ERAY CANBERK: a DERGİSİ KONUSUNDA

1950’li yılların sonlarına doğru, lise öğrenciliğim sırasında edebiyatla ve giderek de şiirle iyiden iyiye ilgilenmeye başladığımda edebiyat dergisi olarak sadece Varlık dergisini biliyor ve izlemeye çalışıyordum. Varlık’tan sonra Yeditepe’yi keşfettim. Bunların dışındaki edebiyat dergilerinden habersizdim. Dolayısıyla “a”  dergisinden de habersizdim ve 1950’li yılların dergileri konusunda bilgi edindikçe söz konusu dergiden de haberim oldu. 27 Mayıs 1960’ta dönemin siyasal iktidarına ordu tarafından son verildiğinde ben artık bir üniversite öğrencisiydim. 27 Mayıs olayını izleyen günlerde a dergisinin de son sayısı yayımlanmıştı. Bu sayıyı edindiğimi sanmıyorum. Kısacası a dergisinin ne olup ne olmadığı konusunda bildiklerim yetersiz kaldıydı. Böylece a dergisi ve bu dergi çevresini oluşturan şair ve yazarlar konusunda bildiklerim de değişik ve dolayısıyla çelişik değerlendirmelere dayanıyordu.

İşin ilginç yanı, 1960’lı yılların başlarında,  zamanla edebiyat çevrelerine girdikçe “a’cılar” diye anılan şair ve yazarlarla tanıştığımda, ayrıca da onları verimleriyle tanıdığımda kulaktan dolma bilgilerle oluşan önyargıdan kurtulduğumu belirtmeliyim.

a”  dergisi doğal olarak bir gereksinimin ve dönemin genç edebiyatçılarının yayımlanmakta olan edebiyat dergilerinin dışında kendi edebiyat anlayışlarını özgürce dile getirme isteğinin sonucu olarak yayımlanmış. Derginin kurucuları arasında Ferit Öngören, Edip Cansever, Hilmi Yavuz, Demir Özlü, Konur Ertop, Adnan Özyalçıner, Kemal Özer gibi şair ve yazarlar yer almış…

İlk sayısı 1956 yılının başında son sayısı Mayıs 1960’da (29 sayı) çıkan dergiyi ve dolayısıyla “a’cıları” değerlendirirken 1950-1960 döneminin edebiyat ve özellikle de toplumsal/siyasal ortamına bir göz atmanın gerekli olduğunu düşünüyorum.

Dönem, siyasal tarihimizde “Demokrat Parti dönemi” diye nitelenen 1950-1960 dönemidir. 14 Mayıs 1950 genel seçimleriyle iktidara gelen Demokrat Parti daha önceki yıllarda iktidarda olan CHP’den farklı, dahası karşıt bir anlayıştaydı. DP siyasal ve iktisadi yönden ABD ile sıkı bir ilişkiye girdi. Bu durum, yeni yönetimin memleket işlerindede ABD’ye uyum sağlama çabasına dönüşmesine yol açtı. ABD yandaşı olarak Kore Savaşı’na asker gönderme, Amerikan yardımına kapıları açma, ABD’deki McCarthy anlayışına koşut olarak solcu aydınları ve edebiyatçıları baskı altına alma ve giderek de susturma, özellikle “ilerici” ya da solcu öğretmenleri “görülen lüzum üzerine” gerekçesiyle görevden alıp işsiz bırakma gibi…

Edebiyat alanına gelince; söz konusu bir edebiyat dergisi olduğuna göre 1950’li yıllardaki edebiyat dergilerini de anmak gerekiyor. Edebiyat dergilerinin bir anlamda edebiyatın günlük yaşantısını yansıttıkları, edebiyatı besleyen kılcal damarlar oldukları düşünüldüğünde bu anmanın bir yana bırakılamaz olduğu da anlaşılacaktır. 1950’lerde yayımlanan pek çok edebiyat dergisinden söz edilebilir. Ancak burada edebiyat anlayışı bakımından ortak yanları olan ve belli bir dünya görüşünün değişik yorumlarını barındıran, o dönemlerde “ilerici” diye nitelenen dergilerin anılacağını belirtmek gerekiyor.

1933’te yayımlanmaya başlayan ve günümüzde de yayımlanmakta olan Varlık dergisi dışında 1950’lerin “ilerici” (buna “yenilikçi” ve “öncü” özelliklerini de ekleyebiliriz) edebiyat dergileri: Orhan Veli Kanık’ın çıkardığı Yaprak (1949-1950), Hüsamettin Bozok’un çıkardığı Yeditepe (1950-1984),  Edip Cansever ve arkadaşlarının çıkardığı Nokta (1951-1951), Naim Tirali’nin çıkardığı Yenilik (1952-1957), Attilâ İlhan ve çevresinin çıkardığı Mavi (1952-1956), Cemil Sait Barlas’ın çıkardığı Pazar Postası (1951-1959), Rüknettin Resuloğlu’nun çıkardığı Yelken (1958-1977), Vedat Günyol’un çıkardığı Yeni Ufuklar (1952/53-1976), Salim Şengil’in çıkardığı Seçilmiş Hikâyeler (1947-1957) ve Dost (1957-1973), Arif Damar ve arkadaşlarının çıkardığı Yeryüzü (1951-1952), Nedret Gürcan’ın çıkardığı Şairler Yparağı (1954-1957)… Varlık dergisi önce Ankara’da sonra İstanbul’da yayımlandı. Seçilmiş Hikâyeler ve Dost, Pazar Postası Ankara’da, Şairler Yaprağı  Afyon/Dinar’da yayımlanmıştır.

