GÜNEŞİN ÇEKİRDEĞİ SANKİ ÇIKARILMIŞ DA…

İLYAS TUNÇ

 Hiroşima, Japonya – 6 Ağustos 1945

 

Bu, bir insan mı?

Bakın atom bombası ne kılığa soktu onu.

Korkuyla kabarıyor eti .

Erkekmiş, kadınmış, aynı şekle girdi herkes.

Kanlı irinli, kömürleşmiş yüzündeki

Şişmiş dudaklarından damlayan ses

Dermansız sözler fısıldıyor.

“Lütfen, yardım edin bana.”

Bu, evet, bu bir insan.

İnsan yüzü bu.

 (Bu Bir İnsan mı, Hara Tamiki)

O gün güneşin çekirdeği sanki çıkarılmış da içindeki ölümcül enerji boşalsın diye Hiroşima kentinin üzerine bırakılmıştı. Önce güm diye korkunç bir patlama sesi duyuldu, ardından gözleri kör edici parlak, beyaz bir ışık topu belirdi gökyüzünde. Işık topu, kızıl bir mantar bulutuna dönüştüğünde zaten her şey bitmişti; karbon yığını cesetler, kağıt gibi yırtılmış et parçaları, yanmış, kapkara yüzler, kül olmuş kemikler, yuvalarından fırlamış gözler… Yaptığı vahşete bir masumiyet duygusu katmak için mi bilinmez, Hiroşima’ya attığı bombanın kod adını ‘Küçük Çocuk’ koymuştu Amerikan Hava Kuvvetleri; üç metre boyunda, beş ton ağırlığında küçük bir çocuk. En az 70.000 sivil insan öldürülmüş, bir o kadar sayıda insan da yaralanmıştı Hiroşima’da.

Şair Hara Tamiki’ye gelince…

Yaşadığı katliamdan öylesine etkilenmişti ki kendisini ‘atom bombasından yayılan bir şok dalgasıyla birlikte yeryüzüne indirilmiş yeni bir insan türü’ olarak düşünmeye başladı. Beş yıl sonra Kore Savaşı patlak verecek, insandan umudunu kesen barışsever Tamiki, tarihin tekrarını görmektense seyir halindeki bir trenin altına yatarak intihar etmeyi tercih edecekti.

Tamiki’nin tercihiyle tarihin tekrarı arasında fark yoktu!

 

Kaynak: Hiroshima: three witnesses, Hara Tamiki – Yoko Ota – Sankichi Toge, çev.

Richard H. Minear, Princeton Üniversitesi Yayınları, 1990.