TÜLAY GERMAN: DAMARLARIMDA KAN DEĞİL, İSYAN AKIYOR

NAZLI TOPRAK

Müzik ve toplumsal tarihimiz için olduğu kadar aşk, sevgi, dostluk ve inandığı değerlerden vazgeçmeyen bir hayat yaşamış ve paylaşmıştır Tülay German.

Müzik yolculuğuna cazla başlasa da o, Anadolu pop müzik türünün ilk kadın temsilcisidir. Henüz dört yaşındayken şarkı söylemeye, piyano dersleri almaya başlamıştır. Liseyi Üsküdar Amerikan Kız Koleji’nde okur ve daha o yıllarda kesin karar verir, şarkıcı olacaktır. Bir gün sınıfta sorulan “Okulu bitirince evlenecek misiniz, yoksa üniversiteye mi gideceksiniz?” sorusuna “Ben şarkıcı olacağım,” diye cevap verdiği için okul müdiresi tarafından uyarılır. Tülay, “Özür dilerim Miss Martin ama Amerika’yı, çok iyi bir anne ve ev kadını olan kız kardeşiniz değil, Nat King Cole, Ella Fitzgerald gibi şarkıcılar tanıtıyor dünyaya,” der. Daha sonraları anılarında, Nat King Cole ve Ella Fitzgerald’ı siyahi oldukları için o gün özellikle söylediğini yazar.

Yabancı dilde şarkılar söylemeyi seven kolejli kız, anne babasına, aile kurma zorunluluğuna, kurallar silsilesine her zaman karşı gelecektir. Ailesinin her türlü engelleme girişimine rağmen, özellikle Summertime parçasıyla sahnelere çok iyi caz yorumlarıyla adım atarken bile sahnelerde giydiği siyah süveter ve siyah eteği ile düzene başkaldırıyordur.Kıyafetine, yaşam tarzına, mesleğine yapılan kısıtlamalara hiçbir zaman katlanamaz.

1960’larda radyoda yaptığı felsefe, kültür, sanat, sinema, caz konularındaki programları ses getiren Erdem Buri tarafından İstanbul Radyosu’na davet edilir.1962 yılında hayatının aşkı ile tanıştıktan sonra bambaşka bir yola, arkasına bakmadan girecektir Tülay German.

ERDEM’Lİ YILLAR

Erdem Buri’ye burada bir parantez açmamız gerekir. Her ne kadar Tülay German’ın “aristokrat” dediğiünlü Osmanlı vezirleriyle dolu bir ailenin bir üyesi olsa da Buri, aynı zamanda gazeteci ve Fosforlu Cevriye’nin yazarı Suat Derviş’in de yeğenidir. Moda’lıdır. Yönünü sınıf mücadelesi olarak seçmiş ve Türkiye İşçi Partisi üyesi olmuştur.

Düşmemiş Bir Uçağın Kara Kutusu kitabında anlatır German, Erdem Buri’nin Moda’daki evini; duvarlarda Paşa dedelerinin tablolarının süslediği evin “düşlerinin gerçekleşeceğine inanan, düşünce özgürlüğünü savunup mahkemelerde, hapishanelerde acı çeken, kültürlü, namuslu ve alçakgönüllü, umut dolu” konukları arasında Aziz Nesin, Yaşar Kemal, Kemal Tahir, Orhan Kemal, Atıf Yılmaz, Haldun Taner, Metin Erksan, Suna Kan, Adnan Cemgil gibidönemin pek çok aydını vardır. 1962’de tanıştıkları gün Erdem’e “Türkiye’de solcu olmak yasak değil mi?” diye soran Tülay German, işte bu “okul”dan mezun olacaktır.

