(Şükür anladık! Titre ve kendine gel ey erk zihniyet! )

Kırgın Çiçekler dizisini yazdığımız günlerde sert bir sahne seyretmişti seyirci. Yetimhanede yaşayan 16 yaşındaki Meral, tanımadığı bir adamın arabasına binmişti. Belki bir yere can havliyle yetişmesi gerekiyordu, belki o ıssız yerde bir arabaya binmeye mecbur kalmıştı, hatırlamıyorum.  Adam yol boyu kıza o arabada ne işi olduğunu sorup durdu. Hangi kafayla hiç tanımadığı bir insanın arabasına biniyordu, ya o sapık olsaydı, ya ona bir şey yapsaydı, Allahtan kendisi buna yeltenmiyor, ama ya tersi olsa; şuracıkta başına kim bilir neler gelirdi. Gelirdi di mi, anladın di mi sen olacakları, bak benim de kız kardeşim var, senin yaptığın şu haltı yese, suratına tükürürdüm gibisinden laflarını ard arda sıralamıştı… Karakterimiz tedirgin olmuş, bir müddet sonra ‘abi ben ineyim, ne olur ineyim’ diye yalvarmış, ama adam inmesine bir süre izin vermemişti. Ve nihayet adam tamam git demiş ve kızcağız perişan bir halde arabadan inip koşarak gitmişti. Adam üstü örtük gibi görünse de çok net bir şekilde Meral’e psikolojik şiddet uygulamış, kızı taciz etmişti. Biz yazarken bile iğreti olmuştuk yalan yok, seyircinin de aynı hislerle dolup taşacağını sanırken; atılan twetlerden adamdan hayranlıkla söz ettiklerini, Meral’i ise yerden yere vurduklarını gördük. Oh çok şükür neyse ki adam iyi biri çıkmış, kıza bir şey yapmamıştı. Yani adam kıza tecavüz etmediği için ona minnettar kalmışlardı. Arabanın içinde dakikalar süren ve salyalarını akıtarak kıza ayar çeken o erk söylem tuhaf bir şekilde tacizden sayılmamıştı. Sahnenin bu şekilde anlaşılmasından dehşete düşmüştük elbette. Arabadaki adama daha fazla fenalık etmediği için hayranlık duymak, onu yüceltmek; erk söylem tam da bu demekti. Meral de bir daha elin adamının arabasına binmeyecekti, ona ders olsundu şuydu buydu… Bir adamın genç bir kıza iyilikle yardım da edebileceği fikri konuşulmamıştı bile. Erk söylem yine korunmuş kollanmış, sürdürülebilirliğine hizmet edilmiş, pekiştirilmişti.

‘Beren saati kim taciz etti, adını vermediği o kanal yöneticisi kim?’ sorusu  sektörde yine konuşulmaya başladığında, meselenin bu sefer nereye varacağını merakla bekledim. Bir erk seviciliğinin nüksedeceği, yine bir “ne münasebet canımcıların” çıkacağına dair bir hissim vardı; fakat Beren Saat vesilesiyle sektördeki bir çok kadını ezip geçeceklerini, doğrusu tahmin etmiyordum.

Mesele; Beren Saat’in bundan üç yıl önce, Özgecan cinayetinden hemen sonra twitter ve instagram hesabından “Güzel olmak zor, güzel kız olmak çok zor ülkemde” diye başlayan bir metin paylaşmasıyla başladı. Oyuncu, dizi çekimleri sırasında bir erkek oyuncunun dudağından zorla öpmek istediğini ve bir kanal yöneticisinin kendisini taciz ettiğini söylemişti. Özgecan cinayetiyle öylesine sarsılmıştık ki; Saat’in paylaşımına duygusal bir metin gözüyle bakılmış, birkaç küçük çatlak ses çıkmış; Beren söyle kim bunlar denmiş ve sonra unutulmuş, üzerinde durulmamıştı.

