Brian Eno, 80’ler ve 90’larda birçok müzik türünde önemli dönüşümlere yol açmış, ‘ambient müzik’ janrını yaratmış Britanyalı prodüktör ve şarkıcı. Eno’nun müzik anlayışı ve ortaya çıkardığı tür, müzik dünyasının entelektüelleri tarafından oldukça saygın bir yerde tutuluyor. 1968’te yayımladığı Music For Non-Musician isimli kısa manifestonun ise müzik dünyasına önemli bir etkisi olmuş, ‘tatmin etmeye’, ‘sevindirmeye’, ‘istenileni vermeye’ yönelmek istemeyen, müzik piyasasının güçlü hegemonyasına boyun eğmekten imtina eden, egemen müzik anlayışında bir gedik arayan müzisyenlerin referansı olmuştur.

Eno ve manifestosunun, ayrı ve detaylı bir irdelemeyi hak ettiğini ve müzikal anlamda önemli değişimlere neden olduğunu söylemek abartı olmaz, ancak yazımızın konusu bu değil. Bu yazıda, manifestonun ismini ve içeriğini sahiplenen, M4NM isimli deneysel hip hop kolektifini kurmuş, kendisine “müzik yapmak için müzik yapmak” mottosunu edinerek çalışmalarına başlamış bir grup müzisyenden bahsedeceğiz.[1] Geçtiğimiz aylarda 10. yılını kutlayan ve gün geçtikçe daha fazla insana ulaşan, daha başarılı ve kıymetli işlere imza atan grubun üyeleri arasında Ağaçkakan, Armonycoma or slt, I’mty, Grej, Geo, Afgan, Oldeaf, Emiladil gibi isimler sayılabilir. Ağaçkakan, Geo ve Grej ayrıca ekibin vokalden sorumlu, ağızları laf yapan elemanları, Armonycoma, Oldeaf, I’mpty, Emiladil, Afgan ise sözlü ya da enstrümantal hip hop parçalarının altyapısıyla, melodi ve seslerle, synth ve samplelarla uğraşan, işin mutfağını idare eden isimler.

Bir hip hop kolektifi olması, bütün üretimde birlikte hareket etme etkinliği olarak anlaşılabilir. Ancak M4NM alışılagelmiş ‘grup’lardan farklı olarak bağımsız, çok fazla görünür olma imkânlarına sahip olmayan yerel müzisyenleri kendi anlayışının çatısı altında toplamayı ve solo, ikişerli ya da daha fazla iş ve fikir birliğiyle müzik yapmanın olanaklarını yaratmaya çalışan bağımsız bir plak şirketinden ibaret. Bugüne kadar hip hop dünyasında denenmemiş ‘sound’ları keşfetmeye, alışılagelmiş janrların dışına çıkmaya çalışan bu kolektif, Türkiye’de çok yaygın olmayan bir kültürü, kolektif ve deneysel hip hop kültürünü oluşturmaya, ‘başka’ olanı yaratmaya, kendini tekrarlayan formların dışına çıkmaya çalışıyor. Deneysel müziğin Türkiye hip hop dünyasında yeri olduğu pek söylenemez. M4NM gibi kolektiflerin ve müzisyenlerinin icra ettikleri işlerin bu dönem daha iyiye gitmesi ve bu deneysel ve progressive (ilerlemeci) olanda ısrar etmenin olumlu sonuçlarını görmek müzikseverler açısından sevindirici bir durum kuşkusuz.

