MAHİR ERGUN: KATERİNA GOGOU VE İKİ ŞİİRİ

En yüce görevimin, suçlu ve terörist olarak anılmana sebep olan değerleri savunmak olduğunu düşünüyorum, çünkü onlar benim de değerlerim ve bu değerler yüzünden sen ‘onların kararlarına göre’ suçlu oluyorsan, iyi o halde, beni de, özgürlüğü, eşitliği, dayanışmayı, insanlık ve hayat sevdasını sancaklarında taşıyan başkalarını da gözaltına alıp sığdıracakları bir yer yapsınlar. 

Bu sözcükler 9 Ekim 1987 tarihinde Yunanistan’da Eleftherotipia gazetesinde yayımlanan bir açık mektuptan alıntıdır.

1 Ekim 1987’de Eksarhia’da bir anarşist kahvesinde gözaltına alınan ve bir hücre evinde parmak izi bulunduğu iddiasıyla tutuklanan Makis Bukuvalas’a hitaben yazılan bu mektup Katerina Gogou imzasını taşıyordu.

Katerina Gogou 1 Haziran 1940’ta Atina’da doğdu. Gözlerini Nazi işgaline açtı,  çocukluğunu işgal ve iç savaşın gölgesinde geçirdi.

Çocukların hızla büyümeleri gereken bir dönemdi bu. Komünist ailelerin çocukları, Kral Pavlos’un Alman eşi, eski Hitlerci Gençlik üyesi Kraliçe Frederika’nın emriyle, “komünizm zehrine maruz kalmamaları için” ana-babalarından koparılarak toplama kamplarına gönderiliyor ya da Amerikalı ailelere evlatlık veriliyordu. Bu çocukların bazıları büyüdüklerinde köklerini keşfettiler, gerçek ailelerinden kim kaldıysa bulmak için yıllar sonra Yunanistan’a döndüler, bazıları ise belki kim olduklarını hiç öğrenemeden ölüp gittiler, ama bu kaderi paylaşan çocukların sayısının on binlerle ifade edildiği söyleniyor.

Gogou ise çabucak büyümüştü. Daha beş yaşındayken tiyatro sahnelerinde, revülerde rol almaya başladı.  İlk kez 1952 yılında, on iki yaşındayken, beyaz perdede göründü.

Harika çocuk derlerdi bana o zamanlar, diyordu Gogou.

İşgal, İç Savaş ve Cunta yılları boyunca Gogou, bir aktris olarak biliniyordu. İsmi pek çok sinema filminin, tiyatro oyununun afişinde yer alıyordu. Bunlar politik yapımlar olmaktan çok, dönem koşullarının izin verdiği romantik güldürülerdi.

1977’de, eşi ve daha sonra kızı Mirto’nun babası olacak olan Pavlos Tasios’un yazıp yönettiği To Vari Peponi (Ağır Kavun) adlı filmde rol aldı. Film, katıldığı Uluslararası Selanik Film Festivali’nden ödüllerle döndü.

1978’de ilk şiir kitabı Üç Adım Sola (Tria Klik Aristera) yayımlandı ve büyük ses getirdi.

Gogou bu kitaptaki şiirlerinin bir kısmını yine Pavlos Tasios’un yazıp yönettiği 1980 tarihli Parangelia! (İstek!) adlı filmde okudu. Bu filmin, konusunun yanı sıra, müzik ve şiirle harmanlanmış sinematografisi bakımından da Yunan sinema tarihinde önemli bir yerde durduğu söylenebilir.

Dionisis Petruçopulos'un objektifinden Katerina Gogou

Dionisis Petruçopulos’un objektifinden                        Katerina Gogou

Gogou, Parangelia!‘dan sonra 1984 yılında, senaryosu da kendisine ait olan Ostria – To Telos tou Paihnidiou (Kıble Rüzgârı – Oyunun Sonu) adlı filmle, yaşamı boyunca kırka yakın filmde rol alarak sürdürdüğü sinema macerasını sonlandırdı. Bu tarihten itibaren artık radikal bir şair olarak tanınacaktı.

Katerina Gogou şiirleri sert bir politik çizgiye sahiptir. Bu sert çizgi 1980’lerle beraber anarşist eğilimler kazanmaya başlamıştı. Reel sosyalizmin çözülme sürecine girdiği ve Yunan solundaki anarşist akımların güç kazandığı bu dönemde Gogou, yalnızca şiirleriyle değil, siyasal pratiğiyle de anarşist hareketin yayında tavır aldı. Kendisi her toplumsal hareketin “olağan şüpheli”si haline gelirken, dizeleri sloganlaştı, duvarlara yazıldı.

Gogou, 3 Ekim 1993’te intihar ederek hayatına son verdi.

