1. İktidarlar sanatçılara hep ihtiyaç duymuştur. Recep Tayyip Erdoğan Büyükşehir Belediye Başkanı iken İstanbul Modern’e açılması için destek vermiş ve açılışını gerçekleştirmişti. Sermaye ve iktidar ilişkisinde sanat her zaman kendine yer açmıştır. Kentlerin ve/veya şirketlerin pazarlanması ve sunumunda, galerilerin ve müzelerin açılması boşuna değildir. Özellikle metropol olmanın vazgeçilmezi olan müzeler, sanatı ve üretim ideolojilerini nasıl etkiler bunların tartışılması ve eğitimin de bu tartışmalarla şekillenmesi gerekir.

 

  1. Sanatta politik olmak, sanatçının yaşadığı coğrafyanın gündemiyle kurduğu ilişkinin ürettiğine yansıması olarak tariflenmelidir. Yani bu aynı zamanda sanat eserinin kalıcılığını da belirleyecektir. Farklı disiplinlerin geçmişle ilgili araştırmalarına eklenmesiyle sanat eseri yaşadığı anı temsil edecektir.

 

  1. Gerilimle tanımlamak kişisel bir durumun içine çeker bizi. Esas mesele var edilmeye çalışılan ve sermaye ile iktidarın diliyle oluşan bu yapıyı kıracak yeni algı, yöntemler, metotlar ile biçimleri sanatsal formların içine yerleştirebilecek örgütlenmeyi sağlayabilmektir. Maalesef özerk ve bağımsız duruşundan hiç şüphe etmediğimiz sanatçılar bile sermaye-iktidarla işbirliği yapmak için kuyruğa girmiş durumdalar. Şüphesiz bu iktidarın gücünü arttıracaktır. Sanatçılar alacakları destekle iktidarın kontrolüne girmeyi de kabul etmiş bulunmaktalar. Kendi özerkliklerini yitirenler bu coğrafyanın ve hatta dünyanın sanat tarihine eklenemeyecektir. Bu nedenle üretilenlerden çok sanat tarihi yazım pratiklerini sermaye ve iktidarın eline bırakmamak ve bu konuda teori üretenlerle yan yana durmak gerekmektedir.

 

  1. Sanat geleceğe, üretildiği dönemin en başta estetik anlayışını sonrasında siyasi ve sosyolojik verileri taşıyan dokümantatif bir unsurdur. Sanat eseri ile sanatçının duruşunu ayırmak gerekir. Maalesef sanat şu anda doküman olmaktan çok tahvil olarak dönüşmektedir. Evet, sanat piyasaya teslim olmuştur. Sanatın toplumsallaşarak dönüşmesi gibi ütopyaların çok uzağındayız. Özellikle 90 sonrası piyasalaşma sürecinde sanat da yerini yeni şekillerle kasalarda saklanacak düzeylerde yeniden kurgulamıştır.

 

  1. Buçokdeğişkenbirdurum. Sanatçılarkurduklarınetworkle, kendiolanaklarınıveyadahadoğrusupiyasalarınıoluşturmakta. Dolayısıylasergilemesüreçlerivesonuçlarıbağlamındadurumuntariflenmesibanagörezor. Sistemi, sektörüanlamakiçin bu konudabirstandardizasyonyapmakbanagörepekolasıdeğil.

 

  1. Bunu bilemiyorum. Araştırdığım veya denk geldiğim bir konu değil. Ama bildiğim şu ki eserler isme ve galeriye göre, alıcıları tarafından hiç görülmeden danışmanları tarafından satın alınması tavsiye ediliyor. Alan kişinin eseri hiç görmeden esereyatırım yaptığını ve yine hiç görmeden depolara kaldırıldığını duyuyorum.