dizilerin yaratıcı ekiplerinin dikkatini bu alana kaydırdı. Çukur dizisinde Gazapizm’in ‘Heyecanı Yok’ ve Eypio’nun dizi için seslendirdiği ‘Gömün Beni Çukura’; 7Yüz isimli Blutv yapımında Ezhel’in ‘İmkansızım’ ve Ufak Tefek Cinayetler’de (ki konusu ve hitap ettiği kitle itibariyle diğer örneklerden oldukça farklı olmasına rağmen) Ceza’nın son albümünden ‘Suspus’un kullanılması, bu türü kemik dinleyici kitlesinin dışına ulaştırdı.

Türkiye’deki rap müzik endüstrisi henüz Amerika’dakine kıyasla oldukça mütevazı bir boyuta sahip fakat rap müziğin kazandığı popülerlik benzer bir süreci başlatarak şirketlerin, markaların ve reklamcıların dikkatlerinin bu alana yönelmesine neden oldu. Birkaç yıl önce Ceza dışında bir MC’yi reklam yüzü olarak görmek neredeyse imkânsızken, 2017’de Eypio Eti Popkek’in, 2018’de ise Gazapizm Kinetix markasının reklam kampanyalarında yer aldılar. Yine ABD’deki endüstriye benzer şekilde Red Bull, Efes, Tuborg gibi markalar rap konserlerine ve festivallerine sponsor olurken, sanatçılar tarafından kurulan müzik veya tekstil şirketlerine de sıklıkla rastlanır oldu. İşletme sahipleri konserlerde alkol satışlarının düşük olmasından şikayetçi olsa da, alım gücü yüksek beyaz yakalıların giderek artan ilgisi beklentileri yükseltiyor.[9] Döviz kurunun yükselişi yerli sanatçıların konserlerinin artmasında bir etken olarak görülüyor. Önceleri hip hop kültürünü tanıtma ve yaygınlaştırma amacıyla kurulan Flow Radyo dışında kendine yer bulamazken artık Virgin Radio’da (sansüre tabi tutmak kaydıyla) Aga B, Ezhel gibi isim yapmış sanatçıların sesi duyuluyor.

DokuzSekiz Müzik Yapım, 3 Adım Müzik gibi yerli ve Universal Music Publishing Group, Sony Music gibi uluslararası şirketler yakın zamanda rap müzik icra eden isimlerle anlaşmalar imzaladılar. Özellikle Sony Music bünyesinde Ados, Ağaçkakan, Allame, Ayben, Baneva, Hayki, Kamufle, Joker, Kayra, Konthgar, Xir, Tankurt Manas gibi pek çok isim yapmış sanatçı bulunmakta. Ancak yaygın kanı, diğer müzik türlerinden farklı olarak, ünlü olmak için şirketlerle anlaşma yapmaya gerek olmadığı yönünde. Popüler şarkıların bir kısmının genellikle kolektif üretimle, evlerde kurulan basit sistemli stüdyolarda gerçekleşmesi, yine el yordamıyla çekilen kliplerin sosyal medyada, platformlarda kolaylıkla paylaşılabilmesi, izlenme / dinlenme üzerinden gelir elde edilebilmesi, piyasada yeni olanların isim yapmış sanatçılardan destek görmesi kısaca üretim ve dağıtım aşamalarının kısmen de olsa demokratikleşmesi yapımcı şirketlerin eşik bekçisi işlevini bir nebze engelliyor denebilir. Aga B ve Spade, hip hop’ın takım olarak üretildiğinin, belirli bir zaman aralığında belirli bir stüdyo kiralayarak kendini sınırlamanın kültürün doğasına aykırı olduğunun altını çizerken, diğer yandan,  müzikal açıdan kaliteli işler yapmak ve daha etkin pazarlama için şirketlere ihtiyaç duyulduğunu da ekliyorlar. Onlara göre, bugün gelinen aşamanın en olumlu yanlarından biri isim yapan bir MC’nin şirketlere fikirlerini sunabilmesi ve artık tanınan bir türde müzik ürettikleri için şirketlerin onlara kulak vermesi.[10]