Gogou şiirleri, kısa süre içinde Ancak Yanis Riços ve Odiseas Elitis’in yakalayabildiği bir başarı yakalamıştı. Yayıncısının aktardığına göre, Üç Adım Sola, Elitis ve Riços’unkilerle birlikte Yunanca şiir kitapları içinde en fazla okur bulmuş şiir kitabıdır.

Fakat ilginçtir ki Riços ve Elitis şiirlerinin aksine Gogou şiirleriyle Yunanca dışında pek karşılaşılmıyor. Bu da Katerina Gogou’nun dünya çapındaki tanınırlığıyla tuhaf bir tezat oluşturuyor.

 

Belge Yayınları’ndan çıkan Üç Adım Sola kitabına dek, tüm dünyada, dergilerde, gazetelerde yayımlanan münferit çeviriler dışında, kitap bütünlüğü içinde yapılan tek çeviri Üç Adım Sola‘nın Amerikalı şair Jack Hirschman tarafından yapılan İngilizce çevirisiydi. 1983’te Three Clicks Left adıyla Amerika’da yayımlandı. Tek baskı yapan bu tercümeyi de artık kitapçılarda bulmak oldukça zor.

Öte yandan Üç Adım Sola elbette Gogou’nun tek şiir kitabı değildir. Sağlığında yayımlanan diğer kitapları, 1980’de İdionimo (Özel Kanun), 1982’de To Ksilino Palto (Tahta Palto), 1986’da Apontes (Olmayanlar), 1988’de O Minas ton Pagomenon Stafilion, (Donmuş Üzümler Ayı) ve 1990’da Nostos (Eve Dönüş); ölümünden sonra ise 2002’de Me Lene Odissea (Bana Odisea Derler), 2013’te Tora Na Dume Esis Ti Tha Kanete Piimata 1978-2002, (Şimdi Ne Yapacaksınız Bakalım Şiirler 1978-2002) biçimindedir.

Burada Katerina Gogou’nun Üç Adım Sola kitabından, 25 Mayıs ve Ninni adlı şiirlerinin çevirilerine yer veriyoruz.

25 MAYIS[1]

Bir sabah açacağım kapıyı

ve çıkacağım sokaklara

dünkü gibi tıpkı.

Ve düşünmeyeceğim hiçbir şey

Bir parça babamı düşünürüm sade

bir parça da denizi – ikisi de terk etmişti beni –

ve şehri. Şu tükettikleri şehri.

Ve dostlarımızı, kaybettikleri.

Bir sabah açacağım kapıyı

doğru dosdoğru ateşin üstüne

ve çıkacağım dünkü gibi tıpkı

“faşistler!” diye bağırarak

barikat kurarak ve taş atarak

elimde bir kızıl bayrak

yüksek tutarak parlasın diye güneşte.

Açacağım kapıyı

ve – korktuğumdan değil –

ama sana, söylemek istiyorum sana başaramadığımı

ve öğrenmen gerekiyor senin

ki sokağa inmeyesin

silahsız, benim gibi

çünkü başaramadım ben

çünkü o zaman kaybolursun benim gibi sen de

“öyle” “meçhul”

ayrılmış küçücük parçalarına

deniz, çocukluk yılları

ve kızıl bayrak.

Bir sabah

açacağım kapıyı

ve kaybolacağım

devrim rüyasıyla

sonsuz yalnızlığının ortasında

yanıp kül olacak sokakların

sonsuz yalnızlığının ortasında

kâğıttan barikatların

ve- inanma sakın onlara! – beni şöyle anacaklar:

Provokatör.

NİNNİ[2]

Şimdi ortalık sakin…

Kayboluyor deniz uzaklarda

ve yemiyor kargalar

viskiden çürümüş karaciğerleri.

Uyuyabiliriz huzur içinde.

Parti bin parçaya bölündü

ve Berlinguer [3]

tığla bir battaniye ördü

sınıfsal kaygılarımızı örtmemiz için.

Sakin ol. Biraz ılımlı olursak sıyırırız bu işten.

Uyuyakaldı değişimi getirecek olan sınıf.

Biz bile liderliğe oynayabiliriz artık.

Uyu… Şimdi sakin ortalık. Bizim çağımız.

Nenni nenni ye iç pompala.

Zorbalar dua ediyor yastıklarımızın başında

ve bizim için çalışıyor katiller.

[1] Üç Adım Sola, Katerina Gogou, Çev. Mahir Ergun, Belge Yayınları, 2018, s.81

[2] A.g.e. s.67

[3] Berlinguer, Enrico (1922-1984): 1972-1984 arasında İtalyan Komünist Partisi genel sekreteri.