MURAT ÇELİK: VASAT ELBETTE ÖYKÜYÜ DE DÖNÜŞTÜRÜYOR

  • Öykülerinizin -var ise elbette- ana meselesi nedir?

Şimdinin ya da yakın geçmiş zamanın rahatsız eden şeyleri var, onlar üzerinden bir takım anlar yahut hikâyeler anlatmak istiyorum. Sesi ve görüntüyü, hayal ettirdiğim sesi ve görüntüyü önemsiyorum. Yani daha çok “nasıl anlatmalı” üzerine kafa yoruyorum. Tabii arada daha yaşlı bir çukura da düştüğüm olabiliyor. Oradan da gene bir takım görüntülerle ve seslerle ama yaralı ama tek sıyrık almadan çıkmaya uğraşıyorum. Belki de o çukurda kalabilmektir opus magnum, ona çalışmak gerekir.

  • Cortazár’ın bilindik sözüdür: “Roman puanla kazanır ama öykünün tek şansı nakavt etmektir.” Buna karşılık, “Öykü,” der Carver, “bir şeyleri açığa vurmalı, ama her şeyi değil”. Kurgu öykünüzün neresinde yer alıyor?

Öykü bazen kurgu üzerine inşa etme tasarrufunu dayatıyor bazense rastlantısal olarak ilerliyor. Elbette kurmacadır yazılan, gerçeklerden ya da saptırılmış gerçeklerden faydalanırız ama ben kurgu odaklı öykülere pek inanmıyorum, mekanik buluyorum. Yazanın kendi gerçeğinden bir detay, bir imza arıyorum. Tabii aradığım, gözettiğim ve sevdiğim şeyi yapmaya uğraşıyorum.

  • Toplumu içeren ya da ona ilişkin herhangi bir alanda hâkim olan vasatlık, sanatsal üretim alanlarına ne şekilde sirayet eder, çağdaş öykümüz ölçeğinde değerlendirir misiniz?

Vasatlık ne şekilde sirayet eder? Sistematik olarak seçiciler eliyle nüfus edebilir. Çünkü: “Mesele neyi bildiğin değil, kimi tanıdığın.” (İktidarı Görmek: 21. Yüzyılda Sanat ve Aktivizm, Nato Thompson, KÜY, s.83.) Belki hep böyleydi ama bugün bu durumdan haberdarız ve buna razı bir görüntü sergiliyoruz. İkinci bir düşünce ise vasatlığın bulaşıcı, sinsi bir hastalık gibi yayılması. Geldiğinin, kapıya dayandığının, metnin içine sızdığının farkında olmayabiliriz. Tüm bunlar biraz da iletişimin, görünürlüğün fazlasıyla artmasından. Kendi korunaklı çeperimizde değiliz; maruz kalıyoruz. Vasat elbette öyküyü de dönüştürüyor. “Tutan” anlatım, meseleler yazılabiliyor. Pazarlanabilenin, satışı olanın vitrine çıkması daha mühim görüntü çiziyor. Anonim anlatıcılar, birbirinin benzeri öyküler yayımlanıyor. Zaman iyi bir elek, tek güvencemiz o.