Üç yıl sonra oyuncunun rol aldığı Fatmagül’ün Suçu Ne dizisi Fransa’da yayınlanmaya başlamasıyla mesele tekrar gündeme geldi. Le Figaro dergisinin oyuncuyla yaptığı röportaj Türk medyasında “feminizmden korkmayın, çocuklarınızı feminist yetiştirin” başlığıyla haber oldu. Ve hemen arkasından Hürriyet gazetesi yazarı Ertuğrul Özkök şu iddiayı ortaya attı: Röportaj bir çeşit sansürlenerek önümüze servis edilmişti. Beren Saat’in bir televizyon yöneticisinin tacizine uğradığını söylediği bölümler atılmıştı:

Bu mülakat Hürriyet dahil çok sayıda gazete ve internet sitesi tarafından da özetlenerek yayınlandı. Beren, mülakatta 2015 yılında söylediği çok önemli bir şeyi, hem de bu defa daha açık bir ifade ile tekrarlamış. ‘Bir televizyon kanalı yöneticisinin tacizine uğradım’ demiş… Siz de merak etmiyor musunuz kimdir bu kanal yöneticisi, hâlâ görevinin başında mı…Hâlâ aynı şeyleri yapıyor mu? Beren Saat mülakatta ‘Mücadelemiz sessizlik yeminini kırmak’ diyor…Ama görüyorum ki aradan 3 yıl geçmesine rağmen bu ‘mesleki omerta kanunu’ hâlâ kırılamadı…

Özkök’ün eleştirdiği bu suskunluk yasasını bozan bir babayiğit elbette vardı. İnternette yayın yapan Uçankuş adlı magazin sitesi “Beren Saat’in tv tacizcisini açıklıyorum” başlığıyla ortaya çıkıverdi.  Uçan Kuş’a göre; bu iddia karşısında  tv kanal yöneticileri büyük bir töhmet altında kalmış ve rahatsızlıklarını dile getirmişti. Bu ismi açıklamak boyunlarının borcuydu. Ve herkes şimdi dinlesindi:

“Herkes ‘Uçan Kuş biliyordur o televizyon yöneticisinin kim olduğunu… Açıklayın’ diye… Doğrudur… Konuyu biliyoruz. (bilmeseler şaşardık di mi?)

Bu eski bir olay… Şimdilerde sözü edilen tarihten çok eski… (Beren Saat bile yanılıyor olabilir, o denli eminler)

O dönemde sözü edilen kanal yöneticisiyle bir kanal gecesinde yaşanan olay, o dönemler bir şekilde Uçan Kuş’un kulağına gelmişti. Ancak o zaman, Beren Saat’le o kanal yöneticisi arasında flört’öz bir ilişki olduğu iddiaları da vardı. O yüzden hiç üstünde durmamıştık. (Evet genelde flört ederken sevgililerimiz sarhoş bir şekilde kıçımızı elliyor ve kavga ediyoruz[2]**)

Ancak Beren Saat’in ifadesine göre, öyle bir durum da yok ve sadece taciz var. (E yani?!) Peki kim?.. Kim bu TV yöneticisi?..(Kim?) Hemen şunu söyleyelim, şu anda TV dünyasında aktif olmayan…TV yöneticiliğinden uzaklaşmış bir kişi… (Allahtan öyle, yoksa nasıl söylerdik?)

‘Neden bu kadar yazdık ve neden ismini tam olarak vermiyoruz’ sorusunun cevabı ise şöyle: Ortada ispatlı bir olay yok. Bu şekilde birisini afişe etmek son derece yanlış olur. (Kadının beyanı ne zaman esas alındı ki, adamlar haklı) Peki neden bu kadarını yazdık?.. (Ayol bir şey söylemediniz ki zaten)

Çünkü, özellikle de bir sürü medya mensubu arayıp şu anda TV’lerin başındaki kişilerden tahmin ettikleri yöneticilerin ismini söylemeye başladılar ve baktık ki, hiç alakasız isimler töhmet altında kalmaya başladı. (Ve işte beklediğimiz hareketler de başladı. Türk öğün güven çalış, erk’i koru kolla hizmet et!)

