MANGA VE ANİMENİN KISA TARİHİ

SEYİTHAN AYTEKİN

Türkiye’de 90’lı yıllarda,medyanın özelleşmesi ve özel kanalların açılmasına paralel olarak  ithal içerikler de çeşitlilik kazanmıştır. Bu yılların Türkiye’sinde çocukluğunu yaşayan kişilerin ithal edilen kültürden hatıralarında kalanlardan biri de menşei Japonya olanTsubasa vePokemon çizgi film/animeleridir. Öyle ki, özel bir kanalda yayınlanan Pokemon, kısa sürede büyük bir fenomene dönüşecek,hatta,bir cips markasının Pokemontasoları promosyonuna olan ilgi, büyük ticari başarıyadönüşecektir. Aynı etkiye sahip, bu sefer 2000’lerde yine Japonya kökenli Beyblade piyasaya sürülür ve hatırı sayılır bir izleyici kitlesine kavuşur. Farklı iki jenerasyona sahip buanimelere ve dolaylı olarak manga kahramanlarına olan bu ilgi, meraklıları için hayatın bir parçası haline geldi. Günümüzde artık, Pokemon ya da Beyblade yok. Fakat, anime ve mangaların çeşitlenmesi, pazarını büyütmesiilgisini giderek artırmaktadır.

Eldeki bilimsel veriler henüz, Türkiye’de manga ve anime üzerine kapsamlı sosyolojik ya da farklı bir bilimsel çalışma yapma imkânını tanımıyor olsa gerek. Fakat, Türkiye’de manga ve animenin ciddi bir potansiyel taşıdığı, kendine özgü bir kitle oluşturduğu su götürmez bir gerçek. Bu yüzden, 90’lı yıllardan itibaren Türkiye’de yavaş yavaş varlık gösteren manga ve animeningelişimi ve geçirdiği evrelerin tarihsel bir okuması doğduğu yer olan Japonya üzerinden irdelenmesi bir gerekliliktir.

MANGA VE ANİME

Japonya’da Tashiō dönemine kadar (1912-1926) kadar, şu an adına manga dediğimiz şey farklı isimlerle ve farklı biçimler tanımlanmıştır: Ponchi (punch), ponchi-e, Toba-e, Ōtsu-e, Odoke-e, kokkeiga, kyōga gibi çeşitli isimler verilmiştir (Ingulsrud & Allen, 2009, s. 69)(İto, 2008). Manga kelimesi “man” “istemsiz” veya “başıboş” anlamına gelirken;”ga” ise “çizim” veya “vuruş” yani kaprisli vuruşlar, çizimler anlamına gelmektedir. Hokusai’nin manga terimi, bu tür çalışmalara verilen bir ad olarak kullanılmaktadır (Hector, 2011, s. 203).

Manga, bir sayfa düzlemi üzerine bir çerçeve içinde alınan farklı sayıda panelinüzerine grafiklerin, konuşma balonların ve bazen yorumların yerleştirilmesiyle oluşturulur. Bazen manga sayfalarının panelleri duygu ve efekti vurgulamak için farklı biçimde ele alınırken; ayrıca boyutu da değişmektedir. Paneller ve grafiklere ek olarak hareketi, ses seviyesini, dokunsal nitelikleri gösteren semboller de yer almaktadır. Bir manga sayfasındaki paneller sağdan sola ve yukarıdan aşağıya doğru okunur. Daha az önemli bilgi sayfanın en üstünde, daha önemli detaylar ise alt kısmında yer alır (Ingulsrud & Allen, 2009, s. 6). Manga renkli baskıları olmasına rağmen tipik olarak siyah-beyaz basılmaktadır. Japonya’da manga genellikle, her biri bir sonraki sayıya devam etmek üzere bir bölümde sunulan, birçok hikâye içeren dergi serilerinden oluşur.