İstanbul’da Ceza öncülüğünde kurulan Kadıköy Acil, Karaköy’ü temsil eden İstanbul Trip, Sulukule’nin kentsel dönüşüm koşullarından doğan Tahribad-ı İsyan, Patron ve Saian gibi protest rap müzik icra eden isimlerin bulunduğu PMC, Tepki öncülüğünde kurulan MOB, deneysel hip hop olarak nitelenen Ağaçkakan; Ankara’da Ezhel ve Aga B, Adana’da Fate Fat, Eskişehir’de Allame ve İzmir’de Batı Yakası hip hop’ına benzer temaları işleyen Ben Fero, Norm Ender, Anıl Piyancı gibi isimlerin yanı sıra Gazapizm ve Cash Flow gibi pek çok sanatçı piyasada kendine yer buluyor. Bu isimlerin konserlerinde sahne alan ve onlarla beraber üretim yapan daha genç kuşağın da önceki nesillere göre daha şanslı olduğunu söylemek mümkün. Ancak görüştüğümüz kişiler, Ceza, Ezhel gibi birkaç sanatçı dışında gelirlerin çok yüksek olmadığını belirtiyorlar. Bunun yanı sıra, Ceza’nın kardeşi Ayben ve Sagopa Kajmer’in eski eşi Kolera dışında sektörde adı duyulmuş kadın MC’lere rastlanmıyor.

Son dönemde yakalanan popülerlik ve artan gelirlerden memnun olanlar çoğunlukta olsa da bunun beraberinde bir takım ödünler vermeyi gerektirdiğini düşünenler de yok değil. Başta da ifade edildiği gibi ortaya çıkışı itibariyle politik bir karakter taşıyan, Türkiye’ye gelişinde ilk olarak yoksul mahallelere yerleşen, ilk dönem Ceza ve Fuat’ın sözlerinde anlam bulan rap müziğin muhalif karakteri Gezi eylemlerinde çok daha görünür hale gelmişti. Sözlerde iktidara yönelik eleştirinin dozu artarken kliplerde eylemlere göndermeler bulunuyordu. Günümüzde ise muhalif ekolü temsil eden Saian veya Kürt halkı üzerindeki devlet baskısından bahseden Rapzan Belagat gibi örnekler dışında iktidara doğrudan muhalefet içeren sözler yerini çoğunlukla yoksulluk, kent sorunları, piyasa sömürüsü gibi temalara bırakmış durumda. Bunun yanı sıra uyuşturucu vurgusu yeni nesil rap müzikte oldukça yaygın, fakat uyuşturucu kullanımı genellikle (Bronx’taki ilk kuşaktan farklı olarak) mahallenin çözülmesi gereken bir problemi olarak değil, dünyanın gerçeklerinden ve sorunlardan uzaklaştıran bir kaçış olarak nesneleşiyor.

Rap müziğin popülerleşerek bir gelir kaynağı haline dönüşmesi, serbest piyasanın getirdiği rekabet mantığı icracıları satılabilir ya da ‘tıklanabilir’ içerikler üretmeye itiyor. Klasik manada rap müziğe nazaran daha kolay eşlik edilebilir nakaratlara ve daha az yorucu beatlere sahip trap müzik yükseliyor, politik söylemin yerini herkese hitap edecek temalar alıyor. Bir kültür endüstrisi ürünü olarak metalaşan rap müzik, mahallelerden kaçış sağlayacak ekonomik bir imkân olarak görülüyor.

Popülerleşmenin bir getirisi de sansür ve yaptırımlar. Rap’in kimi sözleri ana akım medyanın yutabileceği nitelikte değil zaten kimisinin hedefi doğrudan medyanın kendisi. Yanı sıra son dönemde Ezhel, Burry Soprano, Khontkar örneklerinde olduğu gibi bir de uyuşturucuya özendirme gerekçesiyle tutuklanıyor ya da ceza davalarıyla gündeme geliyorlar. İktidarın, yargının ve medyanın bu ahlaki paniğinin altında dinleyici kitlesinin genişlemesi ve muhalif seslerin duyulur olması olduğunu düşünenler kadar rap’in uyuşturucuyla bütünleşmesinden rahatsız olanlar da var.

