ANIL SAYAN: ŞEHİRLİ ORTA SINIFIN SESSİZLİĞİ VE TÜKETİM KÜLTÜRÜ

Türkiye’nin yakın tarihini incelediğimizde, üç tip cumhuriyetçilikten bahsetmemiz mümkündür. Bunlardan ilki Batı modernizasyonu ile temellenen kurucu yılların ideolojisi. İkincisi Turgut Özal’ın öncülüğünü ettiği 1980’lerde yaşanan neoliberalleşme, son olarak ise cumhuriyetin kuruluş yılları ideallerinden bir kopuş olarak da düşünebileceğimiz neoliberal otoriterleşmeye kayan AK Parti dönemi. Dolayısıyla Türkiye için üçüncü cumhuriyetçilik, 2000’li yıllara kadar bir şekilde süreklilik elde edebilmiş seküler politikalardan da kopuş anlamına geliyor. Bu kopuş ise metropolde yaşayan seküler orta sınıf için 2010’lu yıllardan bu yana bir tür travma üretti/ üretiyor.

Devamını Oku

EFE EĞİLMEZ: GEÇİŞ DÖNEMİ HASTALIĞI

“Sanat için sanat Romantizm’le ilgili bir akımdı. Sanat için sanat (…) her şeyin satın alınabilir meta haline geldiği bir dünyada sanatçının “meta” üretmeme kararından doğan bir tutumdur”[1]

Bu alıntıyı sanat için sanat anlayışını olumlamak için yapmadığımızı hemen belirtelim: zaten Fischer de, hemen bu satırların ilerisinde, Romantik sanatçıların bu tutumunun, tek kolla kapitalizmden kopma çabasının aldatıcılığının ve böylesi bir yanılgının nasıl da kapitalist ekonominin ‘üretim için üretim’ ilkesine karşılık geldiğini açıklıyordu.

Devamını Oku

ERCÜMENT AKDENİZ: MÜLTECİLER YEREL YÖNETİMLERİN NERESİNDE?

2011 yılının Nisan ayında, ilk göç kafilesi Cilvegözü sınır kapısından içeri girdiğinde sayı sadece 252 idi. Aradan neredeyse 8 yıl geçti ve resmî rakamlara göre Suriye’den gelen mülteci sayısı 3.6 milyona ulaştı. Biyometrik kaydı yapılmamış mültecilerle birlikte Türkiye’ye sığınan Suriyelilerin 4 milyon civarında olduğu ifade ediliyor.

Devamını Oku

EREN SARAN: İNSAN YEDİĞİ ŞEYDİR

Meyve sebze fiyatlarındaki artış devam ettikçe halcisinden marketine herkes Cumhurbaşkanı’nın hain listesinde yerini alıyor. Yediğimizle değil, yiyemediklerimizle suçlu ilan edildiğimiz şu günlerde raflarda fiyatlar yükselirken elimizdeki poşetlerle eve kadar uzanan o kısa yolda her birimiz aldıklarımızın neden bu kadar çok tuttuğunu anlamaya çalışırken buluyoruz kendimizi.

Devamını Oku

NİHAN İŞLER: KAPALI DEVRELER, AÇIK ZİHİNLER

Yaşam yaratmak ve taklit etmek, tarih boyunca insanlığın en büyüleyici ve ilham verici meydan okumalarından biri olageldi. Bu fantezinin temsilini sözlü gelenek zamanlarından günümüze mitlerde, masallarda, romanlarda, öykülerde, oyunlarda ve filmlerde farklı biçimlerde tekrar tekrar görüyoruz. Yapay yaşam yaratmak, tanrılara özgü olma durumunu kaybedip insanlığın rotasına girerken, insan da zaman içinde tanrıların rolünü üstlenmeye başladı. Bu rol de, varoluşu gereği, beraberinde korkuyu getirdi. Ama öncesinde biraz tarihine bakalım.

Devamını Oku

YAĞIZ SENEM: YEŞİLÇAM’DAN SIYRILAN ÇIPLAK VATANDAŞ

Keynesyen iktisat politikaları ile Amerika ve Avrupa başta olmak üzere kapitalizm hatrı sayılır bir coğrafyada refahı paylaşmış ve 1929 krizinin yaşattığı felaketleri ötelemişti; ancak 1973 ve 1979 petrol krizleri ile birlikte yeniden bir yapısal dönüşüm ihtiyacı vuku bulmuş ve bu noktada Freedman’ın neo-liberalizmi, yeni bir çıkış kapısı olarak belirlenmişti. Amerika Birleşik Devletleri’nde Ronald Reagan, İngiltere’de Margaret Thatcher bu yeni neo-liberal kuşatmanın öncüleri olarak hatırlanır; Türkiye’de ise bu öncülüğü önce 1980 yılında ordu, sonrasında onun görevlendirdiği Turgut Özal üstlendi. Onun hazırladığı 24 Ocak kararları ile birlikte neo-liberalizm ufak bir azınlık için nimetleriyle, işçi, memur için ise tahribatlarıyla hızla hayatımıza girdi.

Devamını Oku

MERAL SAKLIYAN: LOKMAN KASİDESİ YA DA KINNAP

Mehmet Said Aydın’ın üçüncü şiir kitabı Lokman Kasidesi tek vuruşta nakavt eden uzunca bir öykü, tükenmek bilmeyen bir yas durumu, kendini yerden yere atan bir kavmin ağıtı, kilometrelerce uzanan toprakların bitmeyen yası aslında.

Şiirleri ve gazete yazılarıyla tanıdığımız Mehmet Said Aydın, aynı zamanda bir insan hakları ihlalleri raporu olan bu kısa anlatıyı yakın tarihte Şırnak’ta öldürülen ve cansız bedeni polis panzerinin peşinde sokaklarda sürüklenen Lokman’ın ölümü üzerine kaside olarak sunuyor bizlere.

Devamını Oku

NAİLE DİRE: DÜŞLERİN HARCI KANLA KARILIYOR: AKBABALAR ÇAĞINDA

Akbabalar Çağında, bazen isyankâr, bazen sitemli atmosferiyle okuyanı kendine çeken, bu atmosferin yanında umut aşılamayı da ihmal etmeyen bir ilk kitap. Kitabı oluşturan tüm şiirler bütünlüklü olması yönünden dikkat çekiyor. Cenk Kolçak şiirlerini sade, oyunsuz bir dille örmüş. Bu durum da şiirlerin büyük ölçüde anlaşılır olmasına hizmet ediyor. Kitabın isminden de anlaşılacağı üzere, politik bir zemini var. Zorba düzenin leş yiyicileri, sümürücüleri, “Akbabalar” ile imlenirken, çağın ve toplumun meseleleri kitabın odak noktasını oluşturuyor. “Güneşe çıkardım kasıklarımı ben de, / Yakamda paçamda eril tırnakların iziyle!”

Devamını Oku

NEVAL SAVAK, SABAH YILDIZ BELGESELİNİN YÖNETMENİ METİN AVDAÇ İLE SÖYLEŞTİ

Sabahattin Ali belgeseli, bu ülkenin yetiştirdiği değerleri korumak, tanıtmak ve unutturmamak adına çok önemli bir eylemdir.

‘’Bir gün kadrim bilinirse, / İsmim ağza alınırsa, / Yerim soran bulunursa: / Benim meskenim dağlardır.

 Bu ülkenin en büyük değerlerinden Sabahattin Ali’yi zamana taşıyan Metin Avdaç’ı tanıyabilir miyiz?

Devamını Oku