OSMANLI DEVLETİ’NDE YERLİ VE MİLLİ EKONOMİ

ULAŞ TÖRE SİVRİOĞLU

“Yerli ve milli” tamlaması hayatımızın her alanında karşımıza çıkıyor. “Yerli ve milli sanat”, “yerli ve milli siyaset” diye uzayıp giden bu listenin elbette en önemli parçalarından biri de “yerli ve milli ekonomi”…

Devamını Oku

RUHLARI KURTARMAK

İLYAS TUNÇ

 Taiyuan, Çin – 9 Temmuz 1900

Köylüler arasında çoktandır bir söylenti dolaşıyor:

-Yağmurlar yağmıyor, toprak kavrulmuş. Hepsi ‘beyaz şeytanlar’ yüzünden! Kiliseleri gökyüzünü tıkadı…

Devamını Oku

SİNEMADA MONTAJIN TARİHİ

OLCAY BAĞIR

Kurgu ya da montaj, en basit tanımlamayla, görüntülerin ve seslerin bir senaryo dâhilinde, belli bir amaca uygun olarak peş peşe sıralanmasına verilen addır. “Montaj” Fransızca kökenli bir kelimeyken, “kurgu” bunun Türkçesidir ve sinemada aynı anlamlara gelir.

Devamını Oku

‘DEVRİK-TÜMCE’ NE DEMEK?

ÖMER DEMİRCAN

Osmanlı Devletinde yönetim dili Osmanlıca: Farsça ile Arapça sözlüğe, sözdizimine Türkçe kimi sözcük, yardımcı eylem ve dizim ekleri katılarak oluşmuş karma bir yönetim-dildir.

Devamını Oku

BALKONUMDA KIŞLARKEN (2): ŞİİR, BAŞKALARI, KENDİLİĞİN KALABALIK GECELERİ, KAYIT DIŞI YAŞAMAK VE KÖKSÜZLÜK ÜZERİNE DENEME

HÜSEYİN KÖSE

Düşünüyorum da, çoğu zaman o süreğen ergenlik kanamalarının muazzam tazyiki ve kıstırılmışlığı altında, biçili kaderimden uzaklara taşıp, ufuksuz diyarlara yelken açma fikrinin ağır bastığı zamanlarda, benim de gitmeden gittiğim, olduğum yerde mıhlanıp kaldığım halde hayali yolculuklara çıktığım olurdu.

Devamını Oku

AHMET KAYA: YİTİK ÜLKENİN BAM TELİ

ATTİLÂ TAŞ

Kanatsız bir kuştur sürgün, yüzyıllardır yurduna bakıp duran bir adım gibi uzaktan. Kanatsız bir kuştur Ahmet Kaya da, 1957 yılının 28 Ekim günü Malatya’da başlayıp, 16 Kasım 2000 yılı Paris’te soluklanan. Kibirli bir akşam vaktinin hor gördüğü sabah; geceye boğulan ülkenin “şafak türküsü”…

Devamını Oku

BİR EDEBİYAT TUTKUNU VE ELEŞTİRMEN OLARAK ENGELS

AYDIN ÇUBUKÇU

Engels’in adı, kopmaz bir biçimde K. Marx’a bağlanmıştır. Bunun tek nedeni, düşünce tarihinde benzeri bulunmayan bir biçimde iki büyük düşünürün birlikte bir sistem yaratmış olmasıdır.

Devamını Oku

ENGELS, KADIN, AİLE

SİBEL ÖZBUDUN

“Özgürlükten yanayız ve bunun,

kökeni ve biçimi ne olursa olsun,

ister dayatılmış, ister seçilmiş olsun,

kralcı ya da cumhuriyetçi olsun

herhangi bir iktidarın varlığıyla

bağdaşmayacağına inanıyoruz…

Eşitlik olmadan özgürlük olamaz!

Bizim istediğimiz eşitlik,

özgürlüğün önkoşulu olan fiili eşitliktir!”[1]

Devamını Oku

ÖRGÜTÇÜ, STRATEJİST, MİLİTAN: FRIEDRICH ENGELS

OLCAY GERİDÖNMEZ

Çünkü Marx her şeyden önce devrimciydi. Onun asıl misyonu kapitalist toplumun ve bu toplumun var ettiği devlet kurumlarının yıkılmasına; ilk kez onun sayesinde kendi konumunun, ihtiyaçlarının ve hangi koşullar altında kurtulacağının bilincine varan proletaryanın kurtuluşuna katkıda bulunmaktı. Mücadele etmek onun mayasında vardı. Ve o eşine az rastlanır bir tutku, azim ve başarıyla mücadele etti.[1]

Devamını Oku

MARX’TAN VASİYET, ENGELS’DEN MİRAS: AİLENİN, ÖZEL MÜLKİYETİN VE DEVLETİN KÖKENİ

GÖKSEL AYMAZ

Daha 1844’te, 24 yaşındayken, usta bir sosyolog titizliğiyle yazdığı İngiltere’de Emekçi Sınıfın Durumu kitabında kendini göstermeye başlayan capcanlı bir bilim merakı vardır Friedrich Engels’in. Tam kırk yıl sonra, 1884’te yazdığı Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni adlı kitabı, Doğanın Diyalektiği (1873) ve Anti-Dühring (1876) ile sürmüş olan bu ilginin son ürünüdür.

Devamını Oku