Mangalar belirli yaş ve cinsiyet gruplarına göre sınıflandırılarak adlandırılırken, konular ve üslup da buna göre belirlenmektedir.Kadın yaş gruplarına göre shōjo manga ve Redizu manga, erkek yaş gruplarına göre sınıflandırılan shōnen manga ya da seinen manga, çocuklar için kodomo manga ve pornografik veya şiddet içeriklerine sahip manga türleri de Yangu manga olarak adlandırılmaktadır (Ingulsrud & Allen, 2009, s. 7-15).

İngilizce “animasyon” kelimesinin Japonca uyarlaması olan “anime”, Japon sanatçılar tarafından yaratılan çizgi filmlere atıfta bulunmak için kullanılmaktadır(Hector, 2011, s. 217-219).Kelime, 1948 yılında Manga Eigaron (Animasyon filmleri üzerine) kitabında film eleştirmeni TaiheiImamura tarafından ortaya atılmıştır (Allen, 2015, s. 36).

21.yüzyılda anime her ne kadar ön plana çıksada manga ve anime iki sektör olarak birbirini besleyerek gelişmeye devam etmektedir. Popüler hale gelen tüm mangaların neredeyse anime versiyonları bulunurken, animeler ise küresel ölçekte kitlelere mangayı bilinir kılmaktadır.

Geleneksel Japon popüler kültürünün ayrılmaz bir parçası haline gelen manga ve 20.yüzyılın ortalarından sonra anime, Japon kültüründe bir ayna işlevi görür. Hemen hemen tüm Japonların hayatının bir parçası haline gelen manga ve animelerin Japon mitlerini, inançlarını ve fantezilerini kapsadığını; siyaset, cinsiyet, cinsellik, aile ya da ekonomi gibi her alana sızmış olduğunu görmek mümkündür (İto, 2008) .

MANGA TARİHİ

Günümüzde araştırmacılar manganın kökeniyle ilgili birçok yorumda bulunmaktadırlar. En erken tarihlendirme 607 yılında yapımı tamamlanan ve bir yangın sonrasında 8.yüzyılda tekrar inşa edilen Hōryūji tapınağında 1935 yılında keşfedilen karikatürlerdir. Tapınağın tavanındaki tahtaların sırtlarında keşfedilen insan ve hayvan karikatürleri ilk örnek olarak gösterilmektedir. Başka bir tapınak olan Tōshōdaijide yine mizah içerikli karikatür efektlerine sahip görselleriyle bilinmektedir. Fakat, araştırmacıların çoğu, ilk manga formunun prototipi olarak BishopToba’nın (1053-1140) Chōjū-giga’sını (TheAnimalScrolls) kabul etmektedir. Bir çeşit fabl özelliği gösteren; kişileştirilen hayvanlar üzerinden yozlaşmış ve yıkılmak üzere olan üst sınıfın yaşam tarzını mizahi bir dille eleştiren Chōjūgiga parşömen üzerine mürekkep çizimlerin, siyah-beyaz ele alınan hacimli resim kaydırmasıdır (emakimono) (İto, 2008).

Bir parşömen üzerine yazılan metinlere eşlik eden görsel çizimlerinsıralı akışıylabir hikâye ya da bir olayın anlatılmasını sağlıyordu. Chōjū-giga tekniği olarak bilinen bu yöntem, parşömenleri çoğaltılamadığından dolayı pahalıydı ve sadece zengin üst sınıf erişim imkânı buluyordu (Hector, 2011).

Edo/Tokugawa döneminde (1603-1867) Japonya, her anlamda yeni bir döneme işaret eder. Siyasi olarak dışarıya karşı izole bir politika izlenmiş olsa bile içeride kültür ve sanatta köklü gelişmeler olur.Siyasi hükümetin tahta baskı teknolojisinin kullanılması önündeki engelleri kaldırmasıylabaskı çizimler yapan sanatçılar çeşitli kitleselrefleksler gösterir. Kyoto yakınlarındaki Ōtsu Kasabası’ndaki Budizmden esinlenen içerikleriyle. Ōtsu-e (ŌtsuPictures) baskı çizimler, başat örnek olarak verilmektedir.Kaba ve ilkel bir süreç sonrası elde edilmesine rağmen, sıradan insanlar rahatça ulaşmasına imkân tanıyan;esasen, Edo hükümetinin Hristiyanlar üzerindeki baskısından dolayı pek çok kişi heretik olmadığını kanıtlamak için satın aldığıŌtsu-e, seküler konularıyla ve hicivli üslubuyla popüler hale geldi (İto, 2008).18.yüzyılda Osaka’daki tahta teknolojisi baskısıyla hazırlanan Toba-e resimleri baskıları ise, ticari yayıncılık endüstrisinin başlangıcı olarak kabul edilmektedir. Sonraki yüzyıllarda Toba-e, Osaka’dan Kyoto’ya, ardından Nagoya’ya ve Edo’ya (Tokyo) kadar yayılma imkânı bulur (İto, 2008).