a dergisinin, kurucuları/çıkaranları dışında zamanla yeni katılımlarla birlikte bir çevre oluşturduğu anlaşılıyor. Derginin çoğunlukla genç ve üniversite öğrencisi olan şair ve yazarlarının ilerideki yıllarda da edebiyat dünyamızda yer alan kişiler oldukları biliniyor. Derginin kurucuları ve yazarları arasında bulunan hikâyeci Adnan Özyalçıner dergiyle ilgili bir söyleşisinde çıkış amacını “dönemin edebiyat ve siyasal iktidarına karşı” bir hareket olarak belirliyor (Evrensel, 23 Nisan 2012). Özyalçıner aynı konuşmada “Solcuyduk ama edebiyat solcusuyduk,” diyor. Bu saptama ülkemizin edebiyat ve siyasal tarihi bakımından gerçekçi ve önemli bir saptamadır. Nitekim, Osmanlı’nın son dönemlerinden başlayarak yenileşme hareketlerinde edebiyatın öncülüğü açıkça görülür. Ülkemizde işçi sınıfı ideolojisinin henüz oluşmadığı ilk zamanlarda, deyim yerindeyse edebiyat “el yordamı” yoluyla da olsa yönlendirici olmuştur.

Anlaşıldığı kadarıyla, başlangıçta ve izleyen dönemlerde “a’cıların”  amacı tam anlamıyla değerlendirilememiştir. “Bunalım edebiyatı” yapmakla, “siyaset dışı kalmakla” eleştirilmelerinin nedeninin çağdaş Fransız edebiyatında öne çıkan Gerçeküstücülük ve Varoluşçuluk akımlarını benimsemiş ya da yakınlık duymuş olmalarının yüzeysel biçimde değerlendirilmesinden  kaynaklandığı söylenebilir. Oysa her iki akım da temelde, edebiyatta olduğu kadar siyasal/toplumsal alanda da  kurulu düzene başkaldırıcıdır ve karşı çıkıcıdır.

Nitekim, a dergisi çevresi yazarlarının daha sonraki yıllardaki ürünleri/verimleri ve etkinlikleri/eylemleri göz önüne alındığında edebiyat anlayışları ve siyasal tavır ve tutumları konusunda başlangıçta kendilerine yöneltilen olumsuz eleştirilerin yanıltıcı olduğu açıkça görülebilir.

(Burada bir ayraç açarak şunları da eklemeyi bir borç bilirim… Edebiyatta 50 Kuşağı içinde yer alan “a’cıların” 60 Kuşağı diye nitelenen bizim kuşağın içindeki toplumsalcı dünya görüşünü benimsemiş şair ve yazarlara gösterdikleri yakınlık, verdikleri destek de  “a’cıların” edebiyat anlayışlarının ve toplumsal/siyasal görüşlerinin hangi konumda olduğunu göstermesi bakımından önemlidir.)

Bilebildiğim kadarıyla a dergisi konusunda yeterli ve aydınlatıcı bir çalışma yapılmamıştır. Böyle bir çalışma varsa bile bilinmezlik içinde kalmıştır. Oysa  a dergisinin 29 sayısı dönemin koşulları göz önüne alınarak incelenmeli ve irdelenmelidir. Dergideki şiirler, öyküler, düşünce yazıları ve özellikle de çeviriler değerlendirilmelidir.

Derginin son sayısında, 27 Mayıs’tan sonra “özgürlük” ortamının oluştuğu ve bu nedenle derginin işlevini tamamladığı için yayınına son verildiği duyurulmuştu. İlginçtir, aradan 10 yıl kadar geçtikten sonra, 12 Mart 1971’de  yine ordu müdahalesiyle siyasal iktidara son verilmiş ve yeniden özgürlükler kısıtlanmış, bu olay üzerine  “a’cılar” hemen hemen aynı çevreyle yeniden bir dergi çıkarmaya başlamışlar ve dergiye de “yeni a” adını vermişlerdi. Söz konusu derginin 27. sayısında çıkan bir yazıda suç unsuru bulunduğu gerekçesiyle dergi sıkıyönetim tarafından  toplatılmış, yayını yasaklanmış ve dava açılmıştı. Yargılama aklanmayla sonuçlanmasına karşılık dergi tekrar yayımlanamamıştı.

a ve yeni a çevresinin yazarlarının büyük çoğunluğu ne yazık ki artık hayatta değil. Eğer yaşıyor olsalardı günümüz ortamında da bir araya gelip “en yeni a” diye  bir dergi çıkarırlardı herhalde! Durum ve ortam “a’cıların” dergi çıkarma gerekçelerine uygun düşmüyor mu?