SİNEMANIN 2020’Sİ ENDÜSTRİ MAKAS MI DEĞİŞTİRİYOR?

ŞENAY AYDEMİR

2020’nin son ayının en önemli sinema gündemlerinden birisi, Tom Cruise’un Mission: Impossible 7 filminin setinde sosyal mesafe kuralına oymayan, maske takmayan çalışanları fırçaladığı ses kaydıydı. Cruise, haklıyken haksız duruma düştüğü bir ses tonuyla gerçekleştirdiği bu azarda söyledikleri ise sinema sektörünün sinirlerinin ne kadar bozuk olduğunun bir ironisiydi adeta. Cruise, araya küfürler de sıkıştırdığı azarında yapımcıların ve sigorta şirketlerinin kendileri için yeniden piyasaya döndüğünü hatırlatıyordu. Çalışanların özür dilemeleri üzerine, özrü kabul etmeyeceğini belirten oyuncu, “Bunu endüstri kapandığı için evlerini kaybeden insanlara söyleyin. Özür dilemek bu insanların masasına yemek götürmüyor ya da üniversite masraflarını karşılamıyor. Her gece bu gerçekle birlikte uyuyorum. Bu endüstrinin geleceğini düşünüyorum” diye devam ediyordu azarına.

Cruise’in bozuk sinirleri dünya sinema endüstrisinin motoru Hollywood’ta birçok kişinin ruh halini temsil ediyor olabilir. Büyük yapım şirketleri, dijital yayın platformları ve bunlara içerik üreten kadrolu yaratıcılar hariç!

Çünkü bildiğimiz anlamda sinema, tarihinin en büyük kırılmalarından birisini yaşıyor ve sonuçları öngörülemez durumda şu anda. Sinema endüstrisinin hem yapısı, hem de ticari temayülleri form değiştiriyor. Hollywood’un en büyük stüdyolarından Warner Bros. bir süre önce, yıl içinde gösterimi birkaç kez ertelenen Wonder Woman 1984 filmini sinema salonlarıyla birlikte aynı şirketin çatısı altında bulundukları HBO Max’te de gösterime çıkaracağını duyurmuştu. Yılın sonlarına doğru ise yalnızca bu filmi değil, sinema salonlarının salgın sonrasında kendilerini kurtaracak can simidi gözüyle baktıkları The Matrix 4, The Suicide Squad, Dune, Godzilla vs. King Kong gibi büyük gişe hasılatı yapması beklenen yapımlarını da benzer bir uygulamaya tabii tutacağını açıkladı. Bu zaten zor durumda olan sinema salonları için neredeyse ölüm fermanı anlamına geliyordu.

Üstelik yalnız sinema salonları değil. Önemli yönetmenler de bu uygulamaya kayıtsız kalamadı. Christopher Nolan, “Sinema için film yaptıklarını sanan pek çok yönetmen bir gecede ‘stream’ yönetmedi oldu” derken, Variety’ye bir mektup gönderen Dune’un yönetmeni Denis Villeneuve’ün Warner Bros.’un HBO Max’in geleceği uğruna feda edildiğini öne sürdü ve yönetmenleri bu kararlara karşı dayanışmaya çağırdı. Bu arada her iki şirketin sahibinin de AT&T olduğunu belirtelim.

Şimdi bütün gözler 15 Ocak tarihine çevrilmiş durumda. Çünkü bu tarihte şirketin ilk filmi Wonder Woman 1984 salgının izini verdiği ölçüde sinemalarda ve HBO Max kanalında aynı anda gösterime girecek. Salon işletmecileri oldukça tepkili bu gelişmeye. Her ne kadar bu uygulamanın bir yıl için geçerli olacağı dile getirilmiş olsa da bu filmin HBO’ya beklenin üzerinde abone kazandırması, buna bağlı olarak da stüdyoya para kazandırması her şeyi değiştirebilir. Yönetmenlerin ve sinema salonlarının en büyük korkusu bu gibi görünüyor. Zaten hali hazırda dijital gösterim alanlarının yükselişi söz konusuyken stüdyoların salonlar yerine buraya yönelmeleri büyük bir krizin tetikleyicisi haline gelebilir.