Adına manga diyemesek bile bir manga kültürünün oluşması açısından yukarıda sıraladığımız gelişmeler manganın hem içerikselve biçimselhem de toplumsal olarak altyapısının hazırlanması süreci olarak okunabilir. Fakat tam anlamıyla mangaya etki eden Ukiyo-e tarzıyla birlikte farklı konuların ele alınmasıdır. Günümüz mangasının konu çeşitliliği deUkiyo-e’nin Japon gündelik hayatını konu ettiği zengin içerikli baskıları sayesindedir. Gerek stili gerekse de konularıyla (manzara çizimleri ve mizahi insan içerikleri)en ünlü Ukiyo-e sanatçısı KatsushikaHokusai’nin (1760-1849)Hokusai manga (1814) adlı çizimleri,19.yüzyılın ilerleyen süreçlerinde Batı modern sanatının başlangıcı olarak kabul edilen Empresyonist sanatçılarının da dikkatini çekti.Hokusai, 20. yüzyılda ise Japonya’da manga teriminikabaca “tuhaf çizimler” olarak tanımlayan ve kullananbaşta HayaoMiyazaki olmak üzere birçok manga ve anime sanatçısını büyük oranda etkiledi (Allen, 2015, s. 9).

JAPON MODERNLEŞMESİ’NİN GÖLGESİNDE MANGA VE ANİME

Dünyada manga olarak bilinen ve Japon çizgi romanlarının kökenleri olarak kabul edilen bir dizi karikatür ve çizgi roman çalışması olan Ukiyo-e, insanların hayatına resimli gazetelerle birlikte girmeye başladı (Hector, 2011, s. 51). Bu bir çeşit resim türleri, ana akım Japon kültürünün bir parçası olarak kabul görerek,Edo’nun son yılı olan 1867’de Japon hükümeti tarafından Paris’teki Dünya fuarında Hokusai manga ve diğer resimli kitapları birlikte sergilendi(İto, 2008)Edo döneminin bitmesiyle Japonya, 19. yüzyılın ortalarından itibaren tekrar dünyayla iletişime geçmeye başlar.Meijihükümeti’nin (1868-1912) politikalarıyla Amerikan yöneticilerinin Japonya’ya diplomatik ziyaretleri ve ticari ilişkileriyle birlikte Japon kültürünü Batı kültürüne açık hale getirir. Özellikle, İngiliz muhabir Charles Wirman tarafından yaratılan ve 25 yıl yayınlananJapan Punch (Japon Yumruğu) kelime balonları ile Fransız ressam Georges-Ferdinand Bigot’un 3 yıl yayın hayatını sürdürebilenToba-e karikatürleri, biçimsel olarak Japon manga sanatçıları tarafından benimsendi ve mangayı şekillendirdi(İto, 2008).

Genelde politik içerikli konuları ve hicivli üslubuyla gazetelerde yer alan manga,Meiji dönemindeki politik sorunlar nedeniyle Japonya’yı derinden etkileyen konulara yöneldi. Sanatçıları (mangeka) tarafındanmanganın da muhalif politik düşünceleri yaymak adına önemli bir araç haline geldiği anlaşılmaktadır.

