Tagged with

GURME

EREN SARAN: AĞIZ TADIYLA İKİ LAHMACUN YİYEMEZ OLDUK!

“Hayatımın ilk yıllarını, annemin ve büyükannemin mutfağında, bu bilge kadınların girer girmez evrenin esasını oluşturan dört elementi; suyu, havayı, ateşi ve toprağı ustalıkla işleyen büyük simyacılara ve rahibelere dönüştüğünü gördüğüm mutfağın kutsal bölümünde, ateşin yanı başında geçirdim. Sanki yaptıkları bir hiçmiş, ateşin arıtıcı gücünden geçirerek dünyayı dönüştürmüyorlarmış, yememiz için hazırladıkları besinlerin saatlerce bedenimizde kalarak organizmamızı değiştirdiğini, canımızı, ruhumuzu beslediğini, bize kimlik, dil ve aidiyet kazandırdığını bilmiyorlarmış gibi alçakgönüllü bir tavırla bunu yapmaları çok şaşırtıcıydı.”[1]

Devamını Oku

BARIŞ AVŞAR: “ERKEN GURME” OLARAK EVLİYA ÇELEBİ

“Karadeniz’in balıkları kadar bir denizin balığı lezzetli değildir. Özellikle İstanbul boğazlarında olan lezzetli balıklar sanki Musa sofrasıdır…”
Evliya Çelebi’nin sadece gezi değil tarih, sanat, edebiyat, folklor, coğrafya, mimari ve dil kitabı da olan Seyahatname’sinde sözü geçen ilk ‘lezzet’ bir İstanbullu için şaşırtıcı olmayacak şekilde Boğaz balıklarıdır. Peki acaba Çelebi, Boğaz balıklarını överken, davetlilere ikram edilen yiyeceklerin ‘gökten indirildiği’ bir peygamber sofrasına atıf yaparak, dini/siyasi iktidarın hışmına uğramama çabası içinde midir?

Devamını Oku