Bütün bu tartışmaların diğer tarafında yer alan sinema salonlarında ise durum nasıl biraz ona bakmakta fayda var. Salgın, iş yapamaz duruma gelen bağımsız birçok salonu zor durumda bıraktı. Amerika’da açıklanan destek paketlerinin içinde bu salonlara yardımlar da var. Avrupa’da da hem merkezi hem de yerel yönetimler destek paketleri açıklıyorlar. Türkiye’de ise yerli film gösteren salonlara verilen desteğin miktarı artırıldı. Bürokratik engeller aşılabilirse, bir miktar destek sağlanacak gibi görünüyor. Ama örnek olması açısından dünyanın en büyük sinema salonu zincirlerinden birisinin durumunu ele almak fikir verici olacaktır. 1920 yılında kurulan AMC sinemalarının Amerika’da 661 lokasyonda 8200 salonu, Avrupa’da ise 244 lokasyonda 2200 salonu bulunuyor. Pandeminin hemen ertesinde, nisan- mayıs aylarında çıkan haberlerde AMC Theatres’ın salgın öncesi büyük yatırımların altına girdiği ve gelir elde edemediği durumda iflas edebileceği belirtiliyordu. Belli ki yaz aylarında salonların açılmasıyla biraz nefes almış gibi görünüyor. Ancak Warner Bros.’un kararına en büyük tepkiyi gösteren şirketlerden birisi de AMC oldu.

Şirket, dijital kiralama yöntemiyle (VOD) salonlardan önce filmleri seyirciyle buluşturmayı tercih ettiği için Universal Stüdyosu’na boykot uygulama kararı aldı ve Fast and Furios, Jurassic gibi filmleri salonlarında göstermeyeceğini ilan etti. Şirket yetkilileri Warner’ın uygulamasının yaygınlaşması ve pandemi sonrasında da devam etmesi durumunda kendileri başta olmak üzere salon zincirlerinin batacağını açıkça ilan etmiş durumda. Çünkü stüdyoların yaptığı şeyin bir ara çözüm değil, işin ticari boyutunda kalıcı bir değişiklik olabilme ihtimali salonları fazlasıyla tedirgin ediyor. Nedir bu değişim peki? Yıllardır uygulanan pencere siteminin alt üst olması!

Pencere sistemini yapımcı Enis Köstepen, Altyazı Fasikül’deki yazısında şöyle özetliyor: “Pencere sistemine göre bir film genelde önce salonlarda, sonra satılık DVD’de, ardından kiralık DVD’de ve dijital kirala-izle platformlarında (TVOD), daha sonra üyelik ile izlenen TV’lerde (Pay TV) ve üyelik ile izlenen platformlarda (SVOD), son olarak da ücretsiz TV kanallarında erişime açılıyor. Böylece her mecra bir diğerini bekliyor. Pencerelerin süresi bazı ülkelerde katı regülasyonlarla bazı ülkelerde ticari teamüllere göre belirleniyor. Artık bu pencerelerin birbirlerini bekleme süreleri ya azalıyor ya Warner Bros. örneğinde olduğu gibi senkronize dağıtım yaygınlaşıyor ve salonlar önceliklerini yitiriyorlar.”[1]

Hatırlanacağı gibi, geçen yıl Organize İşler 2: Sazan Sarmalı filmi salonlardaki gösteriminin ikinci haftasında Netflix’te yer alınca salonlar kazan kaldırmıştı. Bunun üzerine bir düzenlemeyle filmlerin bu tür platformlarda yer alabilmesi için beş ay geçmesi gerektiği kuralı getirilmişti. İşte bu krizin küresel hale geldiğini düşünebiliriz. Bu süre, kimi ülkelerde yasayla düzenlenirken, kimi ülkelerde piyasa eliyle ayarlanıyor. Ancak, stüdyolar öncelikli olarak hali hazırda çekilmiş ve bitmiş filmlerini nakde çevirmek için bu platformları devreye sokarak çözüm üretme telaşına düşmüş gibi görüyorlar. Bu da büyüme iştahıyla önüne geleni yutan dijital platformlar için bulunmaz bir nimet gibi görünüyor.