1874 yılında siyasi hicivle meşgul olan “manga gazeteciliği” (hiciv ve yergi) Japon gazete ve dergilerinde önemli bir yer teşkil etmeye başlar. “Özgürlük ve İnsan Hakları Hareketi” gibi gruplar, hükümet karşıtlığı mesajlarını mangada yayınlamaya başladılar. MaruMaruChimbun, bu tarzda yayın yapan, sadece Meiji hükümetini değil, kraliyet ve ailesini satirik bir şekilde ele alan içerikler üretmeye başladı. Japon yasalarını ihlal ettiğinden yayınları tartışmalara yol açsadaChimbun tirajını artırmayı başardı. (İto, 2008)“Çinko kabartma ve bakır levha baskısı, litografi, metal türü ve fotoğraf gravürü dahil olmak üzere çeşitli teknolojik yeniliklerin yanında, ulaşım altyapısındaki gelişmeler, posta servisi, gazeteciliği gerçek bir kitle iletişim aracı haline dönüştürürken, manga okuyucuları da giderek arttı” (İto, 2008).

Restorasyon Dönemi’nden (1868) sonra Japonya, 19.yüzyılın sonunda ortaya çıkan ve 20. yüzyılın başlarında etkisini giderek arttıran bir dizi iç çalkantılara şahit olur. “Pirinç Ayaklanmaları” (1918) olarak tanımlanan ve bireysel başlayan sınıfsal temelli ayaklanmalar,1918 sonbaharında yerini hükümetle silahlı çatışmaya bırakacak kadar şiddetlenir. Yukarıda değindiğimiz gibi, mangalar 1918 öncesi ve sonrası Japonya’daki sosyo-ekonomik problemler üzerinde duruyordu ve uygulanan kapitalist ekonomi modelini eleştiriyorlardı. 20.yüzyılın başında ilk modern profesyonel manga sanatçısı olarak kabul edilen KitazawaRakuten(1876-1955) bu dönemde önemli bir rol oynadı. Rakuten’in sosyal eşitsizliği hicvederek ele aldığı ilk çok renkli manga olan Tokyo Puck (1905)geniş kitleler tarafından okunmaya başlandı. Rakuten, 1918 öncesi ve sonrası isyan ve nedenlerini mangalarında işleyen çağdaşları gibi, bir yandan eşitsizliği konu ederken bir yandan da bir dizi önerilerde bulunmaktaydı. Bu döneme kadar eğlence aracı olarak görülen manga, sanatçıları tarafından işlenen konular sayesinde geleneksel tanımının ötesine geçmeye başlar ve siyasi bir kavrama yakınlaşır (Lewis, 2016).

  1. yüzyılın başları Japon animasyon filmi örneklerinin de ortaya çıktığı dönemdir. Fakat, muhafaza edilememiş olması, Büyük Kanto Depremi ve II. Dünya Savaşı’ında müttefiklerin saldırısından dolayı animasyonlardan günümüze çok az örnek ulaşmıştır. Bugün en eski animasyon örneği, ilk animasyon stüdyosunu da kuran SeitaroKitayama’nın Japon masallarına ve efsanelerine dayanan animesidir. Hayatta kalan en eski anime ise Kitayama’nın çırağı tarafından yapılan Obasuteyama (Yaşlı Kadınların Terkedildiği Dağ) ve Kame toUsagi (Kaplumbağa ve Tavşan)’dir. Bunlar müzik eşliğinde sesli anlatımla tasarlanmıştı. İlk sesli anime ise, 1927’de NoburoOfuji’ninKujira (Balina) ‘sıydı.Art arda çizimlerden oluşan figürlerin sayfalar değiştikçe hareketlerinin de değiştirildiği bir metottan sonra animatörlerce stop-motion sinematografi tekniği kullanıldı. Başlangıçta, Walt Disney’in prosedürlerini kullanan ve henüz amatör olan animatörler, daha sonra yeni yöntemler geliştirerek animasyon dünyasına damga vuracaklardı(Allen, 2015, s. 34-36).