“Tülay German ve Erdem Buri… Erdem Buri ve Tülay German… Bir bütünün ayrılmaz iki parçası… 1962’de yolları kesişince bir daha ayrılmayacak olan… Buri’nin, çevirdiği bir kitap nedeniyle 15 yıl hapis istemiyle yargılaması, artan polis baskıları üzerine 1966’da Paris’e göç…” (Zeynep Oral)

O günden sonra birbirlerinden hiç ayrılmazlar. Erdem, bir gün Tülay’a şarkılarını kendi dilinde söylemesini önerir. Ona göre, sanatçı halka dokunur, sesi ne kadar güzel olursa olsun elitlere Avrupa dillerinde caz söyleyen biri, gerçek sanatçı olamaz. Bu öneriden heyecanlanan German, hızla Ruhi Su’dan şan dersleri almaya, âşıklardan türküler öğrenmeye, şair ve müzisyen dostlarının da yardımıyla kendine Anadolu ezgilerinden oluşan bir repertuvar hazırlamaya koyulur, kendine özgü yorumlamaya başlar. Erdem Buri ile “Çok sesli Türk Popüler Müziği” çalışmaları yapar.

Batı müziği söylemediği için kendisini eleştirenleri umursamaz Tülay German. Bir kez daha inandığı düşüncelerinin peşinden gidecektir. “Tülay German Türküsü”nü yazacak Aşık Ali İzzet’ten öğrendiği “Bir Allah’ı tanıyalım/ Ayrı gayrı bu din nedir/ Senlik benliği nidelim/ Bu kavga, dövüş, kin nedir?” türküsünü programında söylemeye başladığının üçüncü gecesi kovulur. Bu olayı “Benim alınyazım da bu galiba. Amerikan şarkılarını bırakır kendi müziğimizi kendi dilimizde söylerim, hakarete uğrarım. ‘Bu kavga döğüş kin nedir?’ derim, işimden kovulurum,” diye anlatır.

1964 yılına gelindiğinde, Türk popüler müziğinde ilk “hit” olarak kabul edilen Burçak Tarlası plağını doldurur Tülay German. Kentten köye gelin gitmiş ancak kocası askere alınmış bir kadının bir yandan tarlada çalışmak zorunda kalmasını, bir yandan da ağaya baş kaldırmasını anlatan şarkı onunla özdeşleşir. Bu plakla birlikte, “aranjman” denilen ve Batı müziği şarkılarına Türkçe sözler yazılarak oluşturulan şarkılar da bir anlamda tarihe karışır.

Aynı yıl, Erdem Buri, Tülay’ın, Ruhi Su ve diğer türkücülerin, rahat bir ortamda çalışabilmeleri için As Kulüp’ü kurar.

Sözlerini Erdem Buri’nin yazdığı ve Tülay German’ın söylediği “Yarının şarkısını” TİP,1965’te seçim kampanyasında kullanır. TİP’in onbeş milletvekili çıkarmasını hep birlikte kutlarlar. “Yarınların mutluluğu yoldadır mutlaka, ama dönemin sağcı iktidarlarının saldırıları, tehditleri, gözdağı vermeleri de…”Erdem Buri de TİP’e yapılan saldırılardan payını alır: “Beyazıt’taki TİP toplantısından çıkarken az daha linç ediliyorduk. Yaşar Kemal ve bizim gençlik kollarından Deniz Gezmiş adlı bir çocuk hayatımı kurtardı,” diye anlatacaktır daha sonra. Deniz’e sevgisinin kaynağı buradadır.

Erdem Buri ve Selahattin Hilav, Plehanov’un Marksist Düşüncenin Temel Meseleleri ile Hegel’in Diyalektik ve Mantık kitabını çevirirler. Sonuç: Haklarında açılan davada Erdem Buri için “onbeş yıl hapis cezası istenir”!As Kulüp’e Ruhi Su ve Tülay German adına gönderilen iskelet resimli tehdit mektupları, mekânı yakma tehditleri ve Tülay German’a sahnede silah çekilmesi üzerine, ikili istemeyerek de olsa Fransa’ya yerleşir.