Zira rakamlar onlardan yana. Dünyada sinemanın toplam ekonomik büyüklüğünün 150 milyar dolara yakın olduğu tahmin ediliyor. Bunun üçte birine yakını gişe hasılatından elde ediliyor ve en büyük kalemi oluşturuyor ki içinde bulunduğumuz yıl itibarıyla en büyük darbeyi bu alan yiyecek. Örneğin yıllık ortalama 11-12 milyar dolar gişe hasılatı elde edilen ABD’de bu yıl 2 milyar doların üzerinde bir rakam ortaya çıktı. Bu yıl sinema sektörünün 30 milyar dolardan fazla küçüleceği öngörülürken gişe hasılatının 13 milyar doların altına ineceği varsayılıyor. Dijital platformların ise yüzde 30 büyüyerek 26 milyar dolardan 34 milyar dolara ulaşması bekleniyor. [2]

Sinemanın geleceğinin ne olacağına dair bu küresel bakışı Türkiye için de modelleyebiliriz. Yaz aylarında açılan solonlar, kasım sonu itibarıyla yeniden kapandı ve gelecek meçhul. Türkiye’nin büyük yapımcıları sinemaya değil de dijital platformlara içerik üretmeye başladılar bile. Büyük Hollywood yapımları ise Türkiye’de bile olmayan platformlarda gösteriliyor. Muhtemelen sabahında da korsana düşecekler. Yani dünya biraz normale dönse, salonlar yeniden açılsa bile seyircileri çekecek film bulmakta zorlanacak bu kez işletmeciler. Sızan haberlere göre, Türkiye’deki salonların yüzde 30’unun bir daha açılmama ihtimali var.

Manzara böyleyken gelecekle ilgili nasıl öngörülerde bulunabiliriz? Sinema salonlarının sektör içindeki ekonomik büyüklüğü, geçici olarak yara almış olsa da pandemi sonrasında aynı seviyelere ulaşma potansiyeli taşıdığı bir gerçek.  60-70’lerden televizyon, 80-90’larda video, 2000’lerde VCD- DVD, 2010’larda internetteki korsan yayınlar ile mücadele eden ve hepsinde ayakta kalmayı başaran sinema solanları bir kez daha tehdit altında. Zaten hali hazırda dijital platformlar tarafından ticari olarak sıkıştırılan sektör pandemiyle birlikte çok eşitsiz bir mücadelenin içinde buldu kendisini.

Pandemi öncesinde başlayan bir eğilim, bu süreçle birlikte iyice belirgin hale geldi. Sinema sektöründeki Pazar payı, dijital platformlar lehine orantısız bir biçimde büyüyor. Netflix ve Amazon başta olmak üzere sektörün diğer oyuncularıyla birlikte rekabet kızışıyor. Bu rekabetin, salgın sonrasında filmlerin ‘salon gösterimleri’nden gelen gelirler için de yaşanacağı kehanetinde bulunsak abartmış mı oluyoruz? 2019’un Kasım ayında Netflix’in sinema salonu satın alacağı açıklanmıştı. Misal bundan sekiz ay sonra AMC salonlarını satın aldığını duyursa şaşırır mıyız? Böylece bir filmin hem yapımcısı, hem dağıtımcısı hem de dijital platform yayıncısı olabilir. Diğer platformlar da öyle.

Bu biçimiyle olmasa bile Türkiye’de benzer bir tekelleşmenin oluştuğu söylenebilir bile! Salgın öncesinde dizi ve sinema piyasasının büyük bir kısmını elinde tutan 4-5 yapım şirketi şimdilerde hem var olan hem de yeni kurulan dijital platformların de en büyük içerik üreticileri. Sinema salonlarının eski görkemli günlerine döndüklerini var sayalım bir an için. Bu büyük balıklar, dizi ve sinemadaki tekel olma vaziyetlerini dijital platformlara da taşıyarak süreçten karlı çıkacaklarmış gibi görünüyor. Bu yıl dijital platformlardan 630 milyon dolar gelir elde eden ABD’li büyük yapımcılar da öyle. Hali hazırda çoğu bir dijital platformu da bünyesinde bulunduran şirketlerin içindeler. Olmayanlar da bu ilişkiye mecbur görünüyor.

2020’ye bakınca pandeminin sinema endüstrisinde köklü değişikler yapacağı kesin görünüyor. En büyük sonuçları ticari temayüllerin, sermaye akışının yön değiştirmesi ve tekelleşmenin artması şeklinde olacak gibi görülüyor. Ama gerçekte ne olacağını içinden geçtiğimiz toz bulutu dağıldıktan sonra görebileceğiz kuşkusuz.

[1] https://fasikul.altyazi.net/2020/12/17/salonlar-karantinada-destekler-yetersiz/

[2] https://variety.com/2020/film/news/global-cinema-industry-lose-32-billion-2020-omdia-report-1234850235/