Taishō Dönemi (1912-1926), kraliyetin etkisini kaybettiği, parlamenter sistemin isegiderek güçlendiği, yeni ve eğitimli beyaz yakalı sınıfın ortaya çıktığı bir dönemdir. Yüksek öğretim eğitiminde artışın yaşandığı bu dönem, güçlü bir sanayi ve iş dünyasının gelişimi olarak tarif edilir. Liberalleşme ve Batılılaşma eğiliminin yükseldiği bu dönem, sinema filmleri ve diğer medyanın ele aldığı konulara müdahalelerin yapıldığı ve yeniden düzenlenmeye çalışıldığı bir dönemdir. “Ulusal özü değiştirme hedefi”ndeki Japon hükümeti polise, bu programı tehlikeye atan sanatçıları ve editörleri tutuklama yetkisi verirken; muhalefet şiddetle bastırıldı.Bu süreçte bazı manga sanatçıları ve editörleri “tehlikeli düşüncelerini” bırakmaya zorlandılar(İto, 2008).

MANGA VE ANİMENİN PROPAGANDA ARACINA DÖNÜŞMESİ

1930’larda, çocuk dergilerine eklenen ve birkaç sayfaya yayılan mangalar, popülerlik kazandıkça bir araya getirilerek cilt olarak basıldı. Dönemin yükselen militarizmini ortaya koyan Norakuro ve Japon genişlemeciliğini yansıtmasıyla popüler hale gelen BōkenDankichi ön plana çıkan iki mangadır.

Manchuria (Mançurya)Olayı’yla birlikte, siyasi iktidar ile manga sanatçılarının işbirliğine gittiği; manganın Japonya’nın düşmanlarına ve savaştaki rolüne karşı açık bir propagandaya dönüştüğü görülmektedir. 1940’larda ise ShinNihonMangakaKyōkai (Yeni Japonya Manga Sanatçıları Birliği) birçok manga grubunu birleştirerek kuruldu. İlk dergileri Manga’yı1940 yılında yayınlayan birlik, Amerikan ve İngiliz ordularına saldırmayı ve onları yok etmeyi resmetti. Savaş ve ABD ambargosu ilerledikçe artan kağıt fiyatlarıylagazeteler mangalara yer vermemeye başladı. Fakat,düşman hattının dikkatini dağıtmak için pornografik içerikli mangalar ve halk için propaganda amaçlı manga broşürleri dağıtılmaya devam etti. Bu dönemde devlet tarafından sanayi işçilerinin üretimini korumak ve artırmak için yaratılan yeni bir manga türü Zōsan manga, ortaya çıktı(İto, 2008).

1930’larda ve 40’larda animeler -o güne kadar statik ve iki boyutlu olmasına rağmen animatörlere sağlanan kamu ödenekleri ve çeşitli devlet teşvikleriyle- hükümetin militarist propaganda aracına dönüştürüldü. 1931 yılında ilk propaganda animelerindenSora noMomotarō gibi örneklerle,manga gibi animeler de Japon hükümetinin kontrolüne girdi (Allen, 2015).

SAVAŞ SONRASI MANGA-ANİME VE OSAMU TEZUKA

  1. Dünya Savaşı’nda teslim olan Japonya, kıtlık ve ekonomik bunalım dönemine girer. Bu süreçte Japonya’nın büyük çoğunluğu fakirleşir.Toplum, savaşın yarattığı derin tahribattan kurtulmak için motive olurken, anime üretimi durma noktasına gelir. Manga sanatçıları da içeriklerini sadeleştirip toplumun talebine göre hareket etmeye başlar. Aile ilişkilerini mizahi bir düzlemde işleyen HasegawaMachiko’nun 1974 yılına kadar süren Sazae-sanadlı mangasının dönemin en popüler mangası haline gelmesi buna en çarpıcı örnektir.Japonya’nın 2. Dünya Savaşı’ndan sonraki süreçte birtakım konulara sansür uygulanmasına rağmen kısmen sanatçıların mangalarda özgür davrandığı bir dönemdir. Ayrıca, savaştan sonraki yıllarda bir dizi yeni manga dergileri kuruldu. Birkaç yıl da olsa Manga Kurabu (Manga Kulübü),politik çizgi roman tarihinde önemli bir rol oynayan VAN, Kodomo manga shimbun (Çocuk Manga Gazetesi) Kumanbati (eşekarısı), Manga Şenen (Manga erkekler), Tokyo Pakku (Tokyo Puck) ve Kodomo manga kurabu (çocuk manga kulübü) gibi çeşitli manga dergileri yayınlarını sürdürebildiler(İto, 2008; Hector, 2011, s. 30).