ÖMÜR BOYU SÜRECEK SÜRGÜN YILLARI

Başlangıçta dil güçlüğü ve memleket hasreti yüzünden her şey zor olsa da Fransa’daki dostlarının önerisiyle plak şirketiyle anlaşır ve diksiyon dersleri alarak Fransızca şarkı söylemeye başlar. Pek çok Avrupa kentinde ve Brezilya’da plaklar, konserler, televizyon ve radyo programlarıyla ismini duyurur. Fransızca 10 plak doldurur. Ancak, sözleşmelerle, star’lık düzeniyle bir türlü anlaşamaz. Afrikalıların topraklarını sömüren beyaz adamın artık korkudan uykularının kaçma zamanının geldiğini anlatan “Bir Toprak Parçası” isimli Güney Afrika şarkısı seslendirir. Daha sonra da plak şirketiyle anlaşmasını iptal ederek haklarını kendi parasıyla satın alır. “Nasıl ki ben ‘Strange Fruit’i Billie Holiday gibi okuyamazsam -ki okuyamam çünkü siyahi değilim- onlar da Karacaoğlan’ı benim okuduğum gibi okuyamazlar,” der ve Türkçe ve halk türkülerine ağırlık verir.Fransa’da Türkçe olarak yaptığı ilk albüm, Charles Cros Akademisi 1981 Plak Büyük Ödülü’nü alır.

1982’de yaptığı Nazım Hikmet’e Saygıalbümünü yapar. 1987’de ise son konserini verir vesessiz sedasız çekilir sahnelerden: “Tam zamanı. Sesim bozulmaya, nefesim tükenmeye, coşkum azalmaya, içimde yanan alev sönmeye yüz tutmadan, eskimeden, yıpranmadan, gürültüsüz, sessiz sedasız çekilmek… Kaybolmak. Bu gece Hollanda’da konserim var. Kimse bilmiyor son konserim olduğunu.
1987 kışı, Eindhoven / Hollanda 2 Ocak 1993 günü ise, 30 yıllık sevgilisi, ailesi, yoldaşı Erdem Buri, tedavi gördüğü hastanede Tülay German’ın elini sımsıkı tutarak hayata veda eder.

1998’de The Song of Poets,yani Şairlerin Şarkısı albümünü çıkartır, 1996’da yazdığı Erdemli Yıllar kitabını “Yavru balaban bakışlı/Yayla çiçeği kokuşlu/ERDEM’ime…” diyerek ona adar. 1999 yılında, Erdem Buri’ye verdiği sözü tutar veYunus’tan Nazım’a isimli son albümünü çıkarır Tülay German.

Seslendirdiği ünlü Amerikalı basçı Charles Mingus’un bestesi Sound of Love`da bası bizzat Charles Mingus`ın çalması önemlidir.

Genç nesiller, Kalan Müzik’in 2001 yılında Burçak Tarlası dahil 1960 ve 70`li yıllarda yaptığı albümlerini dijital platformlarda da yayınlaması ile Tülay German’ı hayranlıkla keşfetmeye devam etmektedir.

“Bu esmer güzelinin bizi alıp güneşli yerlere götürme gücü var. Sesi beton duvarları yıkıyor. Mekanik dünyamızda doğa yeniden canlanıyor. Gerçek melankoli, folklor, lirzm, kırlar, tarlalar, iç zenginliği birer birer önümüzden geçiyor.” (F.L.Diaposon, Mayıs 1969)

Kaynaklar:

  • Erdemli Yıllar, Tülay German, Bilgi Yayınevi (1996)
  • Düşmemiş Bir Uçağın Kara Kutusu, Tülay German-Afrika Yayınları (2019)
  • Yön. Didem Pekün, Barış Doğrusöz- Tülay German belgeseli: Kor ve Ateş Yılları (2010)
  • Şeyhmus Güzel- Bianet 14.07.2002
  • “Ses ve yürek yüceliği… İki gencin Tülay German belgeseli dünle bugünü buluşturuyor” Zeynep Oral yazısı – 02.04.2010
  • İstanbul Kadın Müzesi websitesi