TÜRKÇENİN ORTADİREĞİ ‘EYLEM’LER NEREDE?

ÖMER DEMİRCAN

Türkçe eylem

Türkçede anlamlı ilk sesel-biçimler, yansımalara öykünülerek nesne-adı, eylem-adı, nitelik-adı olarak ‘gösterge’lenir, tıpkı “Çat etti kırıldı, Takkadan vurdu” sözleri içindeki /çat/, /tak/ ses dizileri-nin adlanması gibi.[1] İlk eylem biçimleme yansımalara dayanır: “çak-, çat-, çarp-, çırp-// “bur-, bük-, büz-. burk-” // kaç-, kal-, kalk-, kak-, kap-, kas-, kıs-, kız-, kar-, kat-, kay-, kes-, kır-, kıy-, kert-, kırk-, kırp-, kur-, kus-, küs-, kop-, köp-(ür-), koy-, koş-, …”. Örneklere bakılırsa, Türkçe eylem türü sözcük-köklerinin sesel-biçimi ile edimsel-eylem arasında belli bir yakınlık da yansıtılır. Her eylem kökü yalın tek bir değişkene koşulmuş olup gereken başkaları soneklerle eyleme katılır.

Türkçe eylem köklerine koşulan anlam tek edimsel değişkenden oluşur (2): git-:uzaklaş, gel-: yakınlaş, dur-: konum değişimsiz, al-: nesnel/ soyut ayrılma, ver-: nesnel/soyut birleşme, sat-: ederli ayrılma, gör-: görsel birleşme, duy-: işitsel birleşme, koş-: yerde öznel hızlı araçsız konum değiştir, uç: havada hızlı araç-sız/araçlı konum değiştir, borç al-: değer birleştir, borç ver-: değer ayrıl-, öde-: değeri kaynağa ver-, … gibi. Türkçe her eylem kökü edimsel yalın bir ayrım taşır. Ondan sonraki ayrımlar da belli bir sıraya göre birer birer soneklerle yüklenir. O ilişki adlara uygulanamaz, adlarda anlam ayrımlarını nesnel oluşum belirler. O yüzden yabancı eylemler, “shoot > /şut/ gibi tek heceli de olsalar, Türkçeye bir “eylem” olarak giremezler; birer ad olarak girmek zorundadırlar. O kurala aykırı tek bir örnek bulunmaz!

Türkçede bütün kökler tek-hecelidir. Yalın biçimde “ad, eylem, niteleyici” tür ayıran biçimsel bir gösterge yoktur. Sözcükler, anlama ve sözel işleve göre türlere ayrılır: Türkçe “çek-”, Fransızca: “tirer”, İngilizce: (to) pull. “Türkçe Sözlük”e bakılırsa, “at” adı, “az” niteleyicisi kendi dizinsel yerine konumlanmıştır. Ancak eylemleri, örneğin “çek-” eylemini ara da bulasın! Sözlükte “-mÀk” ekiyle “çekmek” gibi bir ada dönüştürülmüş; 10.000’e yakın eylemden bir tanesi bile kendi yerinde değil; açıklamalar da “-mÀk” ekli ad türevleri ardından girilmiş.

İngilizceye dayalı olarak sözlük yazan (G. Clauson, A. Tietze, T. Gülensoy) sözlüklerinde eylemler (çek-, kes-) gibi, sonda bir çizgi (-) ile öteki türlerden, eşbiçimli öteki sözcüklerden ayrılmış olarak girilmiş. Türkçe Sözlükte de ayırıcı olarak (-) gibi yazımsal bir gösterge kullanılabilecekken, onun yerine anlam, tür, işlev değiştiren “-mÀk” ekinin seçilerek (çekmek) yazılması yanıltıcı, dildışı  bir uygulamadır.[2]