Kıtlığın baş gösterdiği Japonya’daanime üretimi gibi manga satışlarını da durma noktasına getirdiği için manga sanatçıları sorunun üstesinden gelebilmek adınaüretimlerini iki alana yaymak zorunda kaldı. Manganın seyrini değiştirecek Akabon manga türü (kırmızı ciltli kitap) bu alanlardan biriydi ve piyasaya girmeye çalışan küçük yayıncılarla genç sanatçılar tarafından yeniden yaratıldı. Ucuz kâğıt üzerine siyah beyaz basılmış figürlerden oluşan bir cep tipi çizgi roman Akabon, kolay taşınması bir yana, sokakta rahatça satılıyor olması onu popüler hale gelmesini sağladı. Ayrıca konu seçiminde de daha fazla özgürlük şansı veriyordu(İto, 2008).

Akabon’un baskı merkezi Osaka’da yaşayan ve henüz yirmi yaşında bir tıp öğrencisi olan OsamuTezuka (1928-1989), bu tekniğe entelektüel bir bakış getirerek 1947’de ilk başta 250 sayfadan oluşanShintakarajima (Yeni Hazine Adası) adlı destanı yazdı. Manganın Tanrısı olarak nitelenecekTezuka’nın bu mangası, 400.000’den fazla kopya sattı ( (İto, 2008).

Tezuka’nın dikkat çekmesinin nedeni çizgi romanlarına yeni bir yöntemle yaklaşmış olmasıydı. Manga dünyasında, Walt Disney’den Alman ve Fransız sinematik tekniklerinden faydalandığı yöntemlerle dikkatleri çekti. Yakın çekimlerle değişen manga kareleri ve bakış açılarındaki değişkenliğin yanında karmaşık grafikler kullanma tekniği ile savaş sonrası genç manga sanatçıları üzerinde büyük bir etki yarattı. Manga sayfalarındaki panelleri çoğaltanTezuka grafiklerini, o güne değin kullanılan yuvarlak karakter stili yerine yetişkin odaklı temalarla birlikte daha gerçekçi çizdi. “Gegika” ya da “dramatik resimler” olarak bilinen bu manga stili günümüz mangalarında hala kullanılmaktadır (Allen, 2015, s. 15-16).Tezuka, yaşamın kıymetliliği de dahil olmak üzere hümanist konularıyla sadece çocuklar için değil her cinsiyetten ve yaştan okuyucular için cazip hale getirecek bir sanat biçimi ortaya çıkardı(İto, 2008)(Petersen, 2011, s. 175).

Tezuka’nın başarısı, 1950’lerde mangaya yönelik büyük bir ilgiye yola açtı. Tokyo, yayıncıların çizgi roman sektörüne girmesiyle manga merkezine dönüştü. Tezuka da 1954 yılında buraya geldi ve sanatçı gruplarına katılarak burada yaşamaya başladı.(Allen, 2015, s. 15-16)1956 yılında savaş sonrası dönemden çıktığını ilan eden Japonya’nın, ilk anime stüdyosu olan ToeiDoga kuruldu. İlk başta, Walt Disney’e dayanan içerikleri zamanla Japon mit ve efsanelerine dayanmaya başladı.ToeiDoga’da çalışan Tezuka gibi sanatçı ve yönetmenler sonraki yıllarda kendi şirketlerini kurarak birçok animasyon stüdyosunun oluşmasını sağlayacaktı. (Allen, 2015, s. 34-58)