Türkiye’de son dönemde hip hop kültürünün hem olumlu hem de olumsuz anlamda bir yayılma durumundan bahsedebiliriz. Birçok yeni, yetenekli ve iddialı müzisyen hip hop kültüründe yer etmeye, kendine bir alan açmaya çalışıyor. M4NM açısından ise mevcut hip hop kültürünün parçası olmaktan ziyade toplamda bu kültürde başka bir alan açma ve yer edinme iddiasından bahsedebiliriz. Elbette bu iddia süregiden hip hop kültürünü ‘değiştirmek’ ve deneysel, abstract tarzı egemen tarz haline getirmek gibi bir iddiadan ziyade, kolektifin müzisyenlerinin kendi müzikal zevk ve anlayışına göre kendi bulunduğu alanda bir karşı-kültür yaratma çabasından ibaret. Bu karşı-kültür girişiminin, ‘değişim’ iddiasından, egemen kültürü ‘yıkma’ gibi gayelerden kısmen uzak; daha bireysel, gösterişten uzak ve kendi bulunduğu alanda çaba sarf eden bir girişim olduğu söylenebilir.

Elbette mevcut Türkçe rap ve hip hop camiasında süregiden militarist, milliyetçi, egoist, cinsiyetçi söylem ve normlardan uzak, nispeten ilerici, seküler ve entelektüel bir dünya görüşünü ve yaşam tarzını savunan, rap piyasasının ‘yabancılaştırıcı’, kendini tekrar eden üretiminin karşısında ‘alternatif’ bir hip hop’u deneyen, bunu sloganlaştıran, karşı-kültürü yaratma iddiası ve çabası ile M4NM oldukça önemli bir boşluğu dolduruyor. M4NM bu haliyle alternatif, eleştirel, protest hip hop kültürünün önemli bir parçası olarak kendisini ciddi bir yerde konumlandırıyor.

AĞAÇKAKAN ve PROGRESSİVE HİP HOP

Sahne adıyla Ağaçkakan, gerçek adıyla Burkay Yalnız grubun en göze çarpan, öne çıkan isimlerinden. No Call Recently, Sadece Bu Yeterli Değil, Sahtekar, roadside.picnic gibi her biri farklı, deneysel projelerin solisti Ağaçkakan. Her bir projede farklı deneysel hip hop tarzlarını gündeme getiren, farklı altyapı üreticileriyle çalışıldığından ötürü farklı sample ve soundlarla üretilen albümlerin olması Ağaçkakan’ın kendi türünde önemli özgünlüklerinden biri. Ayrıca sanatçının işlediği konular ve alt metinler açısından da oldukça çeşitli ve sosyo-politik bir içeriğe sahip olduğundan bahsedebiliriz. Ağaçkakan’ın metinlerinin bu çeşitliliği, birkaç yüz kelimeyle albüm yapılan mevcut Türkçe rap alanı açısından önemli bir özgünlük desek abartmış olmayız.

En son çıkardığı solo albüm A Nakşvit daha bireysel, psikolojik, paranoyak diyalogları, hatta monologları, farklı ancak benzer anti-kahramanları, metinleri öne çıkarırken, roadside.picnic etiketiyle çıkarılan Le Cafard albümü daha politik, eleştirel, ülkenin atmosferinin etkilerinin bulunduğu metinleri işliyor. Albümün parçalarında sıklıkla ülkenin ve toplumun gidişatından mutsuz-huzursuz karakterlerin egemenlere ve devlete yönelen öfkeli dilinin ve distopik kurgularının öne çıktığı konuşmalarından söz edilebilir. No Call Recently ismiyle çıkarılan Gri Terminal albümünün ise çok daha gerçekçi, kasvetli, karamsar atmosferler ve bariz toplumsal sorunlara dokunan, Türkiye’nin karanlık dönemlerinden izler taşıyan, metinlerde konuşturulan karakterlerin sıkışıp kaldığı aile, toplum ve devlet biçimlerinden hesap soran alt metinleri barındırdığından bahsedilebilir. Genel olarak daha karmaşık bir anlatıma sahip olan Ağaçkakan’ın bazı albümlerinde bütünlüklü bir metin yazımından oluşan şarkılarından, bazı parçalarında parçalı hikâyelerden oluşan ve genel olarak yaşanılan atmosferi, ruh halini ve bireylerin yaşamını yansıtan metin kurgularından bahsedebiliriz.