Bazen susmak da suç… En azından bu kadarını yazalım da kimse töhmet altında kalmasın istedik…”

Uçan Kuş “Bazen susmak da suç” derken çok samimi değil mi? Sanki kanal yöneticilerinden azarı işitmiş, kardeşim açıktan yazın şu şerefsizi denilmiş ve mecburen kem küm etmek zorunda kalmışlar gibi. Fakat sektörün ne olacağı belli olmayacağından, şimdilerde sektörde aktif olmayan tacizcinin bir gün bir bakmışız bir kanalın başına geçiverme ihtimalinden dolayı isim de net olarak zikredilmemiş. Cidden iki arada bir derede kalmak tam da böyle bir şey galiba. Sussalar suç, susmasalar yine suç! Yazık yahu! İnsanın tam üzülecek gibi olup bir gülesi geliyor valla!

Uçan Kuş magazin sitesinin neden Beren Saat’i taciz eden tv yöneticisini açıklamadığı, kıyısında köşesinde dolaşıp, hissettirir gibi yapıp ama usulca sıvışıvermesi, bu yazının konusu değil aslında. Asıl mesele; haber metnindeki Beren Saat’in bu çıkışının arkası gelirse, ‘aman Allahım ne yaparız’ korkusu. Ve bu vesileyle birlikte yeniden ürettiği kadın düşmanlığı.

Buyurun okumaya devam edelim:

Beren Saat’in bu çıkışının arkası mutlak gelecektir. Fakat esas tehlike şudur: Bu durumu fırsat bilip, herhangi bir şekilde TV ekranlarında yer bulamayan ya da istedikleri dizi ve de filmlerde yer alma şansı yakalayamayan veya sürekli problem çıkardıkları için dizilerden v.s gönderilen bazı kişiler de bu furyayı fırsat bilip, kızdıkları bazı insanlara iftira atabileceklerdir!..

Yani ne anlıyoruz; kadınlar çıkarları uğruna ortalığı fitne fesada boğabilir, çünkü fırsatçıdır… Zaten bütün taciz ifşalarının özü de genelde böyle değil midir? Kadının tersine pisine aman ha gelmeyin, derhal bir iftira atmalar, bir haksızlığa uğratmalar… Bir kadının kendisini taciz eden bir erkeği ifşa etmesinin hakikaten kolay olduğunu sanmalar şunlar bunlar…  Fakat Uçan Kuş gibi erk seviciler hazırda ve nöbette, çünkü erk’e dil uzatılamaz. Eğer olur da o felaket günleri başlarsa, sektördeki kadınlar kendilerini taciz edenleri bir bir ifşa ederse; Uçan Kuş göğsünü bu iftiralara siper edecek, canla başla çalışacaktır.  

“İşte tam burada Uçan Kuş’un rolü çok önemli… Yıllardır bu piyasada ne var ne yok biliyoruz. Hatırladığımız vardır, hatırlamadığımız vardır. Ama bir şekilde yine böyle bir gündem olursa, mutlaka araştırıp, müthiş arşivimize de baştan sona göz atıp, konuyu eğrisiyle doğrusuyla, hem burada, hem de Uçan Kuş TV’de ekrana getireceğiz.”

Getirmezseniz hatırımız kalır. Aman ha, iyi araştırın. Tacizcisini ifşa eden kadınla tacizci arasında belki flörtöz bir durum vardır. Ve erk daima biriciktir, yücedir, kutsaldır. Allah erkeklerimize aman ha zeval vermesin. İyi çalışın çocuklar!

[1] Oyuncu ve yazar Başak Sayan, Sinem Gedik ve İntizar’ın görüntüsünü dava dosyasına koyan ve görüntüleri sızdırdığı söylenen Mustafa Ceceli’ye instagram hesabından ağır sözler söylemiş, Lut kavmini örnek göstererek “kendinizi Allah mı sanıyorsunuz?” diyerek tepki göstermişti…

[2] Beren Saat’in 2015 yılında instagram hesabında paylaştığı metne atfen…