Fakat, manganın yeni bir yola girmiş olması; çok gerçekçi grafik resimler içermesi, komediden ziyade dramaya vurgu yapmaya başlayıp romana dönüştüğü bu dönemde“gegika” olarak da adlandırılmaya başlandı.Çünkü,“manga” kelimesi o döneme kadar hala komik çocuk hikayeleriyle ilişkiliydi.Oysa ki,gegika da ilköğretim çağındaki çocuklar arasında popüler olmaya başladı veokuyucuların yaşı ilerledikçe üniversite öğrencileri arasında da popüler hale gelerek kitlesini sürekli büyüttü. (İto, 2008)

Manganın bir dönüşümü de savaş öncesi daha çok nesir metinlerden oluşan shōnen türü mangada görülür. Savaş sonrasında çizgi roman olarak dergilerde ve daha fazla görülmeye, tirajını artırmaya başlar. 1959 yılında ise Japonya’nın en büyük yayın şirketlerinde Kōdansha, erkek ve genç yetişkinler için tasarlanmış ilk haftalık çizgi roman dergisi olan Shōnenmagajin (Boys Magazine) yayınlamaya başladı ve satışları 1966 yılına gelindiğinde 1 milyonuaşarken;Shōnençeşitlenerek satışlarını sürekli artırdı. (İto, 2008; Power, 2009, s. 34)

ENDÜSTRİ OLARAK MANGA VE ANİME

1960’lı yıllardan itibaren Japonya’da endüstriyel gelişmeye bağlı olarak ekonominin de güçlenmeye başladığı görülür. 1964 yılında Tokyo olimpiyatlarını düzenleyerekgelişmiş imajını perçinleyen Japonya’nınrefah seviyesi artıkça, manga çeşitleri gibi anime stüdyoları da artarak talebe yanıt verir. 1960’lı yıllardan itibaren manga çizeri ve yazarı bir iş bölümüyle birbirinden ayrılır ve manganın kendisi “prodüksiyonsistemi”ne dönüşür.Bu dönemden sonra mangalarda tür ve konu çeşitleri artış gösterir. Özellikle çok satan mangalardan uyarlanan animeler, yeni animasyon stüdyolarının açılmasıyla ve pazarlama teknikleriyle sadece ulusal değil, küresel ölçekte yayılma alanına kavuşur. En çok satan mangaların animasyonları, TV şovları, oyuncak ve diğer ürünleriyle ticari alanını genişletir. Özellikle TV’lerde yayınlanan animasyonlar büyük izleyici kitlesi yakalayarak, yıllarca süren dizilere dönüştüler.

Örneğin, Gag çizgi romanları bu dönemde popüler oldu ve yaratıcısıFujioAkatsuka’yu “Gag manga kralı” yaptı. Akatsukoa’nınOsomatsu-kun mangasıyla yarattığı karakterleri ulusal kahraman haline dönüşürken; psikolojik alt yapısıyla insanın hayatına dair parodiler de içermekteydi. Bu manga, 1970’li yıllardan itibaren uzun yıllar boyunca TV’lerde anime olarak sunulmaya başladı.Animenin olanaklarıyla ilgilenen Tezuka ise, 1961 yılında kendi stüdyosu MushiProductions’ı kurarak bir manga olan TetsuwanAtom’uanimeye uyarladı. 1963 yılında Fuji TV’de yayınlanan anime sansasyon yaratarak büyük bir başarı elde etti. Amerikan televizyon kanalı NBC’nin dikkatini çeken Tetsuwan Atom, sonraki süreçte sadece Amerika’da değil tüm dünyada üne kavuştu (Allen, 2015, s. 34-58).

1960’lı yıllarda erkek sanatçılar tarafından yaratılan shōjo manga (genç kadın mangası) 1970’li yıllarda kadın manga sanatçılar tarafından konularının genişletilmesiyle diğer manga türleri karşısında baskın olmaya başladı ve geniş kitlelere ulaştı. 70’li yıllar ayrıca mangaların başarısı sayesinde tam anlamıyla animasyon endüstrisinin ortaya çıkması da demektir. 70’li yıllar robot animasyon kahramanlarıyla ön plan çıkan animeler, 80’li yıllarda daha fazla türün ortaya çıkmasına neden oldu ve neredeyse hepsi en çok satan manga serileri olarak anime dizilere dönüştüler. Ayrıca, bu yıllarda kurulan StudioGhibli animasyon film yapımında uzmanlaştı. Miyazaki’ninSpritedAway anime filmi, 2003 yılında “Uzun metrajlı En İyi Animasyon Filmi”ni kazandı. 90’lı yıllarda internetin gelişmesiyle birlikte, küresel bir fenomene dönüşmeye başlayan anime,Dragon Ball, Naruto ve OnePiece,shōnen mangadan uyarlanarak en başarılı anime dizileri oldu (Allen, 2015, s. 34-58).