Genel anlamda ise anlaşılması güçlük yaratan, karmaşık sözleri, bilimkurgu ve edebi eserlerden atıflar, çokça yararlanılan roman karakterleri Ağaçkakan’ın tarzının en orijinal ve belki de Türkiye’deki ilk örneklerinden birisi olarak karşımıza çıkıyor. Örneğin Ağaçkakan’ın M4NM’in üyelerinden Armonycoma ile birlikte oluşturdukları grubun ismi roadside.picnic’in, Sovyet romancılar Arkadi ve Boris Strugatski’nin Uzayda Piknik isimli bilim kurgu eserinden ve Sovyet yönetmen Tarkovsky’nin Stalker isimli uyarlama filminden ilham alındığı Armonyca’nın altyapılarında ve Ağaçkakan’ın metinlerinde seziliyor. Bilim kurgu eserleri, karakterleri ve olayları, Ağaçkakan’ın metin yazarlığı açısından en öne çıkan yönlerinden biri. Bir parçada Alfred Bester’ın intikam arzusu ve ölüme giden saplantısıyla hayat verdiği karakteri Gully Foyle benzer bir ruh haliyle Rigor Mortis (‘ölüm sertliği’ anlamında) albümünün kahramanı oluyor, başka bir parçada Boris Vian’ın karmaşık düşsel anlatımlarla dolu kitabı Kızıl Ot atıf yapılan parçanın karakterinin karmaşık rüyasının içindeki kritik ayrıntı oluyor. Buna benzer birçok örnek verilebilir, bizim anlayamadığımız ancak Ağaçkakan’ın sözlerine ustaca yerleştirdiği birçok atıfla birlikte.

Sadece bilim kurgu değil, doğa bilimlerinden olaylar ve kavramlar da parçalarda öne çıkıyor. Ayrıca mitolojik karakterler ve tarihsel olay ve figürler metinlerde fazlasıyla karşımıza çıkıyor. Örneğin Lagras isimli parçada Armonyca, İspanya İç Savaşı’nda CNT’nin, Polonya’da işçilerin simge marşı olan Varşavyanka ya da A Las Barricadas’ın altyapısından esinlenirken Ağaçkakan İspanya İç Savaşı’na ve devrim mücadelesine çok fazla göndermede bulunur. Cem Karaca, Kâzım Koyuncu, Fikret Kızılok gibi yerli müzisyenlerin eserlerinden alınan kısımlar, nakaratlara eklenen sözler, Hariçten Gazelciler’in Deli Gibi parçasına yapılan remix, Ağaçkakan ve arkadaşları açısından toplumcu sanatçılara bir saygı duruşunu ifade ediyor olsa gerek.

Ciddi bir söz yazarlığı becerisinden bahsetmek, Ağaçkakan performansları açısından abartı olmayacaktır. Dönemsel olarak hem yazarın, hem de monologlarla ve diyaloglarla hayat verilen figürlerin yaşadıklarına, gündelik ilişkilerine, sıradan insanlara, sıradan olaylarla; ‘olağanüstü durumlara’ mahal vermekten geri duran, yorgun, huzursuz, eleştirel ve bazen kötücül ‘karakteristik’ vurguların parçalarda çok fazla öne çıktığı gözlemlenebilir.

Ağaçkakan için hiç kuşkusuz Türkçe rap’te protest kültürün de önemli bir parçası diyebiliriz. Karmaşık bir dilin olması çoğu zaman göndermelerin anlaşılmasını güçleştiriyor ancak Ağaçkakan’ın bulunduğu toplumun, dünyanın ve siyasetin seyrine dair kayıtsız kalmadığı da es geçilmemesi gereken bir gerçek. Örneğin, roadside.picnic etiketiyle yayınlanan Le Cafard albümü 2016 sonuna doğru, ülkenin politik atmosferi açısından oldukça zor bir dönemden geçtiği bir tarihte dinleyiciyle buluştu. Hal böyle olunca çok daha politik, toplumsal sorunlara dokunan metinler, albümün oluşması açısından belirleyici bir rol oynuyor. Ülkenin karanlık bir politik atmosferden geçtiği dönemde, birçok sözümona protest rap müzisyeninin ve sanatçının tek kelime etmediği Cizre Bodrumları’ndaki katliamlara göndermede bulunmaktan korkmayan, Ensar Vakfı’ndaki tecavüz skandalını görmezden gelmeyen, uyuşturucu ve yozlaşmanın devletin kamusal ve dini kurumlarıyla olan bağına dair sözünü söylemekten geri durmayan, cesur ve sert politik göndermeler bu albümün önemli ayrıntıları olarak öne çıkıyor şüphesiz.