Sonuç olarak popülerleştikçe gelirleri artmakla birlikte beslendiği kültürün özünden biraz uzaklaşsa da Türkiye’de rap’in endüstrileşmiş bir alan olduğunu söylemek halâ zor. Ankara’da Shelter’daki konserinden önce kulisinde arkadaşlarıyla beraber görüştüğümüz Aga B, rap müziğin sokağa dayandığını, bu özünü her zaman koruyacağını belirterek “Sokak bu gördüğün kulis artık, bizim için abilerimizle, kardeşlerimizle beraber ürettiğimiz, dayanıştığımız her yer sokaktır” diyor.[11] İcra edenlerin çoğunun kendi çabaları ve arkadaşlarının destekleriyle, birbirlerinden beslenerek ürettiği rap müzik, müzik endüstrisinin standardize ürünlerinden en azından bu kolektif yönüyle sıyrılmaya devam ediyor.

 

REFERANSLAR

Blair, Elizabeth, “Commercialization of the Rap Music Youth Subculture”, That’s The Joint!: Hip Hop Studies Reader, ed. Murray Forman & Mark Anthony Neal .New York, Routhladge, 2004, 514-521.

Forbes, ‘’The Top-Earning Hip-Hop Acts Of The Decade’’, [Erişim tarihi:18.05.2019].

Forbes, ‘’Hip Hop Cash Kings’’, [Erişim tarihi:18.05.2019].

Kelly, Kate “Sylvia Robinson: Pioneering Record Producer, Ushered in Era of Rap”, https://www.huffpost.com/entry/sylvia-robinson-pioneerin_b_6894924 [Erişim Tarihi: 18.05.2019].

Lüküslü, Demet ‘’Ulusaşırı bir gençlik kültürü ve toplumdan saygı talebi olarak hip-hop’’, Toplum ve Bilim, 121, 2011, 201-221.

Robins, Kevin & David Morley ‘’Almanci, Yabanci,’’ Cultural Studies, 10:2,1996, 248-254, [Erişim tarihi:11.05.2019]

Rose, Tricia, Black Noise : Rap Music and Black Culture in Contemporary America, London: Wesleyan University Press,1994.

Wilson, Jonathan “New-school brand creation and creativity – Lessons from Hip Hop and the global branded generation” Journal of Brand Management, Vol. 9 Issue 2, (2011), https://doi.org/10.1057/bm.2011.7

 

[1] Elizabeth Blair, “Commercialization of the Rap Music Youth Subculture”, That’s The Joint!: Hip Hop Studies Reader, ed. Murray Forman & Mark Anthony Neal (New York, Routhladge, 2004), 514-521.

[2] Kate Kelly, “Sylvia Robinson: Pioneering Record Producer, Ushered in Era of Rap”, https://www.huffpost.com/entry/sylvia-robinson-pioneerin_b_6894924 [Erişim Tarihi: 18.05.2019].

[3] . Jonathan A.J. Wilson, “New-school brand creation and creativity – Lessons from Hip Hop and the global branded generation” Journal of Brand Management, Vol. 9 Issue 2, 2011, https://doi.org/10.1057/bm.2011.7

[4] The Top-Earning Hip-Hop Acts Of The Decade, Forbes, https://www.forbes.com/pictures/emjl45efiie/the-top-earning-hip-hop/#40aa9176e5aa (18.05.2019).

[5] Hip-Hop Cash Kings 2018, Forbes, https://www.forbes.com/pictures/emjl45efiie/the-top-earning-hip-hop/#40aa9176e5aa (18.05.2019).

[6] Kevin Robins & David Morley ‘’Almanci, Yabanci,’’ Cultural Studies, 10:2,1996, 248-254, DOI: 10.1080/09502389600490151

[7] Demet Lüküslü ‘’Ulusaşırı bir gençlik kültürü ve toplumdan saygı talebi olarak hip-hop’’, Toplum ve Bilim, 121, 2011, 201-221.

[8] Tricia Rose. Black Noise : Rap Music and Black Culture in Contemporary America. London: Wesleyan University Press,1994.

[9] B.P., Kişisel görüşme, Mayıs 2019.

[10] Aga B ve Spade, Kişisel görüşme, Mayıs 2019.

[11] Aga B ve Spade, Kişisel görüşme, Mayıs 2019