İlginçtir, Japon hükümetleri 1990’ların sonlarına kadar manga ve animeyi Japon kültürünün resmi bir parçası olarak görmemiştir. Fakat, anime ve manganın artan popülerliği sayesinde bu iki tür 2000 yılında “Japonya’nın geleneksel kültürünün bir parçası” olarak tanımlanmaya başladı. Esasen, ekonomik olarak yüksek gelişmişlik düzeyinde olan Japonya’da hükümetin bu hamlesi manga, anime ve video oyunları kültür endüstrisinin önemine ayrıca vurgu yapmaktadır. Asya kıtasında zaten baskın rol oynayan Japon anime ve mangaları, sınırların kalktığı küreselleşen pazarda Japonya ekonomisine ve kültür politikasına katkısını güçlendirmek için 2004 yılında “İçerik Endüstrisi Teşvik Kanunu” kabul edildi. Devlet tarafından yapılan bu ‘destek’ programı, günümüzde etkisini hala sürdürerek anime ve mangaya bir çeşit Japon kültür elçiliğimisyonu biçmiştir. (Choo, 2012)

Geçtiğimiz son yirmi yılda küresel çapta Japon manga ve animeleri tüketim nesnesi olarak dünyanın her yerine ihraç edildi ve halen edilmekte. 1990’larda Japonya büyük bir ekonomik kriz yaşamasına rağmen manga ve anime çeşitleri sürekli arttı ve pazarını genişletti.Türkiye özelinde ise bu durum pek farklı değil. İnternet üzerinden hatırı sayılır bir izleyici kitlesi olan animelerin yanında, manga çeşitleri de yine rağbet görmektedir. Bunun yanında 90’larda Tsubasa ya da Pokemon’a merak saranlar, 2000’lerde Beyblade izleyip oyuncaklarıyla oynayan çocuklar bugünün yetişkinleri olarak çocukluklarından aldığı alışkanlıkla animeye, dolayısıyla manga ve onun diğer endüstri ürünlerine ilgi duymaktadırlar.

 

Kaynakça

Allen, J. (2015). Anime and Manga. US: ReferencePoint Press.

Choo, K. (2012). Nationalizing “cool”: Japan’s global promotion of the content industry. N. Otmazgin, & E. Ben-Ari içinde, Popular Culture and the State in East and Southeast Asia (s. 85-105). New York: Routledge.

Hector, G. (2011). A Geek in Japan: Dsicovering the land of manga, anime, zen, and the tea ceremony. Kanagawa, Japonya: Tuttle Publishing.

Ingulsrud, J. E., & Allen, K. (2009). Reading Japan Cool: Patterns of Manga Literacy and discourse. UK: Lexington Books.

İto, K. (2008). Manga in Japanese History. M. W. MacWilliams içinde, Japanese Visual Culture-Explorations in the World of Manga and Anime (s. 26-47). New York: An East Gate Book.

Lewis, M. (2016). Kitazawa Rakuten as Popular Culture Provocateur: Modern Manga İmages and Riotous Democracy in Early Twentieth-Century Japan. N. Otoonazgin, & R. Suter içinde, Rewriting History in Manga: Stories for the Nation (s. 29-31). New York: Palgrave Macmillian.

Petersen, R. S. (2011). Comics, Manga and Graphic Novels A History of Graphic Narratives Post-World War II Manga. California: Praeger LLC.

Power, N. O. (2009). God of Comics: Osamu Tezuka and the creation pf post World War II manga. ABD: Universty Press of Mississippi.

[1]seyithanaytekin@gmail.com