Bir müzisyen olarak Ağaçkakan hip-hop ve müzik camiası açısından çok fazla olumlu yönüyle görmezden gelinmeyecek bir sanatsal üretim çabasının ürünü. Ancak parçalarında öne çıkan kimi olumsuz (elbette bizce) yönlere işaret etmek de tamamlayıcı olacaktır. Ağaçkakan’ın parçalarında eleştirilen ve karşı durulan kültürün-dünyanın değiştirilmesi, onun ortadan kaldırılması ya da yerine başka bir kültürün-dünyanın önerilmesine dair vurgulara pek rastlamıyoruz. Genellikle ‘sıradan’ olmanın, ‘monoton’ bir yaşama sahip olmanın kötü bir şey olmadığı anlatılırken -belki de istemsizce- böyle bir yaşamın bir yandan da övüldüğü, yüceltildiği bir durumdan bahsedebiliriz. Karşı kültürlerin, yaşam tarzlarının, fikirlerin ya da politik konumlanışların çatışmasında Ağaçkakan’ın tarafını anlamak zor olmuyor, ancak bu karşıtların çatışması sürecinde ‘değiştirici’ unsurların ne kadar metinlerde geçirildiği, dönüştürücü olana dair vurguların ne kadar yapıldığı tartışmaya açıktır. Örneğin, mevcut kapitalist tüketim kültürünü reddeden, ona karşı öfkeli sözler yönelten anti-kahramanlar Ağaçkakan’ın sözlerinde daha ‘bireysel’ ve ‘ruhsal’ dönüşümlere vurgu yapan, kendi iç dünyasına dair radikal değişimleri zorlayan, hatta bazen de ‘çok kafaya takmayan’ karakterlere dönüşüyor. Bu da toplamda rahatsız olunan-eleştirilen dünyanın değiştirilme mücadelesinde bir parça ya da taraf olma durumunda kimi sorunları öne çıkarıyor.

Mevcut rap ve müzik piyasasında sıradan ve normal olmanın tırnak içinde para etmediği, istenileni vermeyen, ‘tutması muhtemel’ tarzı tercih etmeyen yetenekli müzisyenlerin bu mecrada tutunmak için çok fazla zorlukla boğuştuğu atlanamaz bir gerçek elbette. Ancak Ağaçkakan’ın sosyal ve kültürel alanda bu yadsınamayacak çabasının çok daha önemli değişimlere yol açabileceği ve fazlaca olanağı ortaya çıkardığı da görmezden gelinemez. Hal böyle olunca toplamda bir ‘değişim’ ve ‘dönüşüm’ iddiasının olup olmaması, böyle bir iddia yoksa nedenlerinin sorgulanması da değişimden yana müzikseverler için önemli bir ayrıntı.

Türkiye hip-hop alanının en özgün, yetenekli ve ilerici müzisyenlerinden ve ekiplerinden birini tanıtmaya çalıştık. Ağaçkakan ve M4NM yazıda sıklıkla belirtildiği gibi Türkçe rap’te önemli bir boşluğu dolduruyor, umarız uzun yıllar da doldurmaya devam eder.

[1] *https://www.redbull.com/tr-tr/m4nm-roportaj-soylesi-agackakan-impty-rap-hiphop-kolektif-brian-eno-yerli-underground-armonycoma-roadside-picnic