O yorum: Türkçe eylem köklerinin nasıl işlediğinin anlaşılamaması, Fransızca dilbilgisinin Türkçeye Fransızca ayrımlarla uygulanması (1850-), o nedenle “tamlama” işleminini yalnızca adlara özgülenip yanlış terimlenmesi,su çek-, ekmek piş-ir, ekin biç-” gibi eylem tamlamalarındaki niteleyici adların yalnızca Fr. “belirsiz nesne” gibi algılanması, “eylem-tamlamaları”ndan ya bileşik ya da deyim olarak sözedilmesi, soneklemenin olmayan “çekim” olarak yorumlanması, Türkçeye ancak bir ad olarak girebilen yabancı eylemlerin Türkçe “et-, ol-” ile oluşturdukları tamlamaları anlamayıp Türkçe eylem köklerine olmayan “yardımcı-eylem” işlevi yakıştırılması, tamlamada “yardımcı eylem” olamıyacağının düşünülememesi, …” yanlışlarına bağlanmalıdır. O yanlışlar 150 yıldır Türkçe dilbilgisine, Türkçe öğretimine egemendir. O yüzden seçme sınavları için “doğru” dilbilgisi sorusu yazılamamaktadır.

Türkçe Sözlükte “çek-” eylemini ararsanız, [—] ile belirtilmiş olan gerçek yerinden 74 sözcük sonra [ÇEKMEK] yazımıyla (1) girilmiş. Dizinde “çekmek”ten önce: 55, sonra 9 olmak üzere “çek-” içeren 64 ayrı türev var. Türkçe Sözlük’te Türkçe eylemler yanlış yazımış, yanlış dizinlenmiş, yanlış açıklanmıştır!

(1) “Çek-” eylemi nerede?

“[—], çekap, çekberi, Çekçe çekçek, çekecek, çekek, çekel, çekelemek, çekelez, çekem, çekememek, çekeme-mezlik, çekene, çeker, çeki, çekici, çekicileşmek, çekicileştirmek, çekicilik, çekiç, çekiçbalığı, çekiçhane, çekiçkemiği, çekiçlemek, çekiçlenmek, çekidüzen, çekik, çekikçe, çekiklik, çekiliş, çekilme, çekilmek, çekilmez, çekim, çekimlemek, çekimli, çekim-ölçer, çekimölçüm, çekimsenmek, çekimser, çekimserce, çekimserlik, çekimsiz, çekimsizleşmek, çekimsizlik, çekince, çekinceli, çekingen, çekingence, çekingenleşmek, çekingenlik, çekinik, çekinilmek, çekiniş, çekinmek, çekinser, çekinti, çekirdecik, çekirdek, çekirdekbireşimi, çekirdeklen-mek, çekirdekli, çekirdeksel, çekirdeksi, çekirdeksiz, çekirge, çekirgekuşu, çekişli, çekişme, çekişmek, çekişmeli, çekişte, çekiştirici, çekiştiricilik, çekiştirilmek, çekiştirmek, çekkin, çekme, çekmece çekmeceli, [ÇEKMEK] ( = ‘çek-’ yerine sözlükte yazılan çekmek adı + 11 “çek”li sözcük), … . çekmekat, çekmel, çekmen, çekmenli, çekmez, çekmezlik, çektiri, çektirme, çektirmek, çekül, çekyat, // çeldirici.

İngilizce eylem soneklemeleri: pull (çek-) ile: pulled, pullen, puller, pullet, pulley, pullicate, pullulant, pullulate (8), draw (çek-): drawable, drawee, drawer, drawers, drawing, drawl, drawn (8) Türkçe Sözlüğe ise “çek-” ile sonekli 64 ayrı türev girilmiş, sekiz katı (Shorter OED 1965). Sözcük sayıları karşılaştırmasına o karşıtlık da girilmeli.

Alanda en etkili açıklamalar da yakıştırmadır. Ergin (1962: 104, 108): “Yani fiil kökü kelime köküdür, fakat kelime değildir”. …” fiil kökleri kök mânâ ve hüviyetiyle … ancak sonlarına ek almak ve bir isim gövdesi haline gelmek suretiyle kullanılma sahasına çıkarlar: ‘bil-mek’, ‘yap-mak’ gibi,” bir yanlış yoruma takılmış! Tahsin Banguoğlu (1974: 314) ise: “salt kılınış ve oluş bildiren etmek, olmak fiilleri … ‘yardımcı fiil’ olarak birçok isim tabanları ile ‘belirsiz nesne kalıbı’nda kaynaşarak birleşik fiiller meydana getirirler. … “yardım etmek, yok olmak, deli olmak, gürültü yapmak,” gibi. …” . (316-318:) “Batı dillerinden isim-tabanlı olarak gelen kelimeleri gene bu yardımcılarla fiilleştiriyoruz: “dikte etmek, irrite etmek, check etmek,” gibi. Yarı-yardımcı fiiller de vardır: “yol almak, ara vermek, iş görmek, son bulmak, …”.

Tek-heceli olsa da, yabancı bir eylem doğrudan bir “eylem” olarak Türkçeye giremez. Üstelik de yabancı bir dilden giren tek-heceli eylemler bile ne adlaştırıcı “-mÀk” ekini, ne de “çatı” eklerini doğrudan alamaz: *”şut-mak”, “*şok-mak”, “şut-un-du, şut-uş-tu, şut-tur-du” denemez, çünkü biçimin kendisi Türkçeye ancak bir “ad” olarak girebilir.

Türkçe’nin, daha doğrusu o günkü Osmanlıca yönetim-dili’nın, ilk dilbilgisi 1851 yılında yazılmış. O yazımda Fransızca dilbilgisi örnek alınmış. [3] Dil ayrımları Fransızca’dan çevrilip Osmanlıcaya uygulanmış. O güne göre ayrımlar, Türkçe sözlüksel birimlemeye sözcük biçimlemeye aykırı belirlen-miş. [4] Daha sonra yazılan Türkçe dilbilgilerinde de o ayrımlar, terimler kullanılmış. O biçimleme, yazım, dizin çarpıklığı “Türkçe Sözlük”teki bütün eylemlere uygulanmış, böylece, 10.000 dolayında “eylem” türü sözcük “Türkçe Sözlük”e birer “ad” olarak, dizinsel konumu dışında, yanlış girilmiş!

Türkçe Sözlükte: (çek-) eylemi ile (çekmek) adının anlamları birbirine karışmıştır. Türkçe Sözlük içinde sözcük girdisi ardından ad (a) ile, sıfat (s) ile, adıl (ad) ile belirtilmiş. Ancak “çekmek” ardından yanlış olarak: *“i: -‘i’li tümleç alan eylem/ -i durum ekiyle kullanılan tümleç/ e: -e’li tümleç alan eylem” anlamında (i/e) kısaltmaları var. İncelenirse, edimsel ayrımların da yanlış terimlerle açık-landığı görülür. “Türkçe Sözlük”te dilbilgisi açıklamaları, kısaltmalar da çeviriseldir. Nesne (object) yerine “complement” karşılığı *tümleç denmiş. Oysa yalın eylem kökünün edimsel ayrımı belirtile-cekse, ancak “geçişli / geçişsiz” = nesneli/nesnesiz / etken / etkilenen/ ettiren/ettirten özneli” denebilir. Türkçe eylemler: “dönüşlü, işteş, etkilenen, yapan, ettiren, ettirten” eklerle her türlü öznel-nesnel iliş-kiye girebildiği için eylem açıklamaları da yanlıştır. Türkçe “çatı” ilişkileri kısıtlamasızdır, Batı dillerinden apayrıdır.

Türkçede “eylem”ler de nitelenir; öyleyse, “eylem-tamlamaları” nerede? Tamlama sözlüksel bir işlemdir. Nasıl “köy” adına “-” ekiyle “köylü: köyde yaşayan kimse” anlamı katılırsa, “çocuk” adına da “köy çocuğu” içinde “köyde doğup büyümüş genç” anlamı katılır. İki işlem arasında bir ayrım yoktur. Eğer “köy çocuğu” işlevsel bir ek alıp: sessiz-ek Ø ile özne: “[Köy çocuklar-ı]-Ø çok çalışır”; “-(y/n-ı” ekiyle “nesne” olarak söze girerse: [Köy çocuk-lar-ı]-n-ı eğitir-seniz (ülke daha çabuk kalkınır), o biçim ve işlevle “tamlama” tümcel/sözdizimsel bir birim olur.

Türkçe [niteleyici-nitelenen] ilişkisi “tamlama” olarak terimlenmiş. Türkçe dilbilgisinde yalnızca “küçük çocuk, çocuk bakım-ı” gibi “ad-tamlamaları”ndan söz edilir. “Niteleme” sözlüksel bir işlem olmasına karşın, “tamlama” sözdizimsel bir işlem olarak yanlış açıklanmakla kalmaz, Türkçe eylem tamlamaları da betimleme-dışı sözlük-dışı bırakılır. Üstelik “tamlama”lar üst-ayrıma, yani “nitelenen” ögeye göre terimleneceğine alt-ayrıma göre üst-terimlenerek: bir ad-tamlaması olan “küçük çocuk” türü birimlere “sıfat-tamlaması” denerek, türsel olarak sanki bir sıfatmış gibi, yanlış terimlenir. Oysa, sıfat-tamlaması sıfat değil, bir addır.

Konum ile işlev ayrımı Türkçede yalnızca iki-sözcüklü sözlüksel birim olan tamlamada “niteleyici” ögeye özgülenmiştir. Öteki öge işlevleri ise, sonekle belirtilir. Fransızca ile İngilizcede yüklem tabanı eyleme nesnel ad, (2) içinde verilen örneklerdeki gibi, yalnızca “belirsiz nesne” işleviyle bağlanıp, yüklem ardına konumlanır. Öyle bir konumlama ile Fransızca ile İngilizcede “belirsiznesnel-ad yüklem-tabanı ile bir “tamlama” oluşturmaz.(2)

  1. çiçek ek-: planter des fleurs / plant flowers,
  2. öykü yaz-: écrire un récit / write a story,

iii. çocuk bak-: /prendre soin d’un enfant/ look after children.

Fransızca dilbilgisi örnek alınıp çevirisel olarak yazılan Osmanlıca dilbilgisi ayrımları Türkçe dilbilgisine de aktarıldığı için, o terslik sözcük sayımında bile, görülememiştir. Oysa, [niteleyici + nitelenen] dizimli Türkçe tamlama sözlüksel bir birimdir. Öyle birimler: ancak, ya işlevsel bir ek alarak, ya da tamlama işlemi yinelenince, dizimsel bir birime dönüşürler. Öyleyse, Türkçe sözlükteki 10.000 üzerinde eylemin, 12.000 dolayında ad ile oluşturabilecekleri sözlüksel tamlama sayısı nereye varır? Yaptığım anlam eşlemesinde yalnızca “çek-” içeren “eylem-tamlama”larıyla eşlenebilen İngilizce en az 70 ayrı eylem sözcüğü ile karşılaştım, bire yetmiş!

(3) İngilizce eylemler: Türkçe “çek-” eylemli tamlama karşılıklar:

apply: boya çek-  attract: ilgi çek-, wait: iple çek-, beat: dayak çek-, build: duvar çek-, carry: kum çek-, take: polise çek-, close: kapağı çek-, connect: kablo çek-, count: x’i iple çek-, continue: 30dk çek-, colour: mavi çek- cover: örtü çek-, cross: çizgi çek-, drag: kenara çek-, draw: çizgi çek-, dress: üstüne çek-, drink: şarap çek-, drain: suyu çek-, erase: çizgi çek, grind: kahve çek-, hang: bayrak çek-, increase: (faizi) yukarı çek-, inhale: (dumanı) içine çek-, inherit: anneye çek-, interrogate: sorguya çek-,iron: ütü çek-, knife: bıçak çek-, last: 5 gün çek-, lay: (üstüne) örtü çek-, lead: başı çek-, lift: yukarı çek-, loop: ilmek çek-, lot: kura çek-, mean: anlama çek-, miss: özlem çek-, paint: boya çek-, pair: boğaya çek- , park: garaja çek-, pay: masrafı çek-, photo: fotoğraf çek-, powder: kahve çek-, pray: besmele çek, pull: masayı çek-, quit: iple çek-, raise: yukarı çek-, round: tel çek-, row: kürek çek-, withdraw: imzayı çek- , shoot: tetiği çek-, shut: kapıyı çek-, shrink: kumaş çek-, sing: şarkı çek-, speak: nutuk çek-, stand kahrını çek-, stop: el etek çek suffer: baş ağrısı çek-, suck: emici ile çek-, take:5 dk çek-, tolerate: dırdırını çek-, beat: odun çek-, telegraph: tel çek-, warn: ihtar çek-, weigh: 5kg çek-, wire: tel çek-, …

Eylem de nitelenir, öyleyse, birinci ögeler ardından gelen eylemleri nitelendikleri için, nitelenene göre terimlenerek: “yavaş yürü-, çocuk bak-, yüzerek geç-, …” gibi birimler birer “eylem tamlaması” olur. Ad ile nitelenen bir eylem yüklem tabanı olursa, örneğin “Bütün gün [çocuk bak]-ar” içinde niteleyici-ada ayrıca “belirsiz-nesne” işlevi koşulur: o sözde “çocuk” ögesi iki-işlevlidir: tamlama düzeyinde bir “niteleyici”, tümce düzeyinde “belirsiz nesne”.

Diyelim tek-heceli kök sayısı 1000 dolayında. Bir ek ile tür-değişimi yapılabildiğine göre, 1000 eylem kökü varsayılsın. Kök-eylem başına 10 (on) tamlama ile 10.000 sözlüksel tamlamaya ulaşılır. Bileşik sözcüklerin çoğu, diyelim yarısı eylem-tamlaması biçimli olsun. Öyle birimlere bileşik sözcük deneceğine, yanlış olarak deyim denmektedir. Oysa bileşik eylemler öteki sözel ögeler katılarak deyim olurlar. Sözlük yazarı orada da yanlış yapmakta, deyimler bileşik sözcüklerle eşlenince bileşik eylemleri, eylem tamlamalarını bulmak da olanaksızlaşır!

Şiirde niteleyicisi ‘ad’ olan ‘eylem-tamlamaları’. Şiirde, niteleyicisi bir ad olan, yeni üretilmiş eylem-tamlamaları aradım. İlkin Orhan Veli’ şiirlerine baktım. “Halkın konuştuğu Türkçe”den bir yazı dili yaratma döneminin (1928-) şiirlerinde halk dilinden tamlamalar çıktı: derde düş-, deli et-, türkü tuttur-, şiir yaz-, düz git-, ay doğ-, kürek çek-, dümen tut, deniz yırtıl-, korku ver-, gün geçir, türkü söyle, … . Masallar, Halk şiiri, Yusus Emre anlatımına ek olarak 1920’den sonra Batıda başlayan gerçeküstü-şiir anlatımından esinlenen şiirler için Ece Ayhan şiirlerini taradım: tütün sar-, güneş sakla-, ezgi seç-, ses çiz-, koşu koş-, Eylül dol-, alkış tut-, sevinç ye-, gergef işle-, … gibi karışımlar buldum. “Bugün durum nasıl” diye Arife Kalender’den okudum: sözcük kaz-, kül uzat-, tekme savur-, tetik çek-, ateş al-, ömür bat-, çiy düş, nem al-, dil al-, can ye-, dut kurut-, zil tak-, çiçek işle-, ıslık çal-, … gibi örneklerden, şiirlerin güzellikleri dışında “eylem”e, “sözlükseltamlama”ya özel bir sonuç çıkaramadım.

Türkçe öğretiminde, “sözlüksel” bir birim olan “tamlama” yanlış, sözdizimsel olarak algılanır; tersinden terimleme ile “eylem”ler: sözlük-dışı, tamlama-dışı, Fransızca kurallarla betimlenir! Öyle, tepeden tırnağa yabancılaştırıcı bir güdümleme ile varılan yazılı-iletişim örnekleri, Kadıköy çarşısı gezilerek okunabilir.

Yalnızca eylemlerle ilgili sözlüksel dışlama sayısal olarak belirlenirse:

  1. 500 dolayında eylem kökü, 500 de bir ekle eyleme dönüşebilecek öteki kökleri de içeren 10.000

eylem kendi kimliği, Türkçe ayrımlarıyla sözlükte yoktur.

1-Batı dilleriyle ortak (b.i, b.iii) işlemleri ile, yalnızca Türkçeye-özel öteki işlemlerle üretilen Türkçe

sözlüksel gücüllük, Batılı Türkologlarca bulunan çevirisel sayıların çok ötesindedir. Türkçe sözlük-

sel varsıllık en azından Batı dilleri ölçüsündedir. Anlamadan üretilen sonuçlara dayalı yargılar

uydurmadır!

  1. 500 eylem kökü 62’si işlek+ 17’si az işlek türetme eki ile 35.000 üzerinde olası türev üretir.
  2. Yalnızca 500 eylem kökü ile sözlükteki 12.000 dolayında ad arasında sözlüksel tamlama olasılığı

için örnek için (3) içindeki “çek-”li tamlamalar incelenebilir.

iii. O kadar yüksek sayıda tamlamaların, ayrıca düşümlü öbekleme ile bileşik sözcüğe dönüşme

gücüllüğü belirlenebilir.

  1. Ayrıca, Batı dillerinde olmayıp yalnızca Türkçede kullanılan işlemlerle:
  2. Sözcük türü ayırmayan 17 ayrı ikileme biçimi ( az az, ev ev, gide gide, git gide, giden gidene… )

dizim ekleriyle oluşturulan 163 ayrı ikileme biçimini onbin eyleme vurursanız ne çıkar? Köklerle

sonekli biçimlemeler sözlüksel birim sayısı nereye varır? Üstelik: gi¯der gi¯der (gider),

gi­dergi¯der (gitmez), gi­der gi¯der (ona kalmış bir karar), … gibi ton-ayrımlı ikilemeler de

onlara katılabilir.

  1. Edimsel/çatısal özneleme ile 500 kök eylem + bir ek ile eylemleşebilecek 500 eylemdışı kökten

örneğin ‘düş-’e yapan (düşür-), etkilenen (düşül-), dönüşlü (*düşün-), işteş (*düşüş-), ettiren

(düşürt-), ettirten (düşürttür-), zorlayan (düşürttürt-) özneler eklenebilir. Öyle olasılıklar: 1000 x 6.

  1. Eylem-tabanlı birimlere uygulanan “çağ-da-ş-la-ş-tır-ıl-ma” gibi “sonekli-açımlama”lar: 10.000 x ?

vii. Yansımalar (9.000 dolayında türev) , tek-biçimli eylem köklerinden “-(y)À-yaz”, “-(y)Ì-ver” …

gibi) eklerle: düşeyaz-, geliver-, yapagel-, uyuyakal-… gibi (bileşik?) türemiş eylemler?

1980’den sonra gazetelerde: “halkın günlük iletişimde ancak 150 sözcük kullandığı”nı belirten kanıtsız, Türkçe-dışı, görüşler ileri sürülür oldu. ABD’li David Cuthell, “Türkçenin Matematiği” başlıklı internet metninde: “… Viktor Hugo şiirlerini 40.000 kelime ile yazdı. Türkçeyi en zengin kullananlardan Yaşar Kemal’in romanları 3500 kelimeyi geçmez görüşü çok yaygındır[5] savını ileri sürmüş. Fransızca’ya göre çevirisel olarak üretilen o savın dayandığı sayım Türkçeye göre yapılırsa, sonuç tam tersi çıkabilir. Öyle görüşler de Fransızca-Türkçe ortak ayrımlara göre (4.b.i, b.iii) işlem-leriyle çevirisel olarak Orientalistçe belirlenmiştir. Çünkü, Türkçe sözlüksel birim üretimi üzerine çalışmalar, sonradan, uygun veri-tabanları ile Türkçeye-Türkçeden-bakılarak (4.c) işlemlerine henüz açılmamıştır. Yazarlar ile aydınlar, işlemlere sezgisel olarak arasıra başvuruyorlarsa da, Türkçeden yola çıkarak, tamlamayı daha üretken bir işleme dönüştürebilirler. Türkçe birimlemede özellikle eylem köklerine dayalı “eylem-tamlama” işlemi ile çevirisel olmayan en ince ayrımlar en yeni sözlüksel birimlere koşulabilir.

[1] Demircan, Ö: 1996: “Türkçe Yansımaların Özüne Doğru”, (IX. Dilbilim Kurultayı ,Abant İzzet Baysal Üniversitesi Ed.Fak. 25-27 Mayıs 1995’ten genişletilmiş) Dilbilim Araştırmaları 1996, s. 175-191.

[2] Çekimli dil Fransızcada örneğin “faire” (= yap-) eylemi yazılı olarak şimdiki zamanda “yap-ı-yor-” anlamıyla öznel kişilere göre şu biçimlere girer: Je fais/ tu fais/ il fait // nous faisons / vous faites / ils font. Anlatımda sözlüksel-özne çekim adılı olarak yüklemle birlikte önde bulunur, Türkçede olduğu gibi düşmez. Yalnızca “emir kipi”nde özne bulunmaz. Fransızca eylem biçimleri bütünsel olarak kişiye göre ayrılır, eylem biçimi sonunda öznel bir ek yoktur, biçim bütünsel olarak kişi ayırır.

[3] Toderini, (1798) Türkçenin bir dilbilgisi bulunmadığını yazar. Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel de 1940 yılında Tahsin Banguoğlu’nun “Ana Hatlarıyla Türk Grameri” için yazdığı önsözde: “Resmî Türkçe tedrisatı, ancak Tanzimattan (1839-) sonra başlar. … Okul gramerlerinin birincisi 1851 tarihini taşımaktadır. … Meşrutiyetten (1876-) sonra da Fransız Grameri örnek alınarak dil kaidelerimiz ona uydurulmaya çalışıldı” bilgisini verir. Nurullah Ataç “Gramer”[3] adlı yazısında daha 1938’de konuya değinir. Yaptığı Türkçe dilbilgisi yorumu geçerliğini bugün de korur: “… Fakat bir Türk çocuğuna dilinin grameri yalnızca doğru konuşup doğru yazsın diye öğretilmez; dili üzerinde düşünmeğe alışsın diye öğretilir;… mekteplerimizde okutulabilecek bir gramer kitabı olmadığı, yazılamadığı için o ders kaldırılmıştı. Son zamanlarda tertip edilen gramer kitaplarının hiçbirisi iyi ve tam değildir; tasnifler (ayrımlar) yanlıştır, çünkü kelimelerimiz dilimizin hususiyetleri (özellikleri) düşünülerek değil, başka dillerin tasniflerine göre ayrılmıştır.”

[4] Demircan, Ö: “Türkçe Sözlük’te ‘uçtu-uçtu’ oyunu”, Öğretmen Dünyası, Haziran 2019, s. 39-40; yTDD, Tem-Agus. 2019, s.2-5; Üvercinka, Ekim 20019, s. 16. “Türkçe Sözlük” TDK 2011 baskısında, “-mÀk” ekiyle “ yazılmış 9.912 eylem bulunduğu yazılı.

[5] Prof. David Cuthell, alanı: Osmanlı Tarihi; ABD, Türk Etüdleri Enstitüsü, 30 Ocak 2020, orientalistçe bir internet metni. Batılılar, o tür orientalist yalanları (özellikle bk. E. Said, 1978, Cengiz Özakıncı kitapları ve Kanal B yayınları) 1980 sonrasında kasıtla sıklaştırdılar. 596 YAŞAR KEMAL kaç sözcükle yazdı? Çağdaş Türk Dili, Mayıs 2021, s. 132-139.