HAZİRAN SAYIMIZ: NEFES ALABİLMEK İÇİN!

Mayısta başlayan “yeni normalleşme” süreciyle, sermaye ve onun siyasal temsilcilerinin birikim krizine derman olacak çarklar, birçok sektörde yeniden dönmeye başladı. Çark, motosiklet, makine ve atölye gürültülerinin, salgının yarattığı “sessizliği” bozuşturmasıyla tedirgince ellerini ovuşturmaya başlayanlar emek üzerinde yeni denetim yöntemlerinin arayışına giriyorlar. Çünkü, salgının sınıf çelişkilerini derinleştiren ve hissedilir kılan etkileri ile burjuvazinin emekçiler üzerindeki tahakküm ilişkisini sürdüren “görünmez ip” daha da cisimleşiyor. Emek üzerindeki “yeni” denetim ve tahakküm politikalarıyla yan yana gelen farklı sermaye grupları ve işveren sendikaları bu gürültüyü sessizleştirmek istiyor. Sözde iş sağlığı ve güvenliğini sağlamak üzerine tasarlanmış elektronik takip cihazları ve izole çalışma kampları gibi tasarılar sermayenin zora dayalı tahakkümünü güçlendirirken, yeniden üretim alanında rızaya dayalı denetim çeşitli ideolojik araçlar, dini, eğitimi, kültürü kullanarak sürdürülmeye çalışılıyor.

Oysa, bu gürültü kolay sessizleştirilecek gibi değil! Kriz anlarında çakan yıldırımların sesi ne kadar geç gelirse gelsin mutlaka sarsıcı olmuştur. Artan yoksulluk ve işsizlik ile krizin en ağır koşullarını yaşayan halklar ırkçı, cinsiyetçi ve emek düşmanı politikalara karşı başta ABD olmak üzere birçok ülkede “nefes alabilmek için” sokaklara dökülüyor. Halkların çıkardığı gürültü somut bir biçim arıyor…

Bu ayki dosyamızda dağınık, plansız ve örgütsüz görünen sınıf hareketinin dinamik seyrini, daha hâkim olan bireysel, ya da tekil direnme stratejilerinin kültürel ve sosyal bağlamı üzerinden inceledik. Ankara, Kocaeli, İstanbul’un işçi havzalarından gözlemler ve incelemelerle iş zamanının ve dinlenme/serbest zamanın arasındaki birbirini dönüştüren, değiştiren ilişki ile emekçilerin kültürel ve sosyal yaşamının içindeki direnme noktalarına mercek tutuyoruz. Emekçilerin üretim alanında geçen zamanını çay molalarında, sigara içme alanlarında, merdiven altı atölyelerdeki oyunlarıyla nasıl “nefes alma” mücadelesine çevirdiğini; ama aynı zamanda yeniden üretim alanında serbest zamanlarını nasıl kurdukları, direnme stratejileri geliştirdiğini anlamaya çalışıyoruz.

Mayıs ayında 5.’si düzenlenen Sennur Sezer Emek-Direniş Şiir ve Öykü Ödüllerinin sahiplerinin şiir ve öyküleri de dergimizde yer alıyor.

 

Dergimizin haziran sayısını aşağıdaki linke tıklayarak PDF formatında indirebilirsiniz. 

yeni e – sayi 44 – haziran 2020