YAZISIZ BİR KARİKATÜR İÇİN…
YAZISIZ BİR KARİKATÜR İÇİN…

YAZISIZ BİR KARİKATÜR İÇİN…

ORHAN TÜLEYLİOĞLU

2020 yılının Mayıs ayında, Moskova Hayvanat Bahçesi’nde bulunan 84 yaşındaki Satürn adlı timsahın ölüm haberi birçok TV kanalı, internet sitesi ve gazetede yer aldı.

ABD tarafından Berlin Hayvanat Bahçesi’ne armağan edilen, bir Mississippi Nehri timsahı olan Satürn, İkinci Dünya Savaşı’nda, müttefiklerin bombardımanında zarar gören Berlin Hayvanat Bahçesi’nden kaçmış, üç yıl sonra bulunup ömrünün kalanını Moskova’da geçirmişti. Dünyanın belki de en görmüş geçirmiş ve yolculuk yapmış timsahı Satürn, insanlık tarihinin en korkunç savaşından sağ çıkmayı başarmış ve bu yüzden ölümü, haber değeri taşımıştı.

Ama 2014 yılında, İsrail bombardıman uçaklarının yerle bir ettiği Gazze’deki hayvanat bahçesinde bulunan yüzlerce hayvanın hiçbiri timsah Satürn kadar şanslı olmamış, vahşice katledilmeleri haber değeri taşımamıştı.

Temmuz ayıydı. Yıllardır ambargo altında, temel haklarından yoksun bırakılmış Gazze halkı, bu defa acımasız bir savaşla karşı karşıya kalıyordu. İsrail’in Gazze’ye hava saldırısıyla başlayan ve 50 gün süren savaşta, siviller başta olmak üzere okulları, çocuk parkları ile bir hayvanat bahçesini de hedef alınmıştı. Gazze, her 4.5 dakikada bir atılan bombalarla sarsılmış, savaş, çocuk katliamına dönüşmüş, hayvanat bahçesindeki hayvanlardan kurtulan olmamıştı.

490’ı çocuk 2139 Filistinli ile altısı sivil 70 İsrailli yaşamını yitirdi. Savaşta kazanan insanlıkta kaybetmişti. Tüm dünyanın tepkisine karşın, kıyıma ses çıkarmayan, olup bitene seyirci kaldıktan sonra, kıbleye dönüp namaza duran petrol zengini ülkelerin Müslümanlıklarına inanmak artık çok zordu.

Yoğun bombardımanla sivillere dehşeti yaşatan savaşın I. Dünya Savaşı’nın yüzüncü yıldönümüne denk gelmesi, insanlığın yüz yıldır yerinde saydığının da bir göstergesiydi.

Bombardıman altında hayatta kalmaya çalışan milyonlarca Filistinli, direnme gücünü Mahmud Derviş’in şiirlerinden almıştı.

Çağdaş Filistin şiirinin en önemli temsilcilerinden Mahmud Derviş, 1941’de Celile’nin küçük bir köyünde doğdu. İsrail tarafından işgal edilen köyünü ailesiyle birlikte terk edip pek çok Filistinli gibi Lübnan’a mülteci olarak yerleştiğinde henüz yedi yaşındaydı.  Ortaöğrenimini, Nasıra’da yaptığı sırada İsrailliler tarafından üç defa hapse atıldı, yazdığı şiirler yüzünden kendi topraklarında terörist ilan edildi. Uzun yıllar sürgün hayatı yaşayan şair, Filistin’in, direnişin, barışın ve umudun sesi oldu. Filistin’i, Filistin’de yaşanan ve yaşatılan vahşeti anlattığı şiirleri aynı zamanda barışın, aşkın, katledilen küçük öğrenci çocuklarının, çaresiz kadınların ve İsrail’in yanında sessiz kalan Arap halkına olan isyanının da şiirleriydi. İşte ünlü Celile’de Kuşlar Ölüyor adlı şiiri:

– Az sonra buluşacağız

Bir yıl sonra

İki yıl

Bir nesil…

Derken yirmi bahçeyi boca etti

Fotoğraf makinesine

Ve Celile’nin kuşlarını.

Aramaya koyuldu sonra denizin ardında

Hakikat için yeni bir anlamı.

– Vatanım bir çamaşır ipidir

Akan kanın mendillerine

Her dakika

Ve ben kum gibi hurma gibi

Uzanıyorum kumsalda.

 

Fakat o bunu bilmiyor –

Ey Rita sana bağışladık, ben ve ölüm

Gümrük kapısındaki soluk sevincin sırrını

Yenilendik ilk öpücüğünde

Ve evinin penceresinde.

Biz ki aynı şeyin iki yüzüyüz, ben ve ölüm –

Şimdi neden kaçıyorsun yüzümden

Neden kaçıyorsun yeryüzü için

Buğdaydan kirpik

Ve volkanı yaseminin diğer yüzü yapandan.

Hiçbir şey yormazdı beni gecenin içinde

Onun sessizliği kadar

Serildiğinde kapının önüne

Sokak gibi, eski mahalle gibi.

Nasıl istersen öyle olsun Rita

Sessizlik bir balta olsun

Yıldızlara pervaz

Ağacın sancısına iklim.

Yudumlarım öpücüğü

Bıçakların ağzından

Gel katliama katılalım!

 

Fazlalık yapraklar gibi düştü kuş sürüleri

Zamanın kuyularına…

Ben mavi kanatları çıkarıyorum

Ey Rita

Büyüyen bir mezar taşıyım

Ey Rita

Prangalar benim tenimde kazıyor

Şeklini vatanın.

(Arapçadan çeviren: Mehmet Hakkı Suçin)

Usta sanatçı Hicabi Demirci’nin benzersiz güzellikteki karikatürüyle karşılaştığımda işte bütün bunlar üşüştü kafama. Çizgiler, renkler, gölgeler Mahmud Derviş’in dizelerine karışıp havalandı, tozu dumana kattı, bir sarmala dönüşüp birden alev aldı yüreğimde.

Gülümseyemedim. Ne güzel, dedim içimden. Eşitlik için, özgürlük için, barış için, kardeşlik için; emperyalizmine karşı, omuz omuza, yan yana gelmiş insanlarla hayvanlar. Ne güzel!