ALPER KAYA: TAŞRANIN YAĞMURU

Taşra ve taşralılık kavramları; sanılanın aksine çok derin ve üzerinde ciltlerce yazı yazılabilecek birer köşe taşı misali asılı duruyor kültürel kimliklerimize yapışık bir biçimde. Teferruatlı bir açılım gerekirse bu iddiaya, Polat Onat’ın Mesut Varlık’a gönderdiği ve Nuri Bilge Ceylan’ın Ahlat Ağacı filminde yer verdiği mektubundan bir paragrafı anmamak olmaz:

Devamını Oku

CENK DOST VERDİ İLE SAHNEDEN HAPİSHANEYE

Sanat ekonomik, kültürel ve siyasal yaşamımızın bir parçasıdır.  Bu yüzden de iktidarlar sanatı ellerinden bırakmamak ve kontrolü altında tutmak isterler. Tiyatro da sanatın bir parçasıdır: İnsanı insana insanla insanca anlatma sanatı. Memet Fuat, “Tiyatro, oyun sanatı, dinden de eskidir.”[1] der. Bu yüzden gücü elinde tutanların en çekindiği, sansürlediği, engellemeye çalıştığı bir daldır. Çünkü tiyatro korkusuzca anlatır: ama sessiz ama sözle.

SÖYLEŞİ: KÜBRA YETER

Devamını Oku

MAHİR ERGUN: CHRİSTOPHER LOGUE VE “ÇALINTI” DİZELERİ

isterim ki şiirlerim

bir silah olsun titreyen ellerinde[1]

Christopher Logue bu dizeleri 1969 tarihli New Numbers kitabına “önsöz” şiirinde yazmıştı. İster istemez Hasan Hüseyin’i hatırlatıyor:

Devamını Oku

CEM KERTİŞ: ÖLÜM VE ÖYKÜ

Ölüm, insanı çoğu zaman ürpertiye düşüren, düşündüren bir gerçekliktir. Düşünürlerin, sanatçıların yüz yıllardır en önemli konusu, motivasyonu olmuştur. Belki de bütün yaşamın en önemli motivasyonu, anlamını var olduğumuzdan beri bir türlü kavrayamadığımız şey olan, ölümdür. Devinimi kesen, ama devindiren; bitiren, ama başlatan o büyük muamma: ÖLÜM.

Devamını Oku

ÖZGE SÖNMEZ: “GÖKYÜZÜ HER YERDE!”

Sennur Sezer Emek-Direniş Şiir Ödülü bu yıl Geldim Sana adlı şiir dosyasıyla şair İlhan Sami Çomak’a verildi. Şairin bu dosyadan önce yayınlamış 7 şiir kitabı var. Tüm bu yaratılar okuyucusuna cezaevinden ulaşıyor.

Devamını Oku

KIVANÇ YİĞİT: ÇİZGİ ROMANDA SÖZSÜZ KURAL, MÜESSES NİZAMIN YENİDEN KURULMASI

Çizgi roman kültürü sizin için ne ifade ediyor? Bundan 10-15 yıl önce cevabı “hiçbir şey” olacak kişiler için bile bu sorunun yanıtı bugün artık daha zor. Özellikle de işin içine bu kültürden türemiş sinematik evrenlerin girmesiyle. Yeni e olarak bu konuyu tartışmayı gündemimize aldığımızda, aklımıza gelen ilk isim çizgi roman dünyasının içinde büyümüş bir akademisyen olan Kıvanç Yiğit Mısırlı oldu. İstanbul Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi, Siyasi Tarih Anabilim Dalı’nda araştırma görevlisi olarak çalışmalarına devam eden Mısırlı çok küçük yaşlardan beri sıkı bir çizgi roman okuru. Mısırlı’nın akademik çalışmalarının başlangıcı sayılabilecek lisans tezi de yine bu konu üzerine: “Yeni Düzen ve İkinci Dünya Savaşı Boyunca ABD’de İdeolojik Hegemonyanın Sağlanmasında Çizgi Romanların Rolü”.

SÖYLEŞİ: FERHAT SARI

Devamını Oku

BELMA FIRAT: AĞIT, ŞİİR, KADIN ÜZERİNE

Mahmut Temizyürek’in Edebi Şeyler tarafından yayımlanan Ağıt, Şiir, Kadın isimli kitabı; yaşamın telafi edilmez gerçeği ölüm karşısında atılan ilk çığlık olan ağıt üzerine bir çalışma. Ağıt, Şiir Kadın’ın ayırıcı özelliği; yazının bulunmasından önce sözlü kültür içinde yaşantısını sürdürerek tarihsel belleğimizin kaydını tutan, çeşitli estetik biçimlere bürünerek şiir, destan ve benzeri sanatsal formlara kaynaklık eden ve yaratıcısının kadın olduğunu bildiğimiz ağıt türünü, kadını merkeze alan bir tarih okumasının başat unsuru olarak ele alması.

Devamını Oku

DURU SU KADIOĞLU: SOKAKTAN ANA AKIMA: TÜRKÇE RAP MÜZİĞİN EVRİMİ VE RAP ENDÜSTRİSİ

Hip hop kültürünün yoksullukla, işsizlikle ve kentsel dönüşümün getirdiği yıkımla mücadele eden Güney Bronx’un arka sokaklarından doğduğu yıllarda ‘kutsal üçlü’  DJ Kool Herc, Grandmaster Flash  ve Afrika Bambaataa gibi isimler dahil olmak üzere hiç kimse onun bugün olduğu gibi dev bir endüstri haline geleceğini tahmin edemezdi. Küreselleşmenin bütün şiddetini hisseden, sosyal yardımların kesildiği, iş yerlerinin birer birer kepenk kapattığı ve genç erkeklerin kendilerini sokak çeteleri aracılığıyla görünür kıldığı bir dönemde, genç siyahi erkeklerin kendini ifade etmelerinin bir yolu olarak ortaya çıkan hip hop, varlığını MC’lerin, DJ’lerin ve break dansçılarının performans sergilediği ve grafiti sanatçılarının dekorları tasarladığı partilerde sürdürmekteydi.

Devamını Oku

ILGIN ÇERİBAŞ-TARIK TUNÇ: HİP-HOP KÜLTÜRÜNÜN PROTEST KİMLİĞİ VE PROTEST RAPİN TÜRKÇESİ: SAİAN SS

Bir alt kültür olarak  hip-hop[1], Afro-Amerikalıların ikâmet ettiği Güney Bronx gettolarının sosyo-kültürel ve siyasal atmosferinde 1970’lerde doğdu. Söz hakkından ve sosyal haklardan mahrum edilmiş, ayrımcılığın ve güvensizliğin ortasına itilmiş, kabaca söylenecek olursa hesaba katılmamış bir halkın kültürel kodlarını içinde taşıyan  hip-hop kültürünün sözlü anlatımı olarak rap müzik, ortaya çıkışı itibariyle bahsettiğimiz kitle için politik bir ifade alanı yaratmış, iktidarın adaletsizliğine karşı muhalif söylemin sesi olmuştur. “Hip-hop, pek çok tarihçi ve eleştirmene göre 1970’lerin başında ‘Boogie Down Bronx’ diye bilinen bölgede ortaya çıkan, bir yeraltı kültürü olup, bodrumlarda, cadde köşelerinde, parklarda yaşayan genç insanların gece boyu yeni kimlikler, şiddetli sanat formları ve daha sonraları bütün bir endüstriyi inşa etme sürecidir.”[2]

Devamını Oku

UĞUR ÖZCAN *: TAHRİBAD-I İSYAN VE GAZAPİZM: TÜRKÇE RAP’TE GETTO KÜLTÜRÜ

İkinci Dünya Savaşı sonrasında Batı’da simgesel bir muhalefet olarak birçok altkültür ortaya çıktı ve gelişti. Punklar, Dazlaklar ya da başka birçok etkili muhalif grup kendilerini aykırı bir görüntü, meydan okuyan bir üslup, yerleşik düzene karşıt simgelerle örülmüş bir gösteri olarak sundu. Çoğunlukla işçi ve göçmen mahallelerinde ortaya çıkan bu altkültürler kendilerini yerleşik düzenle çatışan bir görüntüye dönüştürmeye çalıştılar ve egemen kültürün dilini simgesel bir biçimde bozdular. Egemen kültürün simgelerine aykırı anlamlar yüklemeyi denediler.[1] Rap müzik de bu süreç içerisinde, gettoda muhalif bir altkültür olarak ortaya çıktı ve yayıldı.